EDEBIYAT

En sevdiğim filmler/ 17- Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects)

Author

Olağan Şüpheliler- 1995

Yönetmen: Bryan Singer

Bryan Singer’ı bugünlerde bilen bilir. X- Men serisi ve The House’dan sonra Singer’ın isminin duyulmuş olmasına şaşırmamak lazım ama bu yönetmenin ilk patlaması aslında 1995 yılında Usual Suspects’le olmuştu. Bu film aynı zamanda Kevin Spacey’nin yıldızının da patladığı bir filmdi. 1990’ların ruhunu taşıyan bu filmi birçok kişi zaten seyretmiştir, ama Usual Suspects’i tekrar tekrar izlettiren şey sadece final sahnesinin şok ediciliği değil, ayrıca taşıdığı detay derinliği ve tamamen 90’lar havasına bürünmüş bir sinema keyfi sunuyor olmasıdır. Herkesin Esaretin Bedeli’ni konuştuğu bu günlerde Spacey Keyser Soze rolüyle ikon haline gelmiş ve en iyi yardımcı oyuncu Oscar’ını evine götürmüştü.

Filmin konusu, bir araya gelen beş suçlu birlikte sorgulanır ve bir suç projesi oluşturmaya karar verir. Fakat kısa bir süre içinde aslında tesadüfen bir araya gelmediklerini öğreneceklerdir.

Kint şu sözü hatırlatır “Tanrıya inanmam ama ondan korkarım”, kendisi ise farklı düşünmektedir. “Tanrıya inanırım ama Keyser Soze’den daha çok korkarım”. Aksak yürüyen bu adam bir polis detektifi tarafından sorgulanmaktadır. Korkulu, huzursuz adam mümkün olduğunca az şey anlatsa da karşısındaki polis dedektifi (Chazz Palminteri) onu rahat bırakmaz, daha fazlasını anlatmaya zorlar. Keyser Soze sinemada nadir rastlanacak kadar etkili bir ana karakterdir, ama filmin çoğunda onu görmeyiz bile…Sadece hayaleti etrafta dolaşmakta ve insanları bu kadar korkutmaktadır. Sinemada seyirciyi bu kadar iyi kandırmak o kadar nadir gerçekleşen bir şeydir ki, gerçek gözümüzün önüne serildiğinde kafamızdan aşağı bir kova buz gibi su dökülmüş gibi olur.

Aslında bu kadar şaşırmamızın arkasında sinsi bir tuzak vardır. Filmi izlerken bir labirentteyizdir ama sürekli koşmak zorunda kalırız. San Pedro California- dün gece, sonra New York- altı hafta önce, sonra Los Angeles- bugün. Bir ileri, bir geri, bir ileri, bir geri hikaye ilerlerken kendimizi jet lag halinde buluruz. Filmin başında dizilen beş suçlu da efsane ekiptir hani… Gemiden kurtulan Keaton: Gabriel Bryne, yani aksak yürüyen: Kevin Spacey, hepsini birleştiren birinci sınıf suçlu: Stephen Baldwin, ölümcül bir patlayıcı uzmanı: Kevin Pollak, ve kırmızı gömlekli, esrarengiz bir karakter: Benicio Del Toro…

Bu kadroya baktığımızda şunu da hatırlarız. Bize bu filmi sevdiren sadece 90’lar havası, gizem dolu hikayesi ve sürpriz sonu da değildir. Aktörlerin hepsi etkileyicidir, zaten bu film sonrasında hepsinin, özellikle Spacey ve Del Toro’nun kariyerinin yükselişe geçmesi de tesadüf olmasa gerek. Bir daha izleyesim geldi xd