HIKAYE

kral çıplak!

Author

Yeryüzünde tanıdık yüzler var. Milyonlarca hatta milyarlarca.
Yaşamak için elde edilmesi gerekenler var. Bazen iyi bazen kötü…
Hangisine tâbi olursa insan onu yaşıyor ve öğreniyor.
Doyumsuzlukta var açlıkta. Her iki durumda öğreniliyor ya dışardan ya da bencilce.
Sorgulamayı öğreniyor insan, her an her saniye.
Sorgulamak insanın özüne has olsa gerek. “Ben” demeye başladığı an başlıyor herşey, İyi ve kötü oluyor, yaşamı boyunca ağlamaya ya da haykırmaya sebep arıyor.
Birileri yönetiyor, yönetiliyor ya da yönlendiriliyor.
Önemli olanlar önemsiz, gerekli olmayanlar baştacı olduruluyor.
Nefes aldığın her anın faturası çıkartılıyor.
İçleri dolu dolu olan insanlar boşaltılıyor, boş olanlar ise öyle bir dolduruluyor ki boşluk adeta Everest’e benziyor..
Krallar var yaşadığımız her yerde.
Yaşam bahşediyorlar yönettiklerine.
Umut aşılayıp(!), fakirlik biçiyorlar insanlara. “Ben” demeyi öğretip, narsistlik marşları söylettiriyorlar.
Küçücük beyinlere…
Yaşam, bencillik kalesi üzerinde altını doldurduğu çöplüğüyle göğe uzanıyor.
Pis kokuların farkında olanlar ya çöplükte ya da kalede gizli yaşamayı seçiyor.
Anı yakalayanların zevk ve şaşaları yaşanılan her yerden rahatça görünüyor.
Narsizm propagandası halka iniyor. Halk kralına verdiği nimetler için şükrediyor(!)
Kral her zamankinden daha mağrur ve gururlu.
Baskı ve zulüm yapmasına gerek kalmadan halkını bağımlı yapıyor.
Tüketen ve bencilliğini kendi elleriyle yükselten bir toplumu kim sevmez ki?
Kale her saniye uzunluğunu arttırıyor, çöplük yığınlarının üstünde.
Üzülen ve ezilenler; hayatın getirdikleriyle yetinmekten, onlara dokunmayan yılanın bin yıl yaşamasından ve çocuklarını kalenin ana merkezinde toplumun benimsediği yerlerde olmaları için bok temizlemeyi görev biliyorlar.
Giden kral geleni aratmadı ki hiç.
O nesile ne öğretildiyse onu diğer nesile aktardı.
Öğrenmeyi yarış haline getiren toplumun harcı, kralının haz yuvalarını doyuran bireylere dönüştürdü.
Aslında hepsi buydu.
Kral kalesini, yalanlarla ve çöplükle örte dursun, nesillerimiz örtü altında kirlenmeye devam ededursun, gelecek gelişmeyi getirecek mi diye endişelenmekten öteye gidemiyoruz.
Gelişme; insanın insan doğasını bozuyor ve parçalıyor.
Her zaman giydirilmiş kralları seçiyoruz nesiller ve nesiller boyunca.
Uslanmadan elbiselerini ipeklerden seçip saraylarını altınlarla inşa ediyoruz.
Roller biçip gözümüzde tapılası olgulara çeviriyoruz.
Cahillikten ve açlıktan ölsek dahi o krallar uğruna feda ediyoruz insanlığımızı.
Nerede ve ne zamanda kayıplara uğradık kaybettik bilmiyoruz.
Bilmeliyiz ki; biz aslında bizi hiç sevmedik, sadece krallarımızı hep giysileriyle sandık. Aslında gerçeğin çıplak bir yalandan ibaret olduğunu anlamadan..
14 Mart 2015

kral çıplak!