IŞ & EKONOMI

12:55, Nisan 30'uncu

Author

AYDIN’IN DAĞLARI, OVALARI…

CENGİZ ERDİL

Aydınlılar Kuşadası’na ‘ada’ derler. Yılın dört mevsimi güneşi ve denizi özledikleri vakit, az ötelerinde Egenin kuytuluğuna sığınmış, şimdilerde betonla sıvanmış adanın yolunu tutarlar. Hali vakti yerinde olanın zaten yazlık bir evi vardır adada.

Bir zamanlar kuş yuvalarının çokluğu nedeniyle eski göçerlerin Kuşadası adını verdikleri balıkçı köyü, kocaman bir kent haline gelince, önce kuşlar gitti. Güvercinler yükseklikte sınır tanımayan binalar arasında yönlerini bulamaz oldu. Kuşadası , tepelerden deniz kıyısına inen, beton evler merdivenine dönüşmüştü. Kanatları güvercinleri daha yükseklere taşıdı. Katliamı kuş bakışı önce onlar gördü, Mandalina, zeytin ve incir ağaçlarının kesiliyor artık para konuşuyordu. İnsanlar ama bazı insanlar gördü sonunda katliamı ama iş işten geçmişti. Kuşadası’nın rant tarihinde kan bile vardı. Arazi paylaşımına halk düşmanı çeteler de karıştı. Eski belediye başkanı da ranta kurban gitti.

Cennet oldu cehennem…

Cumhuriyet’in ilk turizm destinasyonlarındandı Kuşadası. Antalya’dan, Bodrum’dan önce burası vardı. Efes ve Milet gibi antik kentlere yakınlığı cazibesini artırmıştı. Plan ve proje hak getire misali gelişi güzel yapılan oteller, apartman yazlıklar Ada’nın sonunu getirdi.60’lı yıllarda bu güzel mekanı keşfeden turistlerin de gözünden düştü. Zengin turist gitti, züğürt turist geldi. Sonra onların da ayakları kesildi. Ünlü turizmci Vural Öger’in İstanbul’da bir toplantıda söylediklerini hatırlıyorum. Şöyle demişti Öger; “ Burada da Bodrum’daki gibi iki kat sınırlaması olsaydı, butik otel ve pansiyonculuğu geliştirseydik, tesisler ağaçlar arasında kaybolsaydı keşke. 100 dolara sattığım yatağı Kuşadası’nda şimdi 10 dolara satamıyorum. Turizm beton değildir.”

İşadamı artık ‘betonu satamıyorum ’ diye gözyaşı dökerken, geçmişi sadece çevre duyarlılığı olanlar özlüyor.

Kuşadası artık geri gelmez. Ancak hiç ders alınmıyor. Olağanüstü verimli tarım arazileri, zeytinlikler ve de İncir ve Mandalina bahçeleri yok edilmeye devam ediyor.

Söke Ovası kan ağlıyor

Aydın’ın en hareketli ilçelerinden biridir Söke. Kuşadası ve Aydın’ın kavşağıdır. Günün her saati Kuşadası’na ulaşım vardır. Şimdilerde Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin otobüsleri, üç yerleşim yeri arasında düzenli sefer yapar. Söke bereketli toprakların başlangıç yeridir ayrıca. Adını ilçe merkezinden alan Söke Ovası , ülkemizin en önemli tarım alanlarındandır.

Hollandalı bir uzman buraya gelmiş, bakmış bakmış. “Bu ova bizde olsa herhalde dünyanın gıda deposu olurduk” demiş. Bunu bana aktaran Ziraat Mühendis dostumun yalancısıyım ama gerçek payı şöyle var. Hollanda çoğu deniz doldurularak elde edilmiş 41 bin 528 km² toprağa sahip ve Dünyanın en büyük endüstriyel tarım yapabilen ülkeler arasında. Söke’ ovasının yüz ölçümü 1088 km². Bodrum yolcularının ‘git git bitmez’ dedikleri bir derinliğe sahip Söke Ovası. 450 bin dekar ekili alana sahip. Bu alan çoğaltılabilir ama giderek azalıyor. Türkiye’nin en kaliteli pamuk rekoltesine sahipti ancak çiftçi pamuk ekmekten vazgeçiyor.

Söke'nin Dağlarından Yağ, Ovasından Bal Akar.

Kuşadası’nın kuşları nasıl gittiyse Halkın bu deyimi de geçmişte bir anı olarak kalacak gibi görünüyor.

Ziraat Mühendisi dostumun bana verdiği ve devletin tüm birimlerine sunulan rapor çarpıcı bilgilerle dolu.

Rapora göre, Söke Ovasında 6 bin 995 çiftçi ailesi tarımsal üretim yaparak geçimini sağlıyor. 37 bin 950 hektar alanda başta pamuk, hububat, mısır ve ayçiçeği olmak üzere tarla bitkileri 23 bin 644 hektar alanda zeytin, narenciye, incir ve meyve üretimi yapılıyor.

Büyük tehlike; kirlilik

Ovayı besleyen Büyük Menderes nehri yerleşim yerlerin atıkları ve kimyasalların tehdidi altında Burada bir temizlik uygulanıyor ama yanlış uygulanıyor. Bakın raporda ne yazıyor:

“ Her yıl nehrin taşması 624 bin 414 dekarlık verimli ovamızda büyük ekonomik zarara neden olmakta. 2012 bahar aylarında karların erimesiyle, barajlardan bırakılan su nedeniyle ekim mevsiminde ekilecek alanlarımız su altında kaldı. Büyük menderes nehrinin taşmasının tek nedeni nehrin yatağının temizlenmemiş olmasıdır. Büyük menderes nehrinin yatağının temizlenme çalışması yukarıdan aşağıya doğru başlamıştır. 2012 yılında tahmini olarak en fazla 10 km civarında nehir yatağı temizlenmesi hedeflenmektedir. Nehrin bu bölümdeki uzunluğunun 60 km olduğunu düşündüğümüzde, bu çalışmaların bu hızla ancak 6 yılda yani 2017'de bitebileceğini öngörebiliriz. Bu durum, biz çiftçileri üzmektedir. Ayrıca nehir yatak temizliğini yukarıdan aşağıya yapılması doğru bir yöntem değildir. Başka çalışmalardan da bildiğimiz, bizim için de doğru olan nehrin aşağıdan yukarıya doğru yapılmasıdır. Büyük Menderes nehrinin yatak temizliğinin bir an önce bitirilmesi gerekir. “

Evet dostlar, ülkemiz İstanbul Ankara’dan ibaret değil! Yedi aydır bulunduğum bu bölgede yüzlerce sorun saptadım. Halka konuştum. Turizm yapacağız diye Kuşadasını batırdık. Dünyanın sayılı tarım mekanları arasında gösterilen Söke Ovasını da bitiriyoruz.

Bilimin ve planlamanın ışığında halbuki neler başarılırdı bu yörede.

Ha şunu da yazayım, Söke Ziraat Odası’nın raporu 4 yıl önce hazırlanmış, her yıl yenileniyor. Ancak tozlu raflarda kalıyor.

Söke ovası ve Kuşadası’nda bir muhabir haftalık haber turuna çıksa kim bilir neler öğrenecek.