TEKNOLOJI

Yine Geziyoruz.

Author

 Haziran 2 si, cuma günü yine ekip olarak gezintiye gitme planı yaptık. Herkes yapması gereken ayarlamaların başına geçti. Aslı motoların kontrollerini yapıyorma gitmişti. Aksilik ki içerden bir bağırma sesi “Ceyhun motorların hidrolikleri boşalmış. Sanırım hortumlarda sıkıntı var. Burak hortumları ayarlasana” dedi. Bize ait olan herşey son derece dikkatli kullanılırdı. Bunun neden olduğunu herkes çaktırmasa da düşünmeye başladı. Tabi diyebilirsiniz sonuçta ürün bir deformasyon süresi var. Haklısınız tabi ama sürekli kontrol ederdik. Küçük bir aşınma bile olsa o parça hemen değiştirilirdi. Motor bakımları son hızla devam ederken kalan arkadaşlar işlerimize odaklanmış arkada çalan müzikler eşliğinde keyifli keyifli yolculukla alakalı düşünce planlarımızı birbirimizle paylaşıyorduk. Hidrolik sorunnu bizi 2-3 saat kadar geçiktirecek olsada pek bir moral bozukluğu yaratmamıştı. Fincan fincan kahveler havada uçuşuyordu. Çalışma alanında selfieler çekilip sosyal medyalarda paylaşılıyordu. Günün eğlenceli saatlerine girmiş bulunmaktaydık. Yapmamız gereken rutin işler neredeyse tamamlanmıştı. Yarım saat kadar sonra bütün işler bitmişti ve oval koltuğa geçip yolculuğun son halini konuşmaya başladık. Uzun süren konuşmanın ardından ortak karar atmosferin dışına çıkıp bir süre gezegenleri yukarıdan izleyip o an gözümüze hangisi güzel göründüyse oraya inip ordaki arkadaşlarla takılmak olarak karar verdik.

Kahvelerin dibi geldiğinde pisti kalkış için hazırlanmasını beklerken odaları toplarladık. Son kontrollerin ardından pistin hazır olduğu ve uçağın kalkışa hazır olduğunun anonsu geldi. Bizde ana koridorda buluşup uçağa doğru ilerlemeye başladık. Pistin girişine geldiğimizde uçağımızı yine hayranlıkla izliyorduk. Uçağıın bizim ekibimiz için önemi çok büyüktü. Bizim toplayıp adam ettiğimiz bir taşıttı ve kimse bunun bu kadar iyi olacağını beklemiyordu. Çoğunluğunu analog sistem üzerine kurduğumuz için “2 vur düzelir.” mantığı da gayet güzel bir şekilde işliyordu. Tabi bunu pek kullanmaya ihtiyaç duymuyorduk. Kokpite yerleşip kalkış için son kontrolleri yaptıktan sonra telsizden “Kalkış izni verilmiştir.” kelimesiyle motorlara güç vermeye başladık. Bizim uçak kalkışlarda biraz masaj makinesi etkisi yaratsa da havada hiçbir sıkıntı yaratmıyordu. Pistten tekerleklerimiz ayrılmıştı artık. Gökyüzüne doğru yolcuğumuz yeniden başladı ve hızlı bir şekilde atmosfere yaklaşıyorduk. Göstergeler gayet normaldi. Telsizden sıkı tutunun anonsunun ardından atmosferi geçtik ve artık yer çekiminden kurtulmuştuk. Hafif gevşek kemerlimizin içinde bir miktar yükselmiştik. Gözüm bir anda bizim gezegene takıldı. Dünya yukardan bakılınca çok güzel bir his uyandırıyordu. Sanki içerde hiçbir sıkıtı yok herşey yolundaymış gibi bir maske takıyordu. Artık bu maskenin gerçekliğine kimse inanmasa da acaba dedirtiyordu.

Uzayda süzülüyorduk. Yapay yerçekimi aktifleşmişti bile. Bizi zorlamayacak bir hızda sabitlenip atıştırmalık birşeyler almak için kemeri çıkartıp ana güvertede ilerlemeye başladım. Herkese telsizden sordum neler istediklerini. Herkes en uç isteklerini söylediler her zamanki gibi ama önlerine konserve ve sıvı besinlerin geleceğini biliyolardı. Zaten her yükselişimizde aynı kafaydık. Atıksız bölgede doğru ilerleken bende yemek için masayı hazırlıyordum. Hazırlık derken konserveleri falan masaya koydum yani öyle mumlar yada sırayla dizilmiş çatal, kaşık, bıçak gibi şeyler gelmesin aklınıza. Güvenli bölgeye girdiğimizin anonsu geçti telsizden ve herkes masanın etrafında toplanmaya başladı. Güvenli bölge dediğimiz yer de uzay atıkları ve göktaşlarından temizlenmiş bölge olarak geçiyor. Bir savaş halinde değiliz. Kimse yemek yerken gemiye zarar verecek birşeylerin çarpmasını istemez. Yemekler yenirken Mars’ın o güzel kırmızlığı hepimizin hoşuna gidiyordu. Rotamızın Mars olmasına karar verdik. Hafrasonumuzu geçirecek bir yer bulmuştuk. Ekipten herkes bu fikre katılmıştı. Yemek işi bitince kontrole geçip kızıl gezegene doğru ilerlemeye başadık. Mars pazarıyla daha geniş bir yelpazeye sahipti. Gemiye modifikasyon yapmak için bir sürü ürün bulabiliyoruk. Eski dost ziyaretleriyle ilk günümüz geçer diye planladık. Zaten arkadaşlarımızın olduğu yerlerde ürün pazarının merkezindeydi. Artık iyice yaklaşmıştık Mars’a ve o kızıllığı bizi büyülüyordu. Şanslıyız ki fırtınalı olduğu zamana denk gelmemiştik. İnişimiz çok kolay olacaktı. Pistle irtibata geçip iniş izni istedik. Gerekli protokoller tamamlandıktan sonra gemiyi alana indirip hangara çektik.

İnsanların genetiğini diğer gezegenlere uyumlu yapamadıkları için çok büyük bir şekilde yaşam alanları yapıldı gezegenlere. Uzun yıllar boyunca hep düşündüğümüz uzayda hayat varmı sorusunun cevabınıda açıklıyayım sizlere. Biyolojik olarak yaşam formları var ama bunlar bir vücuda sahip değiller yani özetle yaşam var fakat mikroorganizma olarak. Pistten çıktığımız gibi diinlenmek için eve gittik. Eve ulaşınca arkadaşlara ulaşıp geldiğimi söyledik. Akşam için planlara başladı bizimkiler. Beni diğer ekip arkadaşlarımdan ayıran özelliklerden birisi de onlar eğlenmeyi çok fazla severlerdi ama ben onlar kadar sevemedim. Onlar kendi planlarına sadık kalarak arkadaşlarıyla buluşmak için dışarı çıktılar. Bende eski toprak 2-3 arkadaşımı arayıp eve davet ettim. Bira muhhabbetlerimiz çok keyiflidir. Bayağı zamandır da bizim elemanlarla bunu yapamıyorduk. 1 saat sonra tamamen eskiler toplanmış ve ilk biralardan yudumlarken şişeleri tokuşturmayı unuttuğumuz aklımıza geldi. En son bıraktığımdan beri pek fazla şeyin değişmediğini söylediler. Bizim uçağın neredeyse tamamı bunlardan topladığımız parçalarla yapıldı. Hemen söze girip uçak için yeni birşeyler olup olmadığını sordum. Arkadaşlar her zaman yeni şeyler vardır dediler hepbir ağızdan. Kahkahalar eşliğinde kızıl gezegenin manzarasıda eskileri konuşuyorduk. Ortalama bu konuşmalar 3 saati bulmuştu ve artık ayrılma vakti gelmişti. Hem ben çok yorulmuştum hemde arkadaşların benden başka işlerinin olduğunu biliyordum. Aramızdaki dostluktan dolayı hiçbir şekilde bunu belli etmezler gerekirse bütün işlerimiz aksasa bile ayrılmazdık. Ufaktan ufaktan esnemelerle ben sarhoş oldum artık dağılmalıyız deyip göz kırpınca zaten demek istediklerimi anladılar. Yarına parçaların listesini sana ulaştırırız duruma göre seçip değişimlerini yaparız dediler. Bende lafının peşine yalnız yarın akşama kadar tamamlanması bizim için daha iyi olur. Yani elinizin altında olanları listeleyin hem deneriz hemde hızlı sonuç alırız dedim. Tamamdır deyip hazırlandılar. Kapıya kadar eşlik edip uğurladım arkadaşları. Bizim ekibe de mesaj atıp uyuyacağımı söyledim. Bizim ekipten cevap gecikmedi tabi. İhtiyar sen uyu biz daha yeni başladık dediler. Sıcak bir duş alıp kendimi iyice gevşettikten sonra üzerimi giyindim. Üzerimdeki buhar geçene kadar manzaraya takıldım. Hafif bir esintiyle ürperince odaya geçip üzerimi değiştirdim. Yatağı hazırladıkdan sonra 2-3 adım geriye çekilip çocukluktan beri yapmaktan usanmadığım şeyi yaptım. Koşarak yatağa zıpladım ve zıplaya zıplaya örtünün altına girdim. Sineklerin Tanrısı kitabımdan biraz okuyup iyice gözlerimi ağırlaştırdıktan sonra kitap ayracını kaldığım sayfaya iliştirip uykuya daldım.

Yine Geziyoruz.