POLITIKA

Çekerim Emaneti SiLerim Adaleti

Author

Adalet Yürüyüşü başladı dün.

Parti adı geçmeden. Öncelikle tebrikler sonunda kınama ve ayıplama dışında harekete geçen ülke muhalefetine…

Yandaş basın yürüyüşün sonuna gelindiğinde açıyormuş kameraları; katılım düşükmüş gibi gözüksün diye. Ne acı; bir zamanlar hak yiyen “fetöcü” abilerinin şu an ihtiyacı olan adalet gibi, kendilerinin de aynı duruma düşebileceğini hesap edememek. Ne acı kendi gibi düşünmese de haklının davasını küçümsemek.

Ve ne kadar büyük saflık az sayıda olacaklarını zannetmek.

Cumartesi anneleri var mesela; yıllardır çocuklarının cesedine hasret. Bahçede oynarken topu caddeye kaçsa aklı çıkan annelerin, çocuğunun cesedine ulaşmak için yıllarca verdiği mücadele var, bu ülkede. Çocuklarının ne yaptığı, ne yapmadığı önemli değil. Çocuklarının topunun peşinden caddeye koşmasının hata olduğu akıllarından bile geçmiyorlar. Onlar bu ülkenin anneleri! Evlatlarının cesetlerini arıyorlar...

Ergenekon, Balyoz mağdurları var. Yıllarca bir kumpasın içerisinde, canları gibi sevdikleri vatanlarında, vatan haini ilan edilirken, adalet mücadelesi verdiler. Kimisi veremedi; hayatına son verdi, kendi elleriyle. Kimisinin 6 yaşında kızının eteğini çıkarttırdılar cezaevine girerken ötüyor diye. Babasını görebilmek için kazağını bağladı beline de girdi içeri. Okullarında terörist dendi babalarına. Yıllarca pislik bir kumpasın mağduru olup, uzak yaşadılar sevdiklerinden. Kayınpederleri yoktu, kanser olup öldüler içerde. Hepsi vatansever Atatürkçülerdi. Susturmak için hayatlarından çaldılar. Çalanların da hepsi fetöcü çıktı. Fetöcü hakim ve savcıların yanında yer alıp, “bu davanın savcısı benim” diyenler “ kandırıldık” edebiyatıyla hayatlarına devam ederken, fetöcü yaftalamasıyla başka Atatürkçü vatanseverleri atıyorlar şimdi içeri. Onlar ve yakınları peşinde koşmayacak mı adaletin?

17-25 le anladılar; 40 yıldır devletin içine sızmış örgütün, terör örgütü olduğunu. Çünkü gücünü yitirmeye başlayan örgüt için sıra onlara gelmişti. Atatürkçüler içeri tıkılırken savcı olanlar, yılan kendilerine dokununca, kendi davaları için halkı tankların önüne atmaya çekinmediler. Kendi yerleştirdikleri asker ve polislerin hangisi kendilerinden hangisi değil ayırt edemeyecek noktaya geldiklerinden, ülkenin güvenilir güvenlik gücü silahsız, savunmasız tank önüne yatan halk oluverdi. Yüzlercesi öldürüldü! İstanbul’da! Köprünün üzerinde tarandılar. Hala anlatırken boğazımızın düğümlendiği anlardı. Ülkenin meclisini bombaladılar, yıllardır ordumuzda görev yapan, kime hizmet ettiği bilinen askerler... Ve adalet yürüyüşünde bir dede vardı askeri okul öğrencisi evladını hapisten kurtarmak için veriyor mücadelesini. Hangisi koşmasın şimdi adaletin peşinde?

İzlerken içimiz dayanmadı, yüreğimiz parça parça oldu. Annesi izlediyse ne hissetmiştir diye düşündük. Gencecikti, hayalleri 19 yaşında. Biraz acımadılar, bir ananın kuzusu demediler. Kimin, neyin maşasıydılar, Atatürk’ün p.çleri diye gençleri kovalayanlar? Öldürene kadar dövdüler, tekmelediler. Yere düştü, durmadılar. İnsanlıktan biraz nasiplerini almamışlardı. Tek sebebi gençlik ve özgürlük olan bir insana kıymayı istemişlerdi. Gittiği doktor da önemsememişti tomografi sonrası önce ortopediye sonra eve göndermişti. Belki bir tetkik yapsaydı belki biraz erken müdahale edilebilseydi... Kalp hastasıydı bir de... Yürek dayanmıyor. Onlarcası vardı adalet yürüyüşünde Ali İsmail Korkmaz tişörtüyle.

2017’nin ilk 5 ayında 173 kadın öldürüldü. Daha binlercesi var her sene. Çoğu en yakınları tarafından katlediliyor. Evlenmek istemedi diye, boşanmak istedi diye, çalışmak istedi diye, gece geç saatte sokakta diye, ruj sürdü diye, okumak istedi diye, kendi ayakları üzerinde durmak istedi diye, mini etek giydi diye, minibüse bindi diye, otobüse bindi diye, binlerce kadın, erkekleri tahrik etmiş sayılıyor bu ülkede. Dayak yemeyi, tecavüzü, öldürülmeyi hak etmiş sayılabiliyor. Mahkemede kravat taktı diye, bir kadının ırzına geçme, onu öldürmesi cezası hafifleyebiliyor. O kadınların bir çoğu yok artık. Onlar için adalet arayan milyonlarcası var.

İş güvenliği olmayan milyonlarca işçi var, madenciler var, parasız eğitim istediği için tutuklanan öğrenciler var, KHKlarla ihraç edilen konuyla alakası olmayan binlerce işsiz var, milyonlarca işsiz var, okuduğu okul bir gece ansızın imam hatipe çevrilenler var, seçtiği milletvekili hapiste olan var, oyları çalınan milyonlar var, basın özgürlüğü olmadığı için haber alma hakkı elinden alınan 70 milyon var...

Bu ülkede her şey var da bir hakları için mücadele eden yok.

Yıllardır herkes susuyor.

Yürüyüşün en azından herkese haklarını hatırlatmasını dilerim.