HIKAYE

Küllerimden doğuşum

Author

Bölüm 2
​Yetenek diye başlamıştım lafa meğer bende daha yetenekler de varmış. Sakatlandıgım sene lisede sınıfta kaldım ve çok üzdüm bizimkileri, ilk senede servisle giderdim okula gerçek anlamda uzaktı, pederi nasıl kızdırdıysam artık zılgıtı yedim ve yürüyerek gidip gelmeye başladım okula gidiş geliş yaklaşık sekiz km falan yapıyo yol. Ayagımın toparlanması döneminde de eğzersiz olmuştu bana. Liseyi tekrar ettiğim sene bildiğin asıldım derslere ve iyide gidiyorum hocalar zaten tanıyolardı beni ama derslere önem verince parmakla gösterilmeye başlandım artık unutmuştum sakatlık mevzusunu, arkadaşlarımla aramız düzelttim okula ağırlık verdim her şey rayına oturmuştu. Babam ilk dönemde gelen güzel karnenin de etkisiyle bana bi bilgisayar toplatmıştı hediye olarak, karne adamın ne kadar hoşuna gittiyse :D evde eşşoğlu eşekten oğlum’a terfi etmiştim :D Sonunda lisenin son sınıfına geldiğimde artık üç gün staj yapıcaktım iki gün okulda olucaktım. Staj için devlet kurumuna başvurdum tarih verildi mülakata çağrıldım ama ben yaklaşık yarım saat geç kaldım. Mülakat dediğim bütün başvuru yapan liselileri konferans salonuna toplamışlar kurbanlık seçer gibi seçiyolar. Benide seçtiler ama bi saçmalık var ben ticaret lisesi okuyorum beni aldıkları bölüm teknoloji ve bilgisayar proglamlama tamirat v.s ile alakalı. Benden hariç üç tane de Endüstri Meslek Bilgisayar bölümü öğrencisi var. Yani benim oraya alınma sebebim çaycılık ve ayak işlerini yaptırmaları için, diğerleride pek bişey yapacaklarından değil ama en azından bilgisayar başında olacaklar. Ne kadar gurur kırıcı bi durum ama benim bunu kabullenmeye hiç niyetim yoktu. Ortam öğrenmek için çok elverişliydi, bir ofiste operatör donanım ve işletim sistemlerinin tamiratı gibi işler yapılırken diğer tarafta mühendisler yazılımlar üzerine çalışıyolardı ve bu benim çok ilgimi çekmeye başlamıştı. Kendimi sevdirebilen bi insanım yakınlık kurdum sohbetlere başladım benimsediler beni ve niyetimi açıkça anlattım hepsine kışaca “eğitin beni sensei” diyip üstüne küçük emrahı ekledim :D sağ olsunlar bana yazılım ve donanımın temelini öğretip hevesimi iyice artırdılar. Kendimi geliştirmenin peşine düştüm ilerlemem lazımdı, sakatlığımdan sonra ilk defa bir şeye ilgi duymaya başlamıştım ve zorlanmıyordum, eve gidip bilgisayarımı bozup tamirler, modifiyeler, programlar yazıp geliştirip kullanılabilir hale getirip düzgün çalıştığını ve senin istediğini yaptığını görmek çok güzel bi duyguymuş, çocuğum yok ama her halde çocuk büyütmekte buna benzese gerek. İş yerinde tamiratlara arıza tespitlerine network çözümlemeleri yapmaya gönderiliyorum ve yanımda da yardım için stajer arkadaşlarımdan birini veriyolar, çocuk bildiğin yancılık yapıyo bana. Normalde her katta bir çay ocağı ve çay dağıtan abilerimiz olurdu, stajere bırak çay vermeyi köpek çekerlerdi civciv gibi kovalarlardı bizi ama bizim katın çaycısı bildiğin saygı duyuyo bana hoşuma gitmesede kırk yaşındaki adam evladı yaşındaki bana çay getiriyo falan, utanırdım en sonunda ben kendim alırım abi sen getirme nolur boğazıma düğümleniyo demek zorunda kaldım. Zamanla kendimi ispatladım herkese takdir ediliyorum hocalarım geliyor denetlemek için bölüm sorumlusuyla benim durumumu konuşup çıkarkende bana teşekkür edip gidiyo baya gurur duyuyorum kendimle ama götüm kalkmasın diyede kendimi “stajersin olum sen” diye dizginliyorum. Staj bana okuduğum bölümün dışında da olsa çok şey kattı ama asıl güzel hissettiren tarafı artık stajın bitmesine yakın bölüm sorumlumuz biz dört stajeri çağırdı odasına babacan bi veda konuşması tadında hafif sohbetle s.gidin artık diyecekti, napıcaksın okuyacakmısın ne planlıyosun gibisinden klişe laflarla diğer üç arkadaşımı uğurladı beni unuttu sandım bende onlarla beraber odadan çıkacaktım bana kal dedi, yaklaşık yarım saat bildiğin sohbet ettim adamla kısacası eğer iş istersem burda çalışabileceğimi ima etti ama o zamanın şartlarında lise öğrencisi için pek inandırıcı gelmedi bana dalga geçiyo herhalde dedim. Staj bitti lise bitti ama kazanımım kendimin nasıl bi statüye kavuşacağımı belirlemişti. Bu arada bu anlattığım dönemde bilgisayar bilmek bile işe giriş için güzel bi referans iken ve bilgisayar kusrlarından msdos saçmalığıyla insanlar bilgisayar eğitimi aldığını sanarken ben birkaç level atlamış ve artık çevremde üstat muamelesi görmeye başlamıştım. Ben kendimi geliştirmeye çalıştıkça ilerliyodum ve ufkum açılıyodu dahada merakla bu neymiş lan diyip sabahlara kadar onun peşine düşüyodum ve çok güzel bi histi. Bir makine parçası nasıl olurda insanı hayata bağlar diyebilirsiniz ama yeteneğinizi keşfedip onun üstüne gittiğinizde başarılı olduğunuzu görüyosunuz ve o haz sizi başka bi insan yapıyo, daha oturaklı daha mantıklı. Hiçbir şey için geç değil arkadaşlar ünlü sözde söylediği gibi “istemek başarmanın yarısı” değil bence tamamı

Saygılar…