KADIN

UYANIŞ

Author
UYANIŞ

     En son aradığında beş dakikaya oradayım demişti kocası. Her zaman yaptığı şeydi bu, hiçbir zaman tam vaktinde gitmesi gereken yerde olmayı beceremezdi. Beş dakika dediyse, belli ki yarım saatten önce orada olamayacaktı. Öfkesi gittikçe büyüyordu içinde. Hangi birine kızacaktı. Geç kalışına mı, böyle bir saatte tekinsiz bir köşe başında beklemesi için ısrar etmesine mi, yıllardır sürdürdüğü vurdumduymazlığına mı, ihanetlerine, yalanlarına mı? İçine attığı birikmiş bütün kızgınlıkları, kırgınlıkları birbirinin peşi sıra hatırlatıyordu kendini bu bekleyişte. Mutsuzdu, hem de uzun zamandır.

Gözleri tam dolmak üzereydi ki ani bir fren sesiyle irkildi. Az ilerisinde duran arabadan itiş kakış ve küfürler eşliğinde iki kadın indi. Neredeyse yarı çıplak olan kadınların fahişe olduklarına şüphe yoktu. Hızla gaza basıp giden arabanın arkasından şimdiye dek duymadığı öyle küfürler ediyorlardı ki, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Kadınlar kendi aralarında hararetli bir sohbete dalmışlar, onu fark etmemişlerdi bile. Başta aşağılayarak izlediği kadınlara karşı yavaş yavaş acıma hissi oluştu içinde. Aşağı yukarı onun yaşındaydılar. Onlarla kendini kıyasladığında ne kadar da şanslıydı. Düzgün bir işi, artık onu mutlu etmese de, en azından hayatını paylaştığı bir kocası vardı. Böyle bir iş yapmak zorunda olmaları –kim bilir belki de zorunlu oldukları için yapmıyorlardı- ne acıydı.

Bu sırada, fahişelerin önünde 10’a yakın araba durmuş, fiyatta anlaşamamış olacaklar ki, hiçbirine binmemişlerdi. Hatta duran arabalardan bir kaçı önce yavaşlamış onu şöyle bir süzdükten sonra ilerleyip iki kadının yanında almışlardı soluğu. İlk tepki olarak o kadınlardan biri olduğu düşünülmediği için sevinse de, az sonra içini bir huzursuzluk kapladı. Acaba onun da fahişe olduğunu sanmalarına rağmen mi diğerlerine gitmişti bu erkekler...

Arkasını dönüp mağaza camekanına yansıyan görüntüsüne baktı. Ve hiç hoşnut kalmadı bu görünüşten. 50’li yaşlardaki öğretmenleri andırıyordu ki, aslında sadece 30'lu yaşlarının başındaydı. Nasıl bu hâle gelmişti, nasıl fark edememişti kadınlıktan uzaklaştığını. Eskileri hatırladı, o cıvıl cıvıl, hayat dolu, gözlerinden arzu fışkıran kadın olduğu zamanları ve o kadına neden küstüğünü. Eteğinin ucundaki fırfırı yırttı önce. Gömleğinin 2 düğmesini açtı. Tokasını çıkarıp, dağıttı gür saçlarını. Çantasından sigarasını çıkarıp elleri titreyerek yaktı. Çok geçmeden önünde bir araba durdu, kalçalarını iki yana sallayarak ağır ağır yaklaştı. Kendine güvenli ve dişi bir tavırla bindi arabaya. Bacak bacak üstüne atıp sigarasından bir nefes aldıktan sonra, onu şaşırmış gözlerle izleyen erkeğe dönüp “Boşanmak istiyorum!” dedi.  

Demet Sarova