EĞLENCE

Fetişist Sevgili Pt.1 (Seks Hikayesi Değildir)

Author

Kargaşa, öfke yada benzer ortak yönler taşıyan yeni duyguların insan bedeninde nasıl aktif olabileceğini hiç düşünmemişizdir. Rutinde işimize yarayacak bir bilgi değildir nitekim. Ama hayat öyle vahşi bir platform ki seni bir gün alıyor denk gele bir ortama sokuveriyor, sende kalkıyorsun ordan bir tane kızla etkileşime giriyorsun. Bunda ne gariplik yada vahşilik var diyecek olanlar çıkar. Burdan bu kadarına bakınca herşey normal. Tabi birde resmin bütününe 8-10 adım geriye çekilerek ve hafiften odaklanarak bakılması gerekiyor. Bütününü gördün mü zaten suratta oluşan tatsız ifade bile yeter bazı şeyleri anlatmaya.

Günlerden bir gün, bizim evde takılıyoruz. Ortam çok hareketli, gelenin gidenin cidden haddi hesabı yok. Keza içilenin sıçılanında aynı şekilde. Saat ilerlemiş artık bir miktar insan kalabalığı gitmiş evde birkaç arkadaş kalmışız. O arada (Ciddi anlamda kafam güzel olduğu için hala daha tam olarak nasıl olduğunu hatırlayamadığım bir şekilde ama katil, kara, bedbah, simsiyah bir gece diyim siz anlayın..) arkadaşım birkaç kişi gelecek dedi, tamam dedim. Zaten eve giren çıkan belli değil artık hücre evi diyorduk buraya biz zaten. Neyse arkadaşlar geldi, yine net değil 2 bayan 1 gay hatırlıyor gibiyim. O gece oldukça çok muhabbet ettik. Alkoldür, odur budur yine bir tur daha. Zaten ben bitik bir haldeydim üstüne birde bu gelenlerle içip iyice maymuna dönmüş ama yıkılmamış bir halde ortamda kendimi gerektiği kadar göstermeye devam ediyordum. O esnalardan biraz sonra modlar düşmüş, müzik nu/deep house'a dönmüş ve gereksiz birkaç kişi daha pes ederek yürüyüp gitmişti. Son tablo 2 kız 2 erkek kalmıştık. Benim diğer arkadaş önceden seçtiğine baya baya yürümeye başlamıştı ama kız çok istekli değil gibiydi. Tabii bu durum bizim oğlanın şevkini kırmaktan ziyade daha da talepkar bir hale taşımaya devam ediyordu o kafayla. Ben cool modumu sürdürme çabası ve arkadaşımın kızla konuşmalarından utana sıkıla bir hal almış ve 'artık bi yerde de dur yav' fikrimi bakarak enjekte etmeye çalışırken o an gelir. Zaman durur, bükülür, eğrilir, birşeyler olur. Esas kızımız sahnede'dir. (Ben ona kısaca Rose diye hitap edicem bu yazıda.)

O anda biz yerdeki koltuk minderlerini birleştirmiş, iç içe olmasada oldukça yakın sayılabilecek bir hal alıp konuşmaya başlamışız. Buz gibi bir kış günü olmasada üstümüzde bir battaniye vardı, oturur pozisyonlardaydık. Ama tabi ister istemez onun ayağı senin kıçına senin ayağın başka yere falan bir karmaşa olur hep o battaniyenin altında. Bazen istemsiz bazen kazara bazende piçlik olsa da bir karaborsa döner içerde sinsiden. Ama o gün bende sinsilik minsilik hiçbir şey yoktu. (sarhoşluktan ötürü hakikaten Muhteşem yüzyıl dizisindeki Sümbül Ağa gibi hissediyordum) Bu esnada bir konuda bana anlatmaya başladı ki susmak bilmiyor. Başaramıyorum, es bile vermiyor. Hayır içini dökme diyen yok ama yeni tanışmışız o kadar kusup/doz aşımı yapmaya gerek yok diyorum içimden ama bir yandan su gibi içilen lanet olası alkol çişimi getirdi. Diğer kız mı dialoga girdi ne oldu bilmiyorum ama ben kendimi kurtarmıştım. Prostat olma riskimi giderip yine yerimi almıştım. İçimden istersen iki yüz yıl konuş şimdi diyorum. Düşüncem bitmeden yine başlıyor birşeyler anlatmaya. Ben bazı yerleri dinleyip anlıyor, salakça cevaplar veriyordum. O esnada bir anda sustu. Ayağımı annemde küçükken tutarmış, hatta beni öyle uyuturmuş hep dedi. Ben bu sebepsiz itirafı idrak ettiğimde ayağının elimde olduğunu fark ettim, yada benim elim onun ayağındaydı. Herneyse işte el ve ayak üstüne söylediği şeyleri birleştirmem o anda yemin ederim 1000 parçalı puzzle zorluğundaydı. Çok iplememiştim bu konuyu, meğer sonradan ortaya çıkan detaylarla harmanlayarak işlemek lazımmış veriyi. Yaptığı düzenbazlıkları, bu yol ve daha uç noktalarda işler yaparak kazandığı paraları, tehdit için çekilen uygunsuz görüntüleri ve virgül koyarak devam edebileceğim pek çok sertlikte maddelerimiz olduğu için şimdilik kısa tutucam. Ama inanılması güç ve hakikaten uç sayılacak o kadar çok detay ve nüans varki tüylerim diken diken yazmakla birlikte, aynı zamanda içimide döküyor olucam. Emin olun ki yaşadıklarımı yakın arkadaşınıza, ailenize yada öyle herhangi birine anlatamazsınız. Üstü kapalı anlatmayı denersin yanlış anlaşılır, oysa insanların eşit olarak konuya bakması için pek çok detayı vermelisiniz. Ama veremezsiniz. Yaralayıcı ve onur kırıcıdır.

Yazmak bile şu anda çok fazla zor. Öfkeme yenilmeden yazabilmek amacım. Böylece herşey daha net anlaşılabilir. Bundan ötürü birkaç bölümde paylaşacağım.