SEYAHAT

Arizona'da yediğim ibretlik trafik cezası

Author

Geçtiğimiz haziran ayında Los Angeles'ta okuyan çocukluk arkadaşımın yanına tatile gittim. İsmini yazsam muhtemelen onun için sorun olmaz ama yine de ben ona Sax diyeyim. Planımız ABD'de 25 gün birlikte geçirip ardından Türkiye'ye beraber dönmekti, lakin öyle de oldu. Bu noktada bir sürpriz yok. Yurt içi yurt dışı fark etmez, sık sık seyahat edenler ve gittikler yerde uzun müddet kalanlar bilirler ki gittiğiniz yerdeki tüm turistik unsurları tükettikten ve şehrin yaşamına adapte olduktan sonra insan kendisini oralı gibi hissetmeye başlar. Haliyle LA gecelerinde, plajlarında geçen hızlı iki haftanın ardından Los Angeles'ı tükettiğimize kanaat getirip alternatif eğlence yolları aramaya koyulduk.(Yanlış anlaşılmamak için bu parantezi açtım, LA özellikle bir İzmirli için sanırım dünyada uzun yıllar huzur içinde yaşanabilecek nadide şehilerden, ama sayılı gün çabuk geçer mantığıyla hareket edince dönmeden daha neler yapabilirim, nerelere gidebilirim moduna giriyoruz işte:) ) 

Velhasıl baktık daha dönüşe var, araba kiralayıp diğer eyaletlere, şehirlere de bir gidelim bakalım dedik. Benzin gerçek anlamda sudan ucuz olunca koymuyor tabii böyle konuşmak. Türkiye'de 300 liraya dolan depo ABD'de 30 dolara doluyor. Mümkün olsa 5 litrelik erikli şişelerine doldurup dönerken yanımda getirecektim.

İlk olarak San Fransisco - Sacramento yapıp geri dönelim dedik. Tabii ABD'nin otoyolları malum, bizim havaalanlarında öyle asfalt, öyle ferahlık yok. Gaza bastıkça gidiyor alet. Yol boyunca sık sık hız limiti tabelaları "radar enforced" tabelaları koymuş adamlar ama bize söker mi? Neyse efendim, sağ sağlim gittik geldik. Ne ceza ne kaza, yollarda tozu dumana katmış şekilde büyük bir zafer kazanılmış edasıyla döndük 1+1 öğrenci evimize.

Yetti mi? Yetmeeez. Daha Vegas yapmadık! 1 gün dinlendikten sonra tekrar icebox hazırlandı, düşüldü yollara. Nerden aklıma geldiyse düşündükçe "kafamı sk.m" dedirten o fikir işte tam da Nevada yollarında boy gösterdi. Sax'a dönüp "Ağbi hazır buraya kadar gelmişken bir de Büyük Kanyon'a gitsek ya, baksana bi maps'ten kaç saat yol." Hay aklınla bin yaşa moduna girip bana methiyeler düzerekten yazdı Sax telefona: Grand Canyon, Arizona.

Birkaç saatlik mesafede olduğunu gördükten sonra hadi o zaman gidiyoruz dedik. Nevada'dan çıktık Arizona'ya girdik. Nasıl basıyoruz ama, akşam Vegas'ta olmamız lazım ya hiç bir güç bizi 8'de Vegas'ta olmaktan alıkoyamaz. Kaza yapsak arabadan iner kırık kolu bacağı icebox'a atar koşarak gideriz. Neyse gel gelelim otobandan çıkıp, otobana göre daha sapa ve daha dar bir yola saptık. Hız sınırı da haliyle daha da düşerek 45 mile geriledi. Yanlış anlamayın bizim değil yolun hız sınırından bahsediyorum. Biz yine tabakhaneye bok yetiştirircesine ağlatıyoruz asfaltı. Yol boyuca önümüze bizim gittiğimiz yöne ilerleyen tek tük birkaç araba çıkıyor ama solluyoruz geçiyoruz. Derken yolun dümdüz ilerlediği bir mevkiide karşıdan bize doğru yaklaşan bir araç konvoyu gördü elf gözlerim. Anlam veremedim tabii, Sax desen telefonla uğraşıyor. Konvoyun yanından bir hışımla geçerken kafamı sola çevirmemle aslında onun bir konvoy değil, polis aracının arkasından hız sınırına uyarak giden masum Amerikan vatandaşları olduklarını anlamam ve bu idrakımın ardından polis aracının çakarları yakıp anında bizim ilerlediğimiz yöne direksiyonu kırması arasında sanırım salisesinin binde biri kadarlık bir fark vardır.

Ben: Aha şimdi s.ki tuttuk.

Sax: Noldu lan?

Ben: Polis takıldı oğlum peşimize!

Sax: Emin misin lan belki başkasının peşine takılmıştır?

Ben: Evet amk allahın s.ktir ettiği yerde bu yönde giden tek biz varken polis heyecan olsun diye yaktı çakarları demi.

Sax: Kaçarız ya belki.

Ben: Sax Karşıyaka'da değiliz amk çölün ortasında nereye kaçabiliriz lan bi baksana etrafa.

Sax: Doğru amk çekelim bari kenara.

Akabinde polis aracı arkamızda belirir, ben hayatımda gitmediğim kadar yavaş bir şekilde ilerlerken usulca polis aracının önünde sağa çekerim.

Bilmeyen yok bizde adettir polis çevirince o arabadan inilir, varsa sigara yakılır, hayırdır memur bey sorun nedir eşliğinde polise ikram edilir. Değil sigara yakmak, daha kapıyı açar açmaz arkadaki araçtan inen dayı "Arabada kal!" şeklinde ikaz etti. Allah belamı versin o an soyun dese soyunurdum böyle bir göt korkusu yok. Geldi yanımıza, zaten biz de o zaman kafadaki şapkayı göğüsteki yıldızı görünce anladık dayının şerif olduğunu. Saat tam 4 civarıydı, pezevenk "Burası turistik yol, tam adam s.kme saati." diye düşmüş yollara, ilk madalyayı da biz taktık haliyle.

Şerif: Sizi neden durdurdum biliyor musunuz beyler?

Ben: Hızlı gidiyorduk diye, değil mi? (Cesarete bak cesarete.)

Şerif: (Anlık bir "Lan bunlar bana şekil mi koydu şimdi?" bakışından sonra) Evet, kaçla gittiğiniz hakkında bir fikrin var mı?

Ben: Yok. Hızlıydık.

Şerif: 45 millik (70 km) yolda 88 mille (140 km) gidiyordunuz.

Ben Sax'a dönüp "Vay amk bakışı attım, aynı karşılığı verdi.

Şerif: Arizona eyalet yasalarına göre şu an seni kodese tıkabilirim.

Ben Sax'a Türkçe: Ne diyeyim lan şimdi özür mü dilenir al tık yedik bi halt mı denir, ne diye böyle konuşuyor bu?

Sax: Ne bileyim oğlum kaç yıldır ABD'deyim ilk defa polis çevirdi, düşkünü değilim ben de.

Neyse bir süre arabada wow'lar çok hızlıymışızlar havada uçuştuktan sonra herif ehliyet ruhsat pasaport vesaire aldı arabasına döndü. Tipimiz de beyaz Türk olarak adlandırılan sınıfa birebir uyduğundan ve İngilizce'yi ileri düzeyde konuştuğumuzdan olsa gerek kıyamadı herhalde, geri gelip biraz fırçaladı:

Şerif: Bakın beyler, cezayı criminal offence olarak yazmıyorum, (Başkalarının hayatını riske atmadan kanunları çatır çutur çiğnediğimiz için kamu davası olarak kavuştuk cezamıza.) Ya şu tarihe kadar ceza tutarını ödeyeceksin, ya şu tarihte mahkemeye gelip savunma vereceksin, ya da bir daha ABD'ye gelmeyeceksin. İleride görünen küçük yapılara kadar hız sınırı 45 mil, oradan sonra 35 mil. Haydi eyallah.

Bir oh çektik, büyük kanyon tiredi. Sax dedim ne kadarmış ceza bi bak bakayım.

370 dolar.

Bildiğin 1275 lira a.ına koyayım. Kodumun Arizona'sının e devlet sistemi de çölden farksız olduğu için hala ödeyemedim. Herhalde bir daha gittiğimde şerifin selamı var deyip federal hapishaneye koyarlar, hayırlısı.

Sanırım yaşadığım süre/maliyet bazında en pahali deneyimlerden biriydi. Amk şerifi...