GÜNDEM

Büyük gelişme! Kebapçı baskını, Türkiye'de bile istifaya neden oluyormuş

Author

Her şey Fatih Terim'in, bir gece yarısı Alaçatı'ya giderek, bir kebapçıyı basmasıyla başladı. 

Terim, Türkiye'nin Milli Takımı'nı çalıştıran, en büyük futbol organizasyonunun başında bulunduğu için, "herkese örnek olması gereken bir 'Spor Adamı' böyle yapar mı?"diye sorguladı herkes.

Öyle ya, çocuklar sokakta futbol oynarken bile, "Fair play"den şaşma diye tembihleniyorlar. 8 yaşındaki çocuğa "Düzgün oyna, kural dışına çıkma" öğüdü veren koca adamlar, 60'ını, 70'ini bulmuş, en tepedeki kişinin, "Ben istersem kebapçı da basarım ulan!" diye meydan okumasını nasıl izah edecekti.

Kimse izah edemedi tabii.

Sonunda Rüştü Reçber çıktı, "Hocam ayıptır, günahtır, istifa etmen gerekir" diye kibarca uyarılarda bulundu. 

Aldığı cevap, en az "Kebapçı Baskını" kadar sert ve haşindi: 

"Sen kim oluyorsun, dünkü çocuksun, bana istifa mı önerirsin. Sen kimden para aldın da bunları yazdın!" filan gibi suçlamalar. 

Yaşananlar, Afrika'nın bilmem ne ülkesinde, Güney Amerika'nın muz cumhuriyetlerinde olabilir. 

Mesela Filipinler'de bir devlet başkanı var, askerlerine, "Gidin 3 kadına tecavüz edin, birini bana yazın" dedi ve hala oturuyor o koltukta. 

Büyük gelişme! Kebapçı baskını, Türkiye'de bile istifaya neden oluyormuş

Ama Türkiye'de olur mu? En büyük spor adamı gidip kebapçı basar mı? Ailesini, kendisine itiraz edemeyecek durumda olan damatlarını böyle bir olaya sokar mı?

Kısaca olay tepeden tırnağa yanlıştı. Ve görüyoruz ki, bu yanlıştan dönüldü dün. Ve Terim, Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri ile görüşüp,  Milli Takım'ı bıraktı. Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören de, "Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörlüğünü bıraktı. Karşılıklı anlaşarak görevden ayrıldı" dedi.

Emin olun, Arda olayında da Fatih Terim kaynaklı istenmeyen senaryolar vardı. Arda'nın milli takımdan uzaklaşmasında da o etkili oldu.

Böylece Arda olayındaki yanlışlıklar da artık daha net konuşulur hale geldi.

Türkiye'de, "İstifa diye bir şey yoktur" noktasındayız. Buna alıştık. 

Sağ olsun, siyasi iktidarlar da, sendika başkanları da dernek başkanları da, muhtarlar bile bunu bize kanıksattılar. 

"Kol kırılır, yen içinde kalır" diye kötü bir geleneğimiz de var. Kimse yerinden kıpırdamıyor. 

Belki Terim'in bu istifası bir ilk olur. Bundan sonra yanlış yapanlar, böyle bir utanç duyarak, "İstifa" müessesini hatırlarlar. 

Terim'e düşen, önce Türk toplumundan özür dilemek, yaptığının yanlış olduğunu itiraf etmektir. Sonra Rüştü ve Arda'dan da özür dileyebilir. 

Ve tüm bunları yaparsa, Fatih Terim küçülmez, daha da büyür.