POLITIKA

Polisin halka otomatik tabanca dağıttığını göreceğimi hiç tahmin etmemiştim

Author

İsmet İnönü'nün bir sözünü çok severim, şöyle der:

'Bir insan ömrüne sığan değişiklikleri size anlatırsam hayret edersiniz.'

Hakikaten insanın yaşı ilerledikçe gördükleri karşısında çok şaşırıyor. İnsanlar değişiyor, tavırlar değişiyor, hiç ummadığınız kişilerden büyük başarılar görüyorsunuz, başarılı olacağını sandığınız insanlar hayalkırıklığı yaratıyor, güvendiğiniz insanlar güvenilmez çıkıyor.

Polisin halka otomatik tabanca dağıttığını göreceğimi hiç tahmin etmemiştim

Her haliyle İsmet İnönü haklı çıkıyor yani.

Bugünkü Hürriyet'in manşetini görünce İnönü'nün bu sözü yine aklıma geldi. Adamın biri geçen yıl, trafikte tartıştığı traktör sürücünü öldürüp, kardeşini de yaralamış. Sonra yakalanmış. Ve adamın cinayette kullandığı silahın MP-5 otomatik tabanca çıkmış.

Bu silahlara sıradan vatandaşın ulaşması yasak. Sadece poliste var, yarı otomatik bir silah. Alman Heckler & Koch yapımı. 9 mm'lik mermiler atıyor. Şarjörleri 15 ya da 30'luk alabiliyor. Kısaca tabanca mermisi atan, otomatik bir tüfek aslında. Kaleşnikof'tan farkı, biraz küçük ve mermileri de küçük. O kadar.

Tabii ki "Bu silah sende ne arıyor?" diye vatandaşa sormuşlar. Cevap, İsmet İnönü'yü haklı çıkaracak cinsten:

"Bu tabancayı 15 Temmuz darbe gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün önünde dağıtmışlardı. Ben de oradan almıştım."

Neee? Polis vatandaşa silah mı dağıtmış? Hem de makinalı tabanca dağıtmış.

15 Temmuz'u hep birlikte yaşadık. Gözü dönmüş bazı insanların, uçaklarla vatandaşa kurşun sıktığına tanık olduk. Gidip utanmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bile bombaladılar. Ankara ÖZel Harekat bombalanmasında 50'yi aşkın genç polis şehit oldu.

Ama tüm bunlara rağmen, vatandaşa makinalı tabanca verip, git savaş demek ne oluyor?

- Ankara Emniyeti bu konuyu araştırdı mı?

- O gece kaç vatandaşa böyle silah dağıtıldı?

- Başka kentlerde de silah dağıtımı yapıldı mı?

- Dağıtılan silahların geri dönmesi için bir girişimde bulunuldu mu?

- Hadi silahları toplayalım diyen biri çıktı mı?

Tüm bu sorular yanıt bekliyor. Çünkü bu soruların yanıtları, Türkiye'nin kurumsal bir devlet olup olmadığını da göstermiş olacak.

Atatürk'ün en büyük özelliklerinden biri, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken her işi meşrulaştırma çabasıydı. Aldığı her kararı, Meclis'e, hükümete onaylatmadan adım atmadı. Ne yaptıysa, bunu meşru ve legal hale getirdi. Savaşta yararlılıkları olduğu halde, çetecilere göz açtırmadı, hesap sordu, bazıları kaçmak zorunda kaldı.

'Meşrulaştırma' Atatürk'ün başarısının kilitlerinden biriydi.

"Halkla silah dağıtmak" diye bir uygulamanın varlığından haberim yok Ancak o gecenin heyecanıyla, bir polisin böyle bir emir vermesini anlamak mümkün. Eğer böyleyse, darbe sabah bittiği anda o silahların geri dönmesi için harekete geçilmesi gerekirdi.

Ama bu olaydan anlıyoruz ki, silahlar aradan neredeyse bir yıl geçtiği halde hiç aranmamış, sorulmamış, soruşturulmamış.

Bu konuda gereken adımların atılmaması, ilerde benzer cinayetler işlenmesine, ya da benzer cinayetlerde bu silahların kullanılmasına yol açar ki, sorumluğu büyük olur.