POLITIKA

'Yok hükmünde sayarız' diye diye 'yok hükmünde sayılmak'

Author

Avrupa Parlamentosu, bugün önemli bir karar aldı ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin durdurulması yönündeki raporu kabul etti. Oylamada 477 milletvekili ‘kabul’, 64 milletvekili ‘ret’ oyu verdi. Bu karara Anayasa değişikliği paketinin kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Kopenhag kriterleriyle uyumlu olmaması gerekçe gösteriliyor.

'Yok hükmünde sayarız' diye diye 'yok hükmünde sayılmak'

Avrupa Parlamentosu Kasım 2016’da aldığı bir diğer kararda da üyelik müzakerelerinin "dondurulması" çağrısında bulunmuştu.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Avrupa Parlamentosu Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerini etkileme konusunda sınırlı bir güce sahip. Bu karar çıktı diye henüz böyle bir karar alınmış sayılmaz. 

Zaten AB Bakanı Ömer Çelik de, "İşbirliğinden uzak bir sabotaj raporu. Bu nedenle AP raporunu, son iki senedir olduğu gibi geçersiz yok hükmünde kabul ediyoruz" dedi. 

Dışişleri de benzer bir açıklama yaptı ve "Yok hükmünde sayılmaktadır" ifadeleri yer aldı.

"Yok hükmünde sayarız" sözünü bizim bakanlar çok seviyor. Sadece bakanlar değil, alt düzeydeki yöneticiler de bu sözü sık sık kullanıyorlar. En ufak yapıcı bir eleştiri bile Ankara odalarında, "Yok hükmünde sayarız" sözleriyle karşılık buluyor. 

Yalnız bu "Yok hümkünde saymak" insana ilk anda biraz haz verse de, önemli sonuçları olabilir, bunu unutmamak lazım.

Mesela, siz bugün size yapıcı bir eleştiri ile geleni "Yok hükmünde sayarsanız", yarın o da sizin ihtiyacınız olduğunda sizi "yok hümkünde" sayabilir.

Boşuna dememişler "Komşu, komşunun külüne muhtaç" diye. Hakikaten kül ihtiyacı bile olabilir. Ama komşunuzu "Yok hükmünde sayarsanız" o size niye külü versin. Bu alışkanlığı bir an önce terk etmek zorunda Türkiye.

Bakın Almanya'ya "İncirlik'ten çıkın" denildiği gün "Hay hay, gidiyoruz" dediler. Sizin "Yok hükmünde" saymanız bir anda "Yok hükmünde sayılmak" demek oldu. 

Rusya ile yaşadıklarımızı hatırlatmamıza gerek yok. Bir dönem milyonlarca turist geliyordu oradan, bu yıl o yılların yarısına bile ulaşamayacağız. Ornlar da bizi "Yok hükmünde" sayıyorlar.

Almanlar, Hollandılar, Fransızlar zaten "Bizi yok hükmünde" sayıyorlar. Üstelik bunu canımızı acıtacak şekilde, Cumhurbaşkanı'na konuşma yasağı koyarak yapıyorlar. Bir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın böyle refüze edilmesi, en başta bizi rahatsız ediyor. Ama işte "Yok hükmünde" saya saya geldiğimiz nokta bu:

"Yok hükmünde sayılmak."

Bence Türkiye'yi idare edenler, şunları unutmamalı:

"Yok hükmünde sayılmak" iyi bir şey değil. 

Avrupa Birliği üyesi olmak için, o kulübün bazı kurallarının yerine getirilmesi gerekir. Bunların başında da ifade özgürlüğü ve özgür basın var. 160 tutuklu gazeteci varsa, "Basın kartları" yok diyerek onları "Yok hükmünde" sayamazsınız.

Adalet'te, kuşkular oluşmuşsa, bunu "Yok hükmünde saymak" da mümkün değil. Bir anda onbinlerce insan yürümeye başlayabilir. Onları da "Yok hükmünde" sayamazsınız. 

Ve tüm bunları dile getirenleri "Yok hükmünde" saymak mümkün. Ama yazanları, uyarıda bulunanları, yapıcı eleştiri yapanları, tümünü bir torbaya koyup "Yok hükmünde" sayarsanız, sonunda aynı tuza düşebilirsiniz:

"Yok hükmünde sayılmak."