DIĞER

Kemalist Devrim !!

Author

Türkiye Cumhuriyeti 1923’te ağır savaşların ve sömürü döneminin  içinden ve tükenmişliğin eşiğinden döndü.

Kurtuluş savaşı bittiğinde nüfus azalmış, ekilemeyen topraklarıyla yıkıntı halinde bir ülke kalmıştı.

Eğitimsizlik, açlık, yokluk ve  salgın hasalıkların  baş gösterdiği Anadolu’da halk perişan bir haldeydi. 

Kaynaklarının  sömürüldüğü  ülke  toprakları  yüz yıl  boyunca  yabancılar tarafından sınırsızca kullanılmıştı.

Cumhuriyet kurulduğunda  ortada böyle bir Türkiye vardı ve  Birinci dünya savaşından sonra  dünyanın her yerinde uluslararası gerilimler ve çatışmalar yaşanırken bakın Ülkemizde neler oluyordu...

Metin Aydoğan aydınlatıyor ;

‘’Emperyalist devletler, kendi aralarında savaşım içindeyken, birlikte ya da ayrı Sovyetler birliği ve Ulusal Bağımsızlık devinimleriyle uğraşmak zorundaydı. Türkiye’de,  barış ve bağımsızlık temeli üzerinde yeni bir devlet kuruluyor; toplumsal yapı, sıradışı bir hızla ileriye doğru değiştiriliyordu.

Tarihsel özellikler,  yerel gelenekler ve bölgesel dengeler gözetilerek; yabancılaşmadan,  benzemeye çalışmadan ve bağımlı duruma gelmeden, yoksulluktan kurtulmanın, kalkınıp güçlenmenin yol ve yöntemleri araştırılıyor, tartışılıyor ve uygulanıyordu.

Bu iş için ders alınacak,  başarılmış bir örnek yoktu.

Ulusal bağımsızlığını elde eden yoksul bir yarı-sömürge ülke,  bağımsızlığını koruyarak nasıl kalkınabilir,  nasıl gelişkin bir toplum durumuna gelebilirdi.

Batı örnek alınabilirdi.  Ancak, toplumsal yapı, Batı’nın  kapitalist gelişimine hiç uygun değildi.  Batı’lılar beş yüz yıl önce başladıkları gelişimlerini, sömürgecilikten geçirerek emperyalizme ulaştırmış, dünyayı paylaşarak anavatanlarına büyük bir zenginlik taşımıştı.

Batı liberalizmiyle kalkınmak  artık olası değildi.  Liberalizm ömrünü doldurmuş, serbest ticaret işleyişi sona ermişti. Liberalizm geçerli kalkınma yöntemi olamazdı.

Rusya, Çarlık yönetiminde,  ekonomik olarak yarı-sömürge bir ülkeydi.

Rusya büyük bir köylü ülkesiydi. Türk toplumuna benziyordu. Rus Devrimi , bütün dünyada hatta Batı ülkelerinde bile önemli bir etki yaratmış, sömürge halkları ve Batıdaki işçi sınıfının örgütlü kesimleri için de  umut durumuna gelmişti.  İzlenmesi gereken yol,  belki bu yoldu.

Kemalist önderlik, her iki yolu da Türkiye için uygun görmedi.

Toplumsal yapıyla çelişmeyen, ülke gerçeklerine uygun ve  dünyayla bütünleşen yeni bir kalkınma yöntemi  bulunmalı, bu yöntem hızla uygulanarak Batı ile ara kapatılmalıydı.

Bu yol bulundu ve uydulandı.

Özel girişimciliğe yer veren, ancak kapitalist olmayan; devletçiliği öne çıkaran, ancak sosyalist olmayan ya da her ikisi de olan bir ekonomik kalkınma yöntemi geliştirilip uygulandı.

Kurtuluş savasında olduğu gibi, halkına,  kendi gücüne ve ülke kaynaklarına dayalı, ulusal bağımsızlıktan ödün vermeyen bir kalkınma yolu izlendi.

Osmanlı imparatorluğu, askeri değil, siyasi ve ekonomik işgal altına alınmıştı. Bu örtülü işgal onun yıkılmasına neden olmuştu. Türkiye için saptanacak kalkınma yöntemi ; Osmanlı’nın düştüğü duruma izin vermemeli, her alanda tam bağımsızlığı temel almalı ve Türk toplumunun özelliklerine uygun olmalıydı.

Atatürk’ün kalkınma yöntemi konusunda yaptığı  saptama ve  uygulamalar, ekonomi başta olmak üzere geniş bir araştırmanın ve kültürel birikimin ürünüydü. Türk tarihini olduğu kadar Batı tarihini de incelemişti.Türk toplumuna uygun bilimsel değeri olan özgün uygulama yöntemleri geliştiriyordu.

Başka ülkelerdeki uygulamalardan yararlanılmalı ancak, taklitçi yaklaşımlardan uzak durulmalıydı.

Kemalist Kalkınma  yöntemindeki temel yaklaşımları, 2.Dünya savaşı’ndan sonra bağımsızlığına kavuşan birçok ülke tarafından kullanılmıştır.

Kemalist kalkınma yöntemi, 21. Yüzyıla girildiğinde, içerde ve dışarda tartışılmakta, yerli ya da yabancı basında çoğu kez yer almıştır.

Türk Devrimi,  dünyanın emperyalist devletler tarafından paylaşıldığı ve aralarındaki Pazar çatışmalarının aralıksız sürdüğü bir dünyada, ulusal bağımsızlığın korunarak nasıl kalkınılacağını gösteren, ilk uygulama oldu.

Mustafa Kemal, yapılan işlerin niteliğini şöyle dile getirmiştir ;

‘’Biz büyük bir devrimi  gerçekleştirdik.  Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eskimiş kurumu yıktık’’ ve de ; ‘’Uçurumun kenarında yıkık bir ülke. Her çeşit düşmanla kanlı boğuşmalar. Yıllarca süren savaş. Ondan sonra içerde ve dışarıda saygı ile tanınan yeni bir vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için sürekli devrimler. .  .’’

Atatürk' ün kurtuluş savaşı sırasında ve devrimlerini gerçekleştirme sırasında nasıl olağanüstü bir kararlılık ve süreklilik gösterdiğini bu kitapta derinlemesine öğreniyoruz.

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu duruma bakınca,  emperyalizme teslim edenlerin devamı olan zihniyetlerle her geçen gün geriye gittiğimizi görüyoruz.

Kurtuluş savaşında gösterilen devrimci girişime, ulus gücüne , tam bağımsızlığı kavramış bir millet bilincine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Kaynak//Metin Aydoğan

Kemalist Devrim  !!
Kemalist Devrim  !!
Kemalist Devrim  !!