TARIH

Kocatepe'ye Selam Olsun !!

Author
Kocatepe'ye Selam Olsun !!
Kocatepe'ye Selam Olsun !!

Afyonkarahisar Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünün Özellikle 2017 Yılında “ŞEHİTLERİMİZLE  ilgili”  hazırladığı  Tabelalarda, başta;

"Üç Yüz(300) Yıldır Yapılmamış/Yapılamamış TÜRK BÜYÜK TAARRUZU" Şehitlerimizden Başlayarak Tüm Şehit Tabelalarından “ŞEHİT” Kelimesi  “Ş.” Yapılmış.

Bu konuyla yakından ilgilenen bir arkadaşımızın çabasını bir süredir takip etmeye çalışıyordum.

İlgili kurumlara yazılı ve sözlü müracaatlarda bulundu.

Kamuoyuna sesini duyurmak için aylarca tek başına mücadele etti.

Şehit ailelerinin, Şehitler ve Gaziler Derneğinin, diğer Demokratik Kitle Örgütlerinin bu konuda nasıl sessiz kaldıklarını izledik.

Hala şehitlerimizin haberleri gelmeye devam ediyor ve artık sessiz sedasız toprağa veriliyorlar.

Onları toprağa vermekle, ‘’ŞEHİT’’ ünvanı vermekle, ailelerine maddi destekte bulunmakla görevimizi yaptığımızı düşünerek,  gaflet uykusuna yeniden dalıyoruz.

Afyonkarahisar’da  Şehitlerimizin adını yaşatmak için sokak tabelalarına isimleri yazıldı, bu bir çok il ve ilçede rastladığımız,  isimleri okurken  hem üzülüp hem de gurur duyduğumuz  birer vefa örnekleridir.

Aileler  özellikle analar,  evlatlarının adını yaşatma duygusuyla, vatan sevgisiyle biraz olsun acılarının dindiğini hissederler.

Ancak aylardır, Şehitlerimizin bu anılarına sahip çıkmaya çalışan bir vatanseverin haklı isyanını görmezden gelemeyiz.

Şehit tabelalarından, ‘’Şehit’’ kelimesini, kısaltıp  ‘’Ş.’’  Yapılmasını, kabullenmeyip bu konuda mücadele eden, vatansever  kardeşimizi yürekten kutluyorum.

Yapılan itirazlara, şikayetlere olumlu cevap verildi. Tabelalar uzun bir mücadele sonunda tek tek düzeltildi. Vatan evlatlarımız hakettikleri ünvana kavuştular.

Toprağı vatan yapan Şehit ve Gazilerimizin üzerine toz bile kondurmadan “YÜCELTMEK”, devletimizin, hepimizin, kan, namus, şeref, Vatan  borcudur.

Bugün vatanımız Türkiye Cumhuriyeti ve milletimiz yüce Türk Milleti eğer varsa, bunu kahraman, aziz, asil, yiğit,  ŞEHİT ve GAZİLERİMİZE borçluyuz.

Şehitlerimiz, gazilerimiz ve onların ana-baba ve evlatlarına karşı minnettarız.

Tüm ŞEHİT/GAZİ ailelerinin de yüce Türk Milletimizin de bu konuda daha duyarlı olacağına inanıyorum.

Ülkemizin neresinde olursa olsun, Milletimizi, tarihimizi, geçmişimizi ve geleceğimizi ilgilendiren her konuda duyarlı olmak,  verilen mücadeleye her  yerde katılıp güç birliği yapmak zorundayız.

Afyonkarahisar’da yaşanan bu talihsiz olayda duyarlı davranıp, tek başına yola çıkan, her şeyi göze alıp mücadele eden, Hasan Kemal Durgut, Filiz Durgut ve aylardır yaptığı canlı yayınlarda bu konuda yüreğini ortaya koyup ses olan Radyo Tucu, Gülay Sertdemirel’e teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu mücadele hepimize örnek olmalıdır. 

Bir  kişi de kalsak, inandığımız yolda yürüyeceğimize  en güzel örnektir.

Bir kişinin bile, yasaklar karşısında nasıl güçlü olabileceğinin kanıtıdır.

Bir kişinin,  sesine ses olanların, seslerinin  korkmadan, nasıl yükseldiğinin ispatıdır...

Mücadele yıllarına baktığımız zaman, Cumhuriyetimizin kurucusu,

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,   TBMM’nin açılış konuşmasına şöyle diyor;

“Siz Ankara’dan Giderseniz Ben Elmadağı’na Çıkarım’’

23 Nisan 1920, Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Memleketin her tarafından birçok milletvekili gelmişti. Bu yeni meclise gelenlerin bir kısmı Ankara’da hiçbir şeyin olmadığını görünce ümitsizliğe düşmüşlerdi. Bahsedilen ne Yeşilordu, ne hazine, ne yatacak otel, hiçbir şey yoktu.

Sadece Mustafa Kemal vardı,

Bazılarına bu dava çürük gelmiş olacak ki memleketlerine dönmeye karar verdiler. 

Mustafa Kemal, kürsüye çıkıp Milletvekillerine şöyle seslendi;

“İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla Milli Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.”

Biz Türk Milleti olarak and içtik.

Birlikte varız, birlikte  güçlüyüz,

Ne Mutlu Türküm Diyene !!