DIĞER

İnsanoğlunun En Tehlikeli Düşmanı Kibirdir

Author

Kibir, 7 ölümcül günahtan bir tanesidir. Egosu fazla semirmiş kişilerde görülür. Ayrıca çoğu insanın kendi güvensizliklerini ve korkularını kapatmak için kullandıkları sağlam bir maskedir.

İnsanoğlunun En Tehlikeli Düşmanı Kibirdir

Kibir, her şeyi renkli ve ışıltılı gösteren, ama takan kişiyi alay konusu olacak kadar madara eden bir gözlük gibidir.

Sinsidir, kibir sahibi kibrinin farkında değildir, sadece onun tutsağı olur. Doğurgandır, giderek büyür ve tüm hücrelerinizi ele geçirip sizi paçavraya döndürmeden önce ondan kurtulmanız çok zordur.

Acımasızdır, kurbanını en tepeye çıkartıp, yere öyle fırlatır. merhametsizdir, sizi terkettiğinde isteseniz de onu geri kazanamazsınız.

Kibir, kurdu kocayınca köpeklerin maskarası yapar. Soytarıyı tahta oturtup, kralı şaklaban kılar. Öyle akıllı, öyle hilekardır ki, en ahmağından en dahisine kadar herkesi gözünün yaşına bakmadan donunda sallar. 

İnsanoğlunun En Tehlikeli Düşmanı Kibirdir

Kibir kurbanı, kukla ustası olduğunu sanan bir kukladır. Kullandığı için övünürken kullanılır, hükmettiğini düşünürken hükmolunur. Hiç beklemediği anda sihirli değnek sandığı kazığı kıçında bulur.

Kibir bir dev aynasıdır. Ona bakan kişi onu görmez, ama o her şeyi görür. Sabırlıdır, sessizdir, hazzını paylaşmaz. Sadece içinden güler ve o muhteşem düşüş anını bekler.

Kibir, insanın olgunlaşması önünde en büyük engellerden birisidir. Kendini üstün ve ayrıcalıklı görme duygusu, insan denen yolcuyu aydınlanma ve bilinçlenme yolundan çok uzaklarda tutacaktır. İnsanı hakikate ve bilgeliğe ömrü boyunca ulaştığı payeler değil, tevazusu ve tekamül etmesi ulaştıracaktır.

Nietzsche ise “Kibir, ruhu kaplayan deridir” diyor.

İnsanoğlunun En Tehlikeli Düşmanı Kibirdir

Kibir, bir kalp hastalığıdır.

Kibir, bir kalp hastalığıdır. İçinde insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi, vatan sevgisi ve Yaradan sevgisi olan insanların kalbinde bu hastalığa yer yoktur.

Gelip geçici ünvanlara ve deri koltuklara sığınıp, böbürlenecek miyiz? Elde ettiğimiz makam ve rütbeleri başkalarını küçümsemek ve güç gösterisi yapmak için mi kullanacağız? Yoksa bir hiçlik duygusuyla mı dolmalı içimiz?

Bu hiçlik, dünyada hiçbirşeyin bir anlamı ve önemi olmadığını savunan bir hiçlik değildir. Hiçbir değer tanımamazlık değildir. Bu hiçlik, kendini bilmektir. Bu hiçlik, ibretlik bir tevazudur. Bu hiçlik, hayatın sadece heybeyi doldurmaktan çok öte birşey olduğunu anlamaktır.