SPORTS

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

Author

NBA tarihinde ilk defa iki takım 3 sene arka arkaya finallere kalıyor. 2 defa arka arkaya oynayan çok takım var tarihte ama 3 defa oynayan yoktu. Büyük sakatlıklar yaşanmadığı taktirde bu iki takımı bundan sonraki 3 sene daha karşı karşıya finallerde göreceğimizden şüphem yok açıkçası.

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

LeBron James’in Miami Heat’e giderek başlattığı “güç konsolidasyonu” trendi sonrasında 2 tane nihai ürün ortaya çıktı. Bir tanesi Marvel’in Avengers’i Warriors, ötekisi DC Comics’in Justice League’i Cavs. Geriye kalan takımlar figüran gibi kaldılar. Bizler Supermanler Batmanler devrinde büyümüştük oysa ki. İstatistik anlamında gayet şişmiş rakamlara sahip sezonluk MVP adayları Westbrook ve Harden olsa da, playofflarda kalitesizlik dizboyuydu. Kanımca lig son 30 yılın en heyecansız play-offlarını yaşıyordu çünkü 7’den 70’e her NBA izleyeni baştan beri bu ikisinin finale çıkacağını biliyordu.

Kalitesiz playofflar

Warriors 12-0, Cavs 12-1 şeklinde geldi finale. NBA tarihine finale üç süpürgeyle çıkan tek takım 2001’in Lakers’ydi. O zamanlarda ilk tur best of 5 formatındaydı ve o yüzden 12-0 değil de 11-0 geldiler finale kadar. Onlar da aslında sezonun sonlarına doğru form tutmuşlardı ve sezonu Batı’da Spurs’un ardından 2. bitirmişlerdi. Süpürdükleri üç takım da birbirinden güçlü takımlardı. İlk turda önceki sene Batı finalinde 7. maçta zar zor eledikleri Blazers, sonra meşhur bizim Hidolu Kings, en sonda da ikiz kuleli Spurs’u süpürmüşlerdi. Bu sene Warriors’un süpürgeyle bitirdiği üç şerideki rakipleri de Harlem’in rakibi Washington Generals’dan hallice rakiplerdi. Spurs öyle değildi elbet ama Kawhi’nin sakatlığından sonra uyuduk seri boyunca. Cavs’de de farklı değildi turlar. Bir tane mağlubiyet aldılar Celtics’e karşı, o da ayağa batan kıymık misaliydi. İkisinin de serisi öyle çabuk bitti ki, bir haftadır sinek avliyoruz. Neyse, formalite turları bitti ve artık söz bu iki takımda.

İlk round: 2015

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

Bu 3. finalleri dedik. Önceki 2 finali hatırlayalım. 2015’teki final resmen bir devrin sonu gibiydi. 1998’den beri ilk defa bir finalde Lakers, Spurs veya Miami yoktu. Ve yine 1998’den beri ilk defa Kobe, Duncan veya Wade’in olmadığı bir final serisiydi. Steve Kerr’un ilk hocalık deneyimiydi o sene. Çiçeği burnunda bir hocaydı ama çok esaslıydı Steve Kerr. Phil Jackson’ın üçgen sisteminde büyümüştü oyuncuyken. O final serisini kısalarının katkısıyla Warriors 4-2 kazanmıştı ama çok da zorlanmıştı sakatlıklardan dolayı delik deşik olmuş Cavs karşısında. Cavs Kevin Love’dan fazla bir verim alamamıştı . Sezonu daha playofflardan önce kapatmıştı kendisi. Final serisinin ilk maçının 2. yarısında Kyrie Irvıng de seriyi kapatmıştı. Warriors 1-2 geriye düştükten sonraki 3 maçı kazanarak yüzüğü takmıştı takmasına ama bu revire dönmüş Cavs’e karşı çok zorlanmışlardı. İguodala Finaller MVP’si ödülünü kazanmıştı LeBron James’e uyguladığı savunmadan dolayı ama Finaller MVP’leri tarihinde en düşük final serisi sayı ortalamasına sahip 3. oyuncu olmuştu. İlk defa maçların hepsinde ilk 5 başlamayan bir oyuncu Final serisi MVP’si seçilmişti zira İguodala Warriors’ın 6. adamıydı ve 4. maçtan sonra ilk 5 başlamıştı seride. Finaller tarihinde sadece bir kez Finaller MVP’si kaybeden takımdan seçilmişti. Bu ödülün ilk kez takdim edildiği 1969 senesinde Lakersli Jerry West finalde Celtics’e kaybetmesine rağmen seçilmişti. Aslında LeBron haketmişti MVPliği hem yaptığı triple doublelar hem 32 sayı ortalaması, hem savunması hem de revire dönmüş takıma neredeyse şampiyonluğu kazandırdığı için ama adeti bozmamak adına İguodala’ya vermişlerdi. Bu seri LeBron’a antipati duyan birçok NBA müdaviminin O’na saygı duymasını sağlayan seriydi aslında. İnanılmazı başarıyordu az daha. Aslında inanılmazı bir sonraki sene başaracaktı.

İkinci round: 2016

2016 Finalleri serisinin LeBron’un ismini NBA tarihine altın harflerle yazdırdığı sevmeyeninin de eli kopana kadar alkışladığı şapka çıkardığı bir seri olacağını çoğumuz bilmiyorduk. Öyle ya, bir yanda Bulls’un 72-10’lük sezon içi galibiyet rekorunu 73-9’la kırmış Splash Brothers (Curry ve Thompson)’in üçlük rekorları kırdığı tartışmasız favori Warriors vardı. Öte yanda bu sefer sakatı olmamasına rağmen sezon içi 57 galibiyette kalmış, hatta sezon ortasında hoca David Blatt’ı kovup çiçeği burnunda hoca Tyronn Lue’yu hocalığa getirmiş, final serisinde belki 1 maç alabilirler denen Cavs. Bu arada Warriors playofflar boyunca 73-9’lük sezon içi yorgunluğunun dezavantajlarını yaşamamış değildi. Rekor kıracaklar diye sezonun son haftalarında yıpranmışlardı. Bu yıpranmanın sonucu olarak Curry sakat sakat oynamıştı ilk turlarda ayrıca. Batı finalinde Durantlı Westbrooklu Oklahoma’ya karşı 1-3 geri düşmüşlerdi ve elenecekler derken seriyi 4-3 almışlardı. Yine de tartışmasız favoriydi Warriors bu seride.

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

Seri tam beklentiler doğrultusunda başlamıştı. İlk iki maçta Warriors Cavs’i paçavra etmişti adeta. Toplam 48 sayılık fark atmıştı Cavs’e. Özellikle 2. maçta 33 sayılık farkla iki takım arasındaki kalibre farkı ortaya çıkmış gibiydi. Bu iki maçta Curry ve Thompson ortalamalarının çok altında oynamalarına rağmen, Warriors taburesi ve Draymond Green’in yırtıcı oyunuyla Warriors kolayca 2-0’i yakalamıştı. Cleveland’daki 3. maçta LeBron ve Irving liderliğindeki Cavs ilk iki maça çok sert ve kararlı bir reaksiyon göstererek 30 sayı farkla bu serinin uzun olabileceği sinyalini vermişti. Lakin 4. maçta Warriors bu sefer iki yıldızı Splash Brothers’ın üstün oyunu sayesinde seriyi 3-1’e getirmeyi bilmişti. İlk 3 maçta sadece 16 sayı ortalamayla oynayan Curry bu maçta 7’sı üçlük 38 sayıyla oynayarak iki sezondur kazandığı MVP ödülüne layık bir performans sergilemişti. Maçın sonlarında Green LeBron’un kendisine saygısızlık etmesine tepki olarak LeBron’a geçirmesi yüzünden 5. maçta oynamama cezalı almıştı. Curry, Thompson ve Green maçtan sonra Cavs takımıyla ve LeBron’la dalga geçmiş, şımarıklıkları yüzünden hem antipati toplamışlar hem de rakiplerini hırslandırmışlardı. O güne kadar iki sene boyunca aslında burunları sürtülmemişti. Feleğin sillesini yememişlerdi, NBA’deki tüm kalburüstü süperstarların şampiyonluklardan önce yaşadıkları zorlukları çekmeden kolayca zirveye çıkmanın hazımsızlığı ve basitliğiydi bu.

Yine de 5. maçtan önce bu terbiyesizlik hezeyanlarına ve Green’in eksikliğine rağmen "seri buradan artık dönmez" diyorduk. Öyle ya 5. maç Oakland’da olacaktı ve seri başlamadan önce Warriors bu işi 5 maçta bitirir diyen bizler haklı çıkacaktık. Ama kazın ayağı öyle olmadı. Green’in eksikliğini fırsata çeviren LeBron 41 sayı 16 ribauntla devleşmiş, Irving’in de 41 sayı atmasıyla ilk defa NBA Finalleri tarihinde bir maçta aynı takımdan iki oyuncu 40+ sayı atmıştı. Üstüne üstlük Warriors’ın ekmeğini taştan çıkaran hafif takoz uzunu Bogut da seriyi kapamıştı. Cavs maçı 15 sayı farkla 112-97 almış, Warriors’ın kendine güveninin sarsılmasını başarmıştı.

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

6. maça Warriors sersem gibi başladı. LeBron ve saz arkadaşları (ki Love çok az katkıda bulunabildi tüm seride), daha ilk çeyrekte paçavra etmişti Curry ve şürekasını. O ilk çeyrekten sonra Warriors reaksiyon gösteremedi bile. Hani hep deriz ya playoff serileri ve özellikle finaller reaksiyon gösterme serileridir diye. Warriors psikolojik savaşı kaybetme emareleri gösteriyordu. Maçın bitimine 5 dk kala Curry 6. faulünü adıktan sonra dişliğini yerlere fırlatıyordu. Beceriksizliklerinin, şımarıklıklarının, kaybolan konsantrasyonlarının, LeBron gibi bir oyuncuyu küçümsemenin faturasını hakeme çıkarmıştı Warriors camiası. Öyle ki Curry’nin eşi Ayesha Curry Twitter’dan mahalle kavgasına başlamış, hakemlere veryansın edip LeBron’a hakaretler yağdırmıştı. Maçın sonunda LeBron yine 41 sayı atmış ve Shaq’in 2000 senesi finallerinde yaptığından beri ilk kez final serilerinde iki maç üstüste 40 sayıyı deviren oyuncu olmuştu. Momentum Cavs’e gelmiş seri 3-3’e olmuştu.

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

6 maçın hiçbirinde maçlar tek farklı bitmemesine rağmen 6 maç sonunda iki takımın da birbirinin potasına bıraktığı sayı aynıydı (610 sayı). 7 maç serinin 10 sayı farkın altında biten tek maçı oldu. İlk yarıyı Warriors 49-42 önde kapatmıştı. İkinci yarıyı Cavs 51-40 önde kapattı. Maçın son 4.39’unda Warriors sayı atamadı. Eller titredi. Top üstüne top çaldırdılar. Üçlükler girmedi, değmedi bile. Hoş, oyunun son 5 dakikası hücum anlamında iki takımın da beceriksiz oynadığı bir dönemdi. LeBron önceki senelerinde maçların son dakikalarında altını ıslatip donakalırdı yanlış kararlar verirdi, hücumda ezilirdi, yine öyle bir zaman dilimiydi LeBron için. Cavs’i son çeyrekte hücumda tamamen Irving taşıyordu. Bitime 1.50 kalmış, skor 89-89’a kilitlenmişti. Hani elde sineklikle duvardaki sineği duvara yapıştırırsınız ya. LeBron’un da kolayca layupa kalkmış İguodala’yı öylece yapıştırmıştı yaptığı muazzam blokla. Belki de NBA tarihinin en harikulade ve anlamlı blokuydu o posterlik an, o LeBron’un Oracle Arena’nın çatısına vertikal seyahatinin efsaneleştiği an. O son çeyrekte hücumda yoktu belki ama savunmada dört dörtlüktü. Hücum lideri, takımın en korkusuz, en kendine güvenli, en teketek dripling penetrasyonu hücumlarını yapan oyuncusu Irving de attığı üçlükle şımarık Warriors’ın kalbine hançeri saplamış, feleğin sillesini yedirmişti 53 saniye kala. Sonraki çabalar sonuç vermedi Warriors adına. Maçı 93-89 Cavs almıştı. LeBron salya sümük ağlarken “Cleveland” diye anırarak şehrin makus talihini sona erdirmişti. Öyle ya, Clevaland şehri 52 yıldır hiçbir spor dalında şampiyonluk kazanamıyordu. Amerika’da Cleveland şehrinin hazin şanssızlığı çok fazla ti’ye alınıyordu. Acıların şehriydi Cleveland. LeBron 13 senelik kariyerinin sonunda şehre şampiyonluğu getirmişti, hem de NBA Finalleri tarihinde 1-3’ten 4-3 kazanan ilk takım olarak, hem de saha avantajına sahip değillerken. Finaller serisi boyunca hem sayı, hem ribaunt, hem assist, hem top çalma ve hem de blok lideri olmuştu. Bırakın finaller serisinde bir ilk olmasını, herhangi bir playoff serisinde gerçekleşmiş bir olay değildi 5 ana istatistik liderinin de aynı oyuncu olması. Warriors şımarıklığının faturasını fena ödemişti ama LeBron da inanılmazı başarmıştı. Gerçekten izlediğim en inanılmaz final serilerinden biriydi bu. 2007 Doğu Final serisinde Pistons'ı tek başına safdışı bırakarak finale çıktığı seriden beri ilk defa gerçek anlamda saygı duyar olmuştum LeBron'a.

3. finalden önce geçmişin ayak sesleri

Round 3: 2017 (arkası yarın)

Son iki seneyi, özellikle de geçen seneki finali şöyle bir yaşayalım istedim. Her sene karşı karşıya geliyor olmaları sonrasında “hep aynı terane” diye iç geçirenler yanılırlar. Bu sene iki takımdaki ana aktörlerin çoğu aynı olsa da, repertuara eklenen bir Kevin Durant ve yedeklere kadar çok önemli değişiklikler var. Yarınki yazımda oyuncu eşleşmelerini mercek altına alacağım ve hep beraber ilk maçı izleyeceğiz.

Sevgiler...