SPORTS

Şampiyonluk güzeldir

Author

Sezonun başından sonuna kadar şampiyonluğun tek favorisi Beşiktaş, tahminleri haksız çıkartmadı ve kanımca gayet kolay bir şekilde tarihindeki 15. şampiyonluğa uzanarak 3. yıldızı göğsüne takma hakkı kazandı. Elbette tüm sezonun emeğini gözardı etmiyoruz “kolay bir şekilde” derken. Oyun anlayışı, kadro derinliği, tecrübe ve kazanma kültürü olarak tüm rakiplerinden bariz bir şekilde birkaç gömlek öndeydi Beşiktaş. Aslında 33. haftaya kalmazdı ama Avrupa Ligi yorgunluğunun fiziksel ve psikolojik etkisi ve derbi şampiyonu Fenerbahçe karşısında son anda kaybedilen 2 puanla kabus senaryoları işleyince ancak sondan bir önceki haftaya kaldı şampiyonluk turu. Gaziantep karşısında çok da keyifli bir oyunla tur atıldı.

Şampiyonluk güzeldir

Açıkçası bu noktada Fikret Orman ve kurmaylarının Şenol Güneş’le devam konusunda kesinlikle seferber olmaları lazım ki bu olay uzamadan tüm futbolcular salim kafayla tatillerine çıksınlar. Milli Takım’ın 2018 önelemele grubunu başarısız tamamlaması durumunda Fatih Terim yerine gelebilecek en kuvvetli adam Şenol Güneş olacaktır. Bence önümüzdeki 2-3 sezonu etkileyebilecek en önemli kırılma noktalarından birisi Futbol Federasyonu'nun A Milli Takım hocalığı hususunda Şenol Güneş’e kancayı takması halinde yaşanacaktır. Şenol Güneş Beşiktaş’ın başında kaldığı takdirde Beşiktaş önümüzdeki 2-3 sezonun yine doğal favorisi olacaktır. Tabi bu dediğim senaryo gayet zor bir süreci de beraberinde getirecek. O süreci iyi yönetmek şart.

Şampiyonluk güzeldir

Bu sezonki şampiyonluk içinde çok sıradışı hikayeler barındıran bir şampiyonluk olmadı kanımca. Elbette Gomez ve Sosa’nın gidişinin yarattığı kadro derinliği ve usta ayak dezavantajını Talisca ve Aboubakar’la bertaraf edebilmiş olmak önemli. Ama çok ekstrem bir hikaye değil bu. Geçen sezonun neredeyse tamamında iç saha maçlarından yoksun oynayıp da kazanılan şampiyonluk bana çok daha sıradışı bir hikaye barındırıyordu.

Diğer iki ezeli rakibin durumunu da göz önünde bulundurunca Beşiktaş gerek bu ligin gerekse tüm Türk futbolunun yeni dinamosu artık. Şampiyonlar Ligi’nde alınan başarılı sonuçlardan sonra son maça kadar gruptan çıkma şansını elinde bulundurmuş, grubu 3. bitirdikten sonra da Avrupa Ligi’nde yarı final oynamasına ramak kalmış bir Beşiktaş izledik Edirne’nin ötesinde. Beşiktaş Avrupa’da başarının da tadını yakaladı bu sezon. Daha iyisi de olabilir ve olmalı. Şenol Güneş kaldığı takdirde ligin doğal favorisi bir takımın bundan sonra daha da yukarıları hedeflemesi ve “Lig araç Avrupa amaç” parolasına uygun şekilde hareket etme zamanıdır. Beşiktaş’tan daha iyilerini bekliyoruz ve umuyoruz önümüzdeki sezonlarda.

Sezonun takımı bence Başakşehir 

Sezonu şampiyon bitiren takımın sezonun takımı seçilmesi adettendir. Ama başta da dediğim gibi bence ligin açık ara favorisiydi Beşiktaş. O yüzden de bence Başakşehir sezonun en sansasyonel takımı oldu Süper Lig’imizde. Zaten senelerdir üstüne koyuyordu Abdullah Avcı ve kurmayları. Menecerinden üst yönetimine kadar kesinlikle bir istikrar abidesi bu takım. Umarım Ziraat Kupası’nı müzelerine götürürler de bu inanılmaz başarılı sezonlarını bir kupayla taçlandırırlar.

Şampiyonluk güzeldir

Kanımca Fatih Terim’in Milli kadro’nun savunma hattında önce Volkan Babacan, Yalçın ve Bekir’i yazıp diğerlerini etraflarına doldurması en mantıklı seçim olurdu ama kendisi bu stoper ikilisini sürekli es geçiyor. Müthiş bir savunma örgüsü vardı Başakşehir’de. Ayrıca Emre Belözoğlu’nun yıllanmış şarap gibi oyunu ve fizik kondusyonunu ilerleyen yaşına ragmen üst seviyede tutmuş olması takdire şayan. Hırçın, anlamsız derecede gergin ve saçma davranışlarından dolayı hem profesyonel yardım hem esaslı bir mentöre ihtiyacı olduğunu düşünmeme rağmen sahadaki durusu ve milimetrik paslarıyla kendisine şapka çıkarmaya devam ediyorum. Öyle tecrübeli bir kadrodan bahsediyoruz. Türk futbolunun yükselen değeri Cengiz’i Mossoro’su ve takımın MVP’si Visca’yla şampiyonluk yarışını hiçbir zaman bırakmadılar. Sezon sonlarına doğru yaşadıkları muhabir dövme pespayeliği haricinde izleyenlerin beğenisini kazandılar. Bu inatçı ve izleyene zevk veren takımı umarım uzun yıllar daha üst düzey top oynarken izleriz. Belki bu kadar başarılı olmalarını üzerilerinde seyirci baskısı olmamasına da bağlayabiliriz ama bu seviyede oynayan takımları arkadan ittirecek bir kitlenin olması gerekli bir unsur. Başakşehir’in, takımı zor zamanında bağrına basacak, takımla kenetlenecek, takıma itici güç olacak 12. adamın olmamasına rağmen ligi 33. haftaya kadar getirmesi, takımı bence bu sezonun en sansasyonel takımı haline getirdi. Yine de ben şahsen bu tarz taraftarsız kuluplerden pek haz etmiyorum. Oturmuş bir taraftar kitlesi olmayan bir takımın eğlence değeri katmadığını düşünüyorum.

Sezonun olayı

42 yıllık ömrümün son 35 senesinde bilfiil takip ediyorum ligimizi. Daha önceki 35 sezonda görmediğim bir olaya bu sene ilk defa şahit oldum. Fenerbahçe’nin tribünlerinin boşluğu. Bunu kabullenemiyorum. En kötü sezonlarında zirveden onlarca puan koptuğu sezonlarda bile taraftarın sahip çıktığı, 3 Temmuz sürecinde Aziz Yıldırım maskeleriyle E5’lere taşan bu taraftar grubunun takımı yanlız bırakması, gerçekten ligin seyir zevkine turp sıktı bütün sezon. Yazılan çizilenlere bakarsak başkan Aziz Yıldırım’ın gerek transfer politikasında hoca seçimlerindeki taraftarı bıktıran hamleleri, gerekse tribün gruplarıyla yaşadığı hadiseler bu cefakar ve vefakar taraftar portresinin sırt çevirmesine neden oldu. Yıllardır Saracoğlu’nda kombine alan onlarca Fenerbahçeli arkadaşlarımın büyük çoğunluğu geçtiğimiz sezon gitmediler maçlara. Ben Fenerbahçe tribünlerinin dolmasını istiyorum. Bunun nedenleri sonuçları yöntemleri vs hakkında çok yazılır çizilir ama televizyonu açtığımda boş tribünlere karşı oynanan maçları izlerken içim sıkılıyor, oynanan futbol da çok doyurucu olmuyor. Hiçbir esprisi yok çünkü.

Şampiyonluk güzeldir