SPORTS

YOLCUDUR MAMBA, BAGLASAN DURMA!

Author
YOLCUDUR MAMBA, BAGLASAN DURMA!

Son sozu bu oldu 'ne diyebilirim ki...Mamba gider'

NBA’in bu sezon en kotu 2. takimi olan, 20 galibiyete bile ulasamamis tarihin en kotu Lakers’inin bu trajikomik sezonundaki son maci, efsanevi Bulls’a ait 72 macla sezon icinde gelmis gecmis en cok galibiyet rekorunu kiran Warriors’in 73. galibiyetine uzandigi mactan daha fazla konusuldu. Nasil bir ironidir anlamak mumkun degil. O aksam mac esnasinda Staples Center’da tam 1.2 milyon dolarlik lisansli urun satilmis. Millet sokun etmis salondaki dukkanlara. Hepimiz sokun ettik ekranlara.

‘Kobe’nin buyuklugu galibiyet sayisiyla sampiyonluk yuzuk sayisiyla aciklanamaz, o baska birseydir anlatilamaz’ desem haddimi asar miyim? Hayir arkadas. Iste bu adam boyle bir adam iste. 13 Nisan 2016 Carsamba aksami NBA tarihi icin bir mihenk tasi oldu. Warriors’dan elbette ilerleyen gunlerde cok fazla soz edecegiz. 37.5 yasindaki Kobe bundan 10 sene once 81 sayi attigi macta bile 50 atis kullanmamisken, jubile macinda 50 atis kullandi, NBA tarihinde bir macta en cok atista bulunan oyuncu rekorunu kirdi ve hatta bu sezon bir macta en cok sayi atan oyuncu unvanina bile sahip oldu. Adam giderayak gene tarih yazdi arkadas. Ama yakisti be!

Beyzbolun Kobe’si Yankees’in 2 numarali efsanevi oyuncusu Derek Jeter da bundan 2 sene once ayni Kobe gibi son sezonunu veda turu deminde her gittigi stadda alkislanarak saygi duyularak yasamis ve kariyerinin son macinda Yankees stadyumunda macin 9. setinin son topunda aldigi sayiyla Yankees’e maci kazandirarak efsanevi bir gece yasatmisti. Amerikan kamuoyunun iki muhtesem jubile arasinda secim yapmasi cok zor. Derek Jeter’i da Kobe’yi izler gibi begeniyle takip ederdim ama beyzbol hastasi olmadigim icin Kobe’nin performansi daha bir etkiledi beni.

Tum sezon icim kan agladi bu adam boyle saka bir takimla veda etmemeliydi diye. Takimi Harlem Globetrotters’in rakibi Washington Generals’dan hallice gorunce kahroluyordum. Onceki yazimda degindigim gibi kendimce ufak bir cilingir sofrasi tadini yakaladigim aksamda tek beklentim, Kobe’nin 15-20 sayi attiktan sonra son bir konusma yapmasina taniklik etmekti. Zaten tum sezon bir buruk gecmisti birakiyor diye. Seremoniler, klipler, alkislar, oyle bir aksam olacakti iste.

Mac oncesi seremoniden cok duygulanmis olacak (bir de Flea’nin mactan once Amerikan Milli Marsi’ni yorumladigi(!) sacmaligin da etkisi olabilir), bizim eleman oyle bir basladi ki maca, Along Came Polly filminde Sandy Lyle rolundeki rahmetli Philip Seymour Hoffman’in meshur basketbol sahnesinden hallice 5 karavanayla basladi. O an ziv ziv basladim ‘arkadas adam bosuna birakmiyor iste, kolay mi bunca sene oynamak heyecanlandi tabi’ minvalinde sacmaliklara. Vay sen misin bunlari diyen ilk ceyrek bitene kadar 15 sayi birakti Jazz potasina. Salon cosmustu. Meslegim geregi rakam izdusumleri hesaplamalari yapmayi cok severim, vay be yani adam 4 ceyrek 15’er atsa 60’a ulasacak diye dusundum ama sonra kafayi mi yedin oglum diyip cilingir soframdan biraz beyaz peynir, az kavun ve birkac yudum gerekli mesrubattan almaya devam ettim. 2. ceyrek bittiginde 22 sayisi vardi. Eh artik muthis bir yari performansi, 2. yari yorulur hem Jazz de fark atar, bizimki maci 30 sayi ustunde bitirir, iste budur son mac performansi diyerek keyiflendim acikcasi.

3. ceyrek basladi ve bizimki maca yeni baslamis gibiydi. Inanmakta zorlaniyordum attigi ucluklere 3 kisi uzerinden salladigi zor atislara. Aslinda sasirmamam lazim adamin maclarinin %90'ini izledim ama uzun zamandir boyle bir mac oynadigina sahit olmamistim. Jazz hep 10-15 sayi arasi ondeydi hani o Kobe'nin 81 sayi attigi macta Toronto’nun onde oldugu fark araligindaki gibi. Bizimki 3. ceyregi 37 sayida bitirdiginde hakikaten dudagim ucuklamisti 40 sayiyla bitirecegi icin. 40’ina merdiven dayamisken jubile macinda 40 sayi ustunde atmak ne demekti. Son ceyrek basladi. 40’a ulasmasi cok kisa bir zaman aldi. Oyundan da cikmiyordu. Yorulma emaresi gostermiyordu. 48 dakikanin 42’sini oynamis adam. Mactan once Byron Scott 32-36 dakika arasi oynatmayi planliyorum falan demisti hatta. Artik tarifsiz bir saskinlik icinde 50 sayiya ulasabilir mi diye dusunuyordum. 50’ye ulastiginda suurumu yitirmek uzereydim. Jazz hala 10 sayi ondeydi ve o an bile maci Lakers’in kazanacagini hic aklima getirmemistim. Yenilse bile son macinda 50 sayi atmis olmak sansasyoneldi. Olamazdi. 

Bitime 2 dakika 10 saniye varken Lakers 10 sayi gerideydi. Sonra ne oldugunu toparlamam kolay degil. Son 2 dakikada suurumu gercekten yitirdim. Mactan sonra arkadaslara attigim mesajlara baktigimda “ben bu herifin Memphis’te gozumun onunde 60 sayi attigini gordum”, “ben bu herifin Memphis’te gozumun onunde son saniye basket attigini gordum” “Aman Allah’im” seklinde nirvnaya ulasmisim. 50-60 arasi cok bulanik zihnimde. Ama maci 97-96’ya getirdigi basketten sonra bakisini cok ama cok iyi biliyorum. Cenesini one dogru uzatmis, hirsindan gozleri alev alev, ben bu bakisi Orlando’yla oynanan 2009 finalinin 5. macinda ve Celtics’le oynanan 2010 finalinin 7. macinda gordum arkadas. Adam transa gecmisti. Kaybetmisti kendini. Kariyerinin son macinda Raptors macindaki gibi bir performans gostermis ve maci tek basina almisti. 37.5 yasinda 60 sayi. Hani macin sonunda takatim kalmaz buyuk ihtimal demistim ya gecen gun, halt etmisim. Onunla yasadigim onlarca mucizevi aksamdan bir tanesiyle ugurladim Kobe’yi. Hayatimin onemli bir devrinin sonunda salyam sumugume karismis serefine yuvarliyordum o aksam. Sanina, kariyerine, yetenegine, isyankarligina, sanatkarligina, zanaatkarligina, mukemmeliyetciligine, emekciligine, kaybetmezligine, gucune, onuruna, adamligina, hirsina, Kobe’ligine yakisir bir final yasatti. Sevenini de sevmeyenini de duygulandirdi.

“Kahramanlar gelir gecer ama efsaneler ilelebetdir” demisti zat-i muhterem bundan birkac sene once. Oyle bir geceydi ki, etkisini henuz atamadim ustumden. Ertesi sabah gunes dogdudunda aklima Mevlana’dan su dizeler geldi.

‘…Ne guzel geceydi dun gece, ne guzel geceydi. Sarap tasini her sunusunda. diyordu aklina basina al. Hani dun gece aklin da tam sirasiydi ya!’

Sevgiyle kalin.

Enis Oksan

YOLCUDUR MAMBA, BAGLASAN DURMA!