EDEBIYAT

Hayal ediyorum, varız.

Author

Sırtımızı duvara yaslamışız. Ortamız da biramıza çerez olsun diye koyduğumuz çerez tabağı var. Hadi bugün farklı bir şey yapalım diyorum. Ne dermiş gibi gözlerini deviriyorsun. Hadi gözlerini kapat hayal kuracağız diyorum. Nasıl yani dediğini bakışlarından sezip kapat hadi başlıyorum diyorum. İtiraz etmeden gözlerini usul usul kapatıyorsun. Biramdan bir yudum aldıktan sonra başlıyorum;

Gelmişsin, kapıyı açıyorum görmemle yüzüme yayılan tebessüm bir an da sana da bulaşıyor. Sarılıp, boynunun kokusunu derin derin içime çekip bir öpücük konduruyorum. Seni çok özledim diyip dudaklarımdan küçük bir öpücük alıyorsun. Yaklaşık bir saat süren konuşmanın ardından biralarımızı açmaya başlıyoruz. Çünkü en sevdiğimiz şeyin birlikte şişe tokuşturmak olduğunu biliyoruz. Arka da çalan müziğin asla aramızda geçen diyaloglara engel olmadığının farkına varınca müziği iyice kısıyorsun. Arka da çalan tınılar sigaralarımızın dumanına kaybolup yavaş yavaş yok oluyor. Başımı omzuna yaslayıp konuşmaya öyle devam etmeyi yeğliyorum. Biliyor musun “seni çok seviyorum” diyorsun. Adımın, yaşımın ne olduğunu bildiğim kadar biliyorum. Her duyduğumda mutlu oluyorum. Göz göze gelince dudaklarımızın da bir araya gelmesi saniyeler içinde gelişen bir hadiseye dönüşüyor. Şehvetli ve kısa süren öpücüklerin ardından biralarımızı yudumlamaya başlıyoruz. Sohbetler anılara anılar bize kavuşuyor. Göz kapaklarında beliren uyku bir anda beni de sarıyor. Ufak adımlarla yatağımıza geçiyoruz. Yatağa geçince aslında bir anda yok olan uyku hali ikimizde de mevcut ama dile getirmiyoruz. Başım göğsünde her zaman ki yerimdeyim, yatıyoruz kısa sessizliği ilk bozan ben oluyorum. Başımı kaldırıp dudaklarının kenarına ıslak bir öpücük konduruyorum. Aynı şeyi yaparken dudağımda beliren tebessüm hali, yavaş yavaş tüm yüzüme yayılıyor. Şehvet odayı sararken birbirimize dokunmamak için gizli bir güç bizi engellemiş gibi duraksıyoruz. Anın tadını çıkarmak istiyoruz. Her şey yavaş yavaş olsun istiyoruz. Tıpkı bir çocuğun en sevdiği yemeği küçük kaşıkla yemesi gibi…

Parmaklarım ufak ufak vücudunda dolaşıyor. Bundan inanılmaz bir haz alıyorsun ama hareketlerimiz asla büyümüyor. Kafamı kaldırıp dudaklarına belli belirsiz bir öpücük kondurmak isterken bir anda dudaklarından dudaklarıma bir güç gösterisi başlıyor. Yaklaşıp yirmi saniye süren öpücüğünde şehvet, tutku, özlem, arzu her şey ortaya çıkıyor. Daha fazla karşı koyamıyorum ve senin dudaklarını çekmenle ben başlıyorum seni öpmeye. Birbirimizi öylesine manipüle etmişiz ki artık tek ruh olmanın nirvanasını yaşıyoruz. Dudaklarından dudaklarımı çekip boynuna ıslak öpücükler kondurmaya başlıyorum. Gözlerini kapatıp anın tadını çıkarmak istediğini anlıyorum ama buna müsaade etmeye niyetim yok. Arzunun ütopik boyutunun vücut almış haliyiz. Bir hamleyle üstüme geçip göz göze gelmemizle dudaklarımızın tekrar birleşmesi arasında sanırım üç saniye var… Dudaklarımdan boynuma geçtiğin sıra da parmak uçlarım ve tırnaklarımı sırtında hissediyorsun. Dudaklarımdan dökülen tek şey “seni istiyorum”. Üzerimizdekileri nasıl çıkardığımızı hatırlamıyoruz bile. Alev alev yanan vücuduna dokundukça yangınıma biraz daha ateş ekleniyor. İkimizde kıvılcımız aslında, birbirimize dokundukça çoğalıp yangın oluyoruz.

Dokunmadığım, öpmediğim, görmediğim hiçbir yerin kalmıyor. Ve dokunulmadık bir yerimde kalmıyor… İlk defa birbirimiz de keşife çıkmış gibiyiz. Sıcak arttıkça şehvet artıyor ve şehvet arttıkça sıcaklık artıyor. Dudaklarımdan tekrar belli belirsiz dökülen bir şey var; “seni istiyorum”. Bacaklarımın arasına geçip yavaşça yerini alıyorsun gözlerimizin bize söylediği o kadar çok şey var ki o an. Saniyeler sonra artık bizim dışımız da ruhlarımız da sevişiyor. Sana dokunmak, seninle olmak, senin olmak… Bu hazzın hiç bitmesini istemiyoruz. İçimden çıkıp beni öpmeye devam ediyorsun. Bitmesini istemiyorsun… Dudaklarımın arasından yayılan tınılar seni daha çok tahrik ediyor. İçime girmen, senin olmam, zevk, şehvet, tutku, özlem… Duygu karmaşası içinden çıkamıyoruz. Yanıma uzanıyorsun. Değişen nefes alış verişimizi düzenlemeye çalışırken beni kolunun altına alıyorsun göğsünde yerimi buluyorum. Göğsünün hızlı hızlı iniş çıkışı yavaş yavaş normale dönüyor. Sana bakıp tebessüm ediyorum ve gülüşümün kenarından ufak bir öpücük alıyorsun. Daha büyük bir öpüşle karşılık veriyorum ve tekrar başımı göğsüne yaslıyorum parmaklarım kasıkların ve göğsünün arasında çizgiler çizerken başımı kaldırıp dudaklarımdan bir öpücük daha alıyorsun. Bu öpücüğün alt metninde tekrar beni istediğinin çağrışımları yatıyor aslında. Parmaklarım daha ritmik dokunuyor artık sana. Tekrar buluşan dudaklarımız sanki az önce şehveti yaşamışçasına değil de daha çok, günlerce susuz kalmış birinin suya kavuşması ya da ilk defa birinin deniz gördüğü anda ki heyecanı gibi oluyor. Üzerimiz de temasımızı engelleyecek hiçbir şeyin olmaması bizi birbirimize daha da yakınlaştırıyor, artık birbirinin etkisi altına alınmış iki insanız yine. Ve yine birbirimizi istediğimizin manifestosu bu…