ILIŞKILER

Tenis <3

Author

Avustralya Açık'ın açılış gününde böyle bir yazıyı kaleme almam gerekiyordu, alıyorum. Lise yıllarından beri çekinmeden kurduğum bir cümle var, paylaşmak isterim. İzlemeyi en sevdiğim sporlar sorulduğunda hep ama hep ilk sıraya erkek tenisini, sonra snooker'ı ve sonra da basketbolu koydum. Şimdi daha büyük ve kafası çalışan bir insan olarak ne kadar doğru konuştuğumu tekrardan anlıyorum.

Tenis <3

Televizyon izlediğim zamanlarda ilk başta Eurosport'ta denk geldikçe bakar, sonra sonra Grand Slam'leri olabildiğince takip etmeye çalışırdım. Şimdiyse seçtiğim maçları genellikle işlerimi engellememesi için Word'ün yan tarafına ufak bir şekilde açıyor, olay heyecanlı bir hal aldığında tam ekran yaparak çekirdeğimi kapıp izliyorum. Buralara kadar iyi geldim yani.

Neyse, ciddi takibim bundan tam bir sene önce, 2016 Avustralya Açık'ta başladı. Turnuva neticesinde kendime bir bilgisayar alacak duruma gelmemle birlikte tenis aşkım da pekişti. :D Sonraki Grand Slam'lerde aynı şekilde yüzüm gülmese bile her turnuvayı zamanım elverdiğince takip ettim. Çoğu zaman ağlasam da güldüren maçlar oldu, yıllardır hayatımda eksik olan duyguları, heyecanı teniste buldum.

Bu sabah da uyanmamla birlikte açtım kenara dört maçı işime oturdum, sonra Wawrinka'nın "kesin" kazanması gereken maç beş sete uzayınca hiçbir şeye odaklanamadım oturdum maçı izledim Stan the Man bebeğimin geri dönüşüyle bir huzur, bir ferahlama, dev oh'lar derken şu an buradayız. Manasız, anlamsız bir itiraf olacak ama bulunsun, tenis seni çok seviyorum.