TEKNOLOJI

Cılk Yara

Author

CILK YARA

http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/793

1 Ağustos 2017 Salı

Dizlerimizdeki yaralar daha kabuk tutmadan, üzerine yenisi eklenirdi de biz ona CILK YARA derdik.

Cılk yaralarımızı birbirimize gösterir, bizden acayip bisikletten kimsenin düşemeyeceğini ya da yan apartmandaki kayısı ağacına, bizden daha gizli kimsenin dalamayacağını anlatırdık.

Kızı erkeği fark etmez, herkes cılk yarasının macerasını ballandıra ballandıra anlatırdı.

Dizlerimizdeki izler hikayelerimizin nişanıydı.

Hikayeye gölge düşmesin diye de düştüğümüzde döktüğümüz göz yaşlarını es geçerdik.

Annelerimiz, babalarımız, düştüğümüzü ancak yarayı görünce öğrenirdi.

Dik duruşumuzdan mı, yoksa olan olmuş zaten anlayışından mıdır bilinmez, annelerimiz de çok durmazdı yaraların üzerinde.

Biraz merhem her şeyin çözümüydü.

Merhem, mucizeviydi.

Birkaç küçük mucize daha hatırlatayım mı size?

Salçalı ekmek.

Üzerine toz şeker serpilmiş yoğurtlu ekmek.

Arasına zeytin, peynir sıkıştırılmış ekmek.

Ama ille de ekmek.

En güzeli de komşuların sana göz kulak olduğunu bilmek.

Mahalleden olmayanı hemen tanıyabilmek.

Yabancı birini gördüğünde komşunun yanına sokulabilmek.

İşte o zamanlar MAHALLE KÜLTÜRÜ diye bir kavram vardı.

Komşular arasında yazışma gerektirmeyen bir sözleşme imzalanırdı.

‘Mahallenin çocuğu’ dendi mi, kimse kimseyi kendi çocuğundan ayrı tutmazdı.

Arkadaşının, anası, babası, dayısı, halası…yedi ceddini araştırmaya gerek kalmazdı.

Herkes birbirini çocuğundan tanırdı.

Çünkü, bizim zamanımızda çocukluk demek, sokak demekti.

Park falan bunlar lüks işlerdi.

Okullar kapandı mı sokakta alırdık soluğu da, anca yatmadan yatmaya girerdik eve.

Şimdi bakıyorum da bizim çocukların dizleri tertemiz.

Cılk yaraları yok.

Olsa da bizim gözümüzün önünde düşüp kalkıyorlar.

Arkadaşlarıyla sadece okulda, doğum günlerinde, evlerde, sadece bizlerin yanında ve gözetiminde bir araya geliyorlar.

Sokaklar şöyle dursun, parklarda bile yalnız kalmıyorlar.

Çünkü biz değiştik.

İYİLİĞE, VİCDANA, SEVGİYE, GÜVENE dair bir şeyler yok oldu içimizde.

Keşke sokakta dizini parçalayıp gelen ama daha az bilgisayar bilen, daha az televizyon izleyen, daha az bizlere bağımlı çocuklarımız olsa.

Keşke çocuklar sokaklarda ya da parklarda güvenle oynasa.

Gözünüze çarpmıştır mutlaka, son birkaç haftadır bir kampanya yürütülüyor sosyal medya üzerinden.

ÇOCUK PARKLARINA GÜVENLİK KAMERASI konulması için belediyelere çağrı yapılıyor.

Sonuna kadar destekliyorum.

Hayat, izlediğimiz, izlerken de “Yok artık” dediğimiz bilimkurgu filmlerinin bize göz kırpışını yansıtıyor sanki.

Hani robotlar insanların yerini alıyordu da insan ırkı yavaş yavaş yok oluyordu ya.

Bu parklara kamera talebi de bu filmin gerçeğe dönüştüğünün bir kanıtı gibi.

KOMŞUMA GÜVENMİYORUM EY MAKİNA SEN ÇOCUĞUMA GÖZ KULAK OLUVER.