SEYAHAT

Mykonos'ta Takma Diş Var mıdır?

Author

MYKONOS’TA TAKMA DİŞ VAR MIDIR?

Şırınga,

Çorap,

Takma diş.

Bu üçlüyü bir hikayeye oturtmanızı istesem nasıl bir tasvir yaratırdınız?

Yaşlı adam o kadar bitkindir ki, şırıngadan damarlarına zerk edilen ilacın vücuduna girişini bir film sahnesiymişçesine seyrediyor. Derisine işleyen her iğnede, bardağın içindeki takma dişlerine bakarak, dişetlerinin sızladığını hissediyor. Ve son zamanlarda en çok çorabındaki deliği kimsenin fark etmeyişine üzülüyor. Ne de olsa artık ne işe gidiyor, ne de insan içine çıkabiliyor. Çoraptaki ya da kollarındaki delikler artık umursanmıyor. Çünkü o artık sadece nefes alıp veriyor.

… devamı, size kalmış.

Şimdi hayal ürünü olmayan bir geçekten söz edeceğim.

Şırınga, çorap ve takma diş üzerine bir gerçeklik.

Bütün ihtişamı ile sahili bekleyen palmiyeler,

Plajın koltuk takımları şezlonglar,

Pırıl pırıl bir güneş,

Bakmaya doyamadığınız bir deniz.

Bu genel bakış.

Özele varıyorum.

İşte bu noktada hikayemizin ana kahramanları karşıma çıkıyor;

Bir sahilde ne toplarsınız?

Deniz kabuğu ya da taş.

Ben ise şırınga, çorap ve takma diş topladım.

Bir sabah yanıma kızımı da alıp sahile yürüyüşe çıktım.

Elimde poşet.

Pet bardaklar, cam ya da teneke şişeler, şeker çubukları, bandı kopmuş bir terlik, kumların arasına sokuşturulmuş mısır koçanları, bol bol kapak, mendiller, poşetler, parçalanmış oyuncaklar, …

Tekrar tekrar düşündüm “TEMİZLİK İMANDAN GELMİYOR”

Neredeyse yaz boyu her sabah bu ve buna benzer pislikleri 3 yaşındaki kızımla birlikte topladık.

Ama şırınga korkunçtu, iğnesi yoktu…

Çorap iğrençti daha kötüsü olamazdı.

Ta ki takma dişi görene dek.

Baya baya bağdaş kurup oturdum dişin önünde.

Etrafımızda birkaç teyze.

“İki gündür burada vallahi içimiz fena oldu” serzenişinde bulununca biri, “Yaşlıya hürmet bir yere kadar” diyerek aldım sazı elime.

“Bravo. Farklı bir manzarada denize girmek…hem de içi fena ola ola. Büyük cesaret. Neden çöpe atmayı düşünmediniz?”

“Doğru vallahi atmak lazım.”

Suçunu kabul edene yüklenemeyeceğime göre, cinlerimle birlikte takma dişi attık poşete. Koyuldum yola.

Poşedi gören “Çok pis vallahi bugün, toplamak lazım” dedikçe.

“Adım başı çöp var. Alınız bir poşet toplayınız bir zahmet” buyurdum.

Hem söylendim hem küfrettim hem üzüldüm.

Kızımın bu manzara ile karşılaşmasına, doğaya zerrece kıymet vermeyişimize, dini imanı gösteriş olan, temizlikten bihaber bir toplum oluşumuza içerledim.

Yunanistan’ın tatil yöresi Mykonos’a gittiniz mi bilmem.

Bodrum, Çeşme, Kuşadası, Kaş, Marmaris, Ayvalık ve daha pek çoğu vallahi de billahi de on basar.

Yani en azından temiz olsalar kesin on basarlar.

Ne temiziz ne tanıtım yapabiliyoruz ne de önemsiyoruz.

Ama en iyi bildiğimiz işi, eleştiriyi, çok bilmişliği, yurtdışını ballandıra ballandıra anlatmayı pek seviyoruz.

Varsa yoksa yurtdışındaki sahillere akın akın koşup, çöpümüzü kendi ülkemizde bırakıyoruz.

Doğa, yıpratılmışlığına tepkiyi depremle selle gösterince de giden canlara oturup ağlıyoruz.