HIKAYE

Arkadaşınızın platonik aşkı size ilgi gösterse ne yapardınız? Ben kaçtım!

Author

Ay ne bileyim, sen esprilerime öyle gülünce ben de gittim bi 70'lik vişne suyu ve 12'li kutuda şey aldım. Nereden bileyim arkadaşımın platonik aşkı olduğunu... Balon yapıp şişirdim birini, duvara karşı voleybol oynayıp şarabımı yudumluyorum.

Arkadaşınızın platonik aşkı size ilgi gösterse ne yapardınız? Ben kaçtım!

Buna benzer konuları, taktik maktik gözetmeksizin, bam bam bam netliğinde çözebilen insanlardan olamadım ben hiçbir zaman. Her tehlikeli yakınlaşma ömrümden ömür götürdü. Onun kalbi kırılmasın, bunun gururu kırılmasın, benim pekmezim dökülmesin derken erken yaşlandım zaten...

Daha fazla flashback ve kelime yapmadan giriyorum hikayeye. Bizimkisi çalışkandı, üniversite hayatı boyunca hiç boş durmadı. Kimi zaman telefon faturamı ödediğim gsm şirketi çalışanı olarak çıktı karşıma, kimi zaman kahvemi getiren garson... Playstation salonunda karşılaştık sonunda. Bu sefer keyfim yerindeydi, yapıştırdım esprileri.

Arkadaşımdı zaten kendisi ama pek samimi değildik. Denk geldikçe ayak üstü 2 dklik standart muhabbetler sadece. Onun da sevgilisi vardı hep, benim de. Bir kesişememişti bu nedenle yollarımız. Bu sefer bi başka güldü ama bana... Bir başka uzattı muhabbeti... Ortayı gole çevirmek için didinen her hormon patlaması her ergen gibi bize davet ettim ben de akşama. Ev arkadaşlarımı da tanıyor zaten, fazla kolay oldu ikna etmesi.

İş çıkışı geldi bize. Biz tam inceden sarhoş olmaya başladığımızda davetsiz bir misafir geldi. Şans işte... Modu ve neşesiyle her zaman ortamımızı şenlendiren, Sinan Akçıl benzeri boşçu bir arkadaşım kendisi. Kendi evinde uyuyan bir yapısı yok pek. Nerede akşam orada sabah, boş gezenin boş kalfası bir karakter bu da. Arada habersiz gelir, iki gün yuvarlanır bizde.

Benim Pro Evaluation Soccer'ın reklam yüzü hatunu görünce dibi düştü terbiyesizin. 40 yıllık dostu gibi selamlaştı. Nereden bileyim ikisinin uzunca bir mazisi olduğunu....

Bizim eleman kıza aşıkmış bir süre evvel.. Ne kadar denediyse de kız bunu ısrarla reddetmiş. Bizimkinin içinde bir ukte olarak kalmış ablamız. Unuttuğunu sanıyormuş ama görünce anıları depreşmiş.

Beni yan odaya çekip bu hikayeyi anlatınca geceye dair programım 180 derece değişti maalesef. Bizde arkadaşın aşkısına yan gözle bakılmaz. Bi kutu prezervatif çekmeceye, bi şişe şarap mideye gitti bu acıyla. Sonrasında arkadaşın getirdiği alkollerle devam ettik. Evet, buradan sonrası dram arkadaşlar...

Bir saattir yakınlaşmak için takla attığım kızdan deparla uzaklaşmaya başladım bir anda. Kız da anladı muhabbeti ama arkadaşımın ilgisinden bıkmış sonuçta. Bana da ilgisi var zaten. Eğer benle yakınlaşırsa arkadaşımın platonik sevgisini de sonsuza kadar bitireceğinin farkında. Bunun da etkisiyle başladı bana yazılmaya.

Körün istediği bir göz, Allah verdi VR gözlüğü! Ama arkadaşlığa sığmayacak sonuçta yaptığım. Sürekli R yapıyorum. Ben kaçtıkça kız kovalıyor. Kız beni kovaladıkça arkadaşım onu kovalıyor. Gecenin bi yarısı evde kovalambaç oynuyoruz. Kimse tutturamıyor hedefini.

Bunları yalnız bırakmak için balkona geçip film açıyorum, Pınar damlıyor peşimden balkona. Ardından da arkadaşım geliyor, film seçmeye çalışıyoruz birlikte. Film açınca beni sarmadı deyip kalkıyorum, salona geçiyorum tv izlemeye, Pınar peşimde; beni de sarmadı film yaa...

Böyle böyle sabahı ettik. Pozisyon şu; ben, arkadaşım ve gönlümüzün efendisi Pınar, güneşin doğumunda balkonda oturmuş gömmeli batak atıyoruz.

Benden pes gençler. Saklambaç beni yordu, yatıyorum, dedim. Sana da yatak açıyorum deyince kabul etmedi Pınar. Sabah oldu zaten, ben kaçarım otobüsler başlayıncaya getirdi muhabbeti. Bunu duyunca benim arkadaşın yüreğine de su serpildi. Eline bişi geçmese de defteri açık tutmayı başardı sonuçta. Yani o an için öyle sanıyordu...

Tamam o zaman, ben yatıyorum. Yan oda boş. Pınar'a ayırmıştım ama o kalmayacağına göre sen de orada yatabilirsin kardo dedim, kaçtım.

Aradan yarım saat geçti geçmedi, kapım aralandı. Pınar geldi oturdu yatağımın ucuna. Ben gittikten sonra biraz tartışmışlar, nasıl becerdiyse atlatmış bizim oğlanı. Şunun olduğunu söylesen hayatta gelmezdim, niye söylemiyorsun, diye bastı fırçayı bana. Özür diledim tabii bi araba. Mahcubiyetin getirdiği eziklikle kızın eline düşmüş gibi oldum. Özür dilemeler yakınlaşmaları getirdi, uzandı yanıma... Evet, ben de az pislik değildim o dönem:(

Ne olur diyorum bari bizim oğlan uyumuş olsun. Bizim oğlandan kastım hem yan odadaki arkadaşım hem de diğeri işte, küçük oğlan, biliyorsunuz. Lanet olsun, ikisi de uyumamış. Kız yanaştıkça bir hareketlenme ikisinde de. Kendimi geçtim, çocuk uyumuş olsa bari diye umuyor, hatunun markajından kaçmaya çalışıyorum ama nafile. Ahtapot gibi sarıldık Pınar bana, ben duvara. 

Konu burada yazarak anlatamayacağım ayara yükselince pes ettim ben de. Korkanın çocuğu olmaz dedim, verdim duvara sırtımı. Vermemle kapıyı tıkladı şarkıcı kardeşim. 'Kardo uyudun mu?'' 

Arkadaşınızın platonik aşkı size ilgi gösterse ne yapardınız? Ben kaçtım!

İstediğim uyudun mu mesajı bu değildi yaa... Sanane be kardeşim, geç odana yat işte, niye zorluyorsun. Ses etmesem dalacak odaya. Abi bir saniye, açıyorum kapıyı hemen deyip zıpladım yataktan. Ben üstümü başımı topluyorum, Pınar üstünü başını dağıtıyor. Ya sen nasıl bir pisliksin diye fısıldadım, aynı senin gibi diye fısıldadı. Baktım kaçış yok, açtım kapıyı pencereyi. Gelin abi, kim istiyorsa gelsin odama!

Vay bee! Kardeşim dedik triplerine bağladı bizim party boy. Biraz evvel yapmadığı pislik kalmayan ablanın gıkı çıkmıyor. Parasını verdik, oyunu izleyeceğiz triplerinde. Ayar oldum, patlamış mısır ister misin diye sorasım var da ortam gergin, soramıyorum. Arkadaş bana bir posta fırça kaydıktan sonra Pınar'a döndü. Sana da yazıklar olsun, memlekette adam mı kalmadı da en yakın arkadaşıma(?) yürüyorsun, yazık! Layık değilmişsin sevgime falan filan sövmeye başlayınca tartışma çıktı. Pınar da girdi laf dalaşına... 

Abicim dedim bilmiyordum. Bu akşama kadar senin aşkından da, Pınar'ın aşk hayatından da haberim yoktu. Takılma niyetiyle çağırdım ki geldi de. Demek ki sana dair bir şey yokmuş. Bizim de bir ciddiyetimiz yok. Böyle olmasaydı başka türlü olurdu ama her türlü senlik bir şey olmazdı. Bi posta daha sövdü, evi terk etti delikanlı. Mal gibi kaldık Pınarla. 

Biraz hüzün, biraz pişmanlık, biraz heyecan, kafam trilyon. Ama ufaklık hiç etkilenmedi olaylardan. Hala başı dik. Ayıptır be kardeşim, dön git yoluna... ama yok, dürtüp duruyor aşağıdan. 

Pınar kalktı bir hışımla, eşyalarını topluyor...

Pınar nooldu? Pınar.. Pınar.. Sesimi duyan var mı? 

Bıktım sizin gibi ergenlerden, dedi, bastı gitti Pınar da. 

Benim uykum kaçınca küçük oğlanın uykusu geldi zaten, yaktım sigaramı, araba yarışı oynadım bilgisayarda. Bu da böyle bir anımdır. Siz siz olun, bu gibi durumlarda kalmamaya çalışın. Bi kere topa girdikten sonra elden gelen bir şey olmuyor zaten. Her türlü mal oluyorsunuz. Hala düşünüyorum, hala pozitif bir çözüm bulamıyorum şu denkleme. Kimseyi kırmadan ne yapabilirdim acaba?

Buraya kadar okuyup da devamını merak eden arkadaşlara küçük bir not, fırlama arkadaşımla 3-5 gün sonra barıştık ama Pınar'ı komple kaybettik. Ne ona ne de bana yar olmadı gitti. Akıllı kadınmış, ben de olsam bizle takılmazdım:)