EĞLENCE

Bir mülakatta yapılabilecek tüm hataları yaptım ve bununla gurur duyuyorum!

Author
Bir mülakatta yapılabilecek tüm hataları yaptım ve bununla gurur duyuyorum!

''Mal mısın evladım, bunda gurur duyulacak ne var?'' diyebilirsiniz, haklısınız. Benim gurur duyma sebebim çok başka, oraya daha sonra geleceğim. Önce bi hikayemi dinleyin. Asla yapmazsınız ya, siz de aynı saçmalıklarla çalmayın potansiyel işverenlerinizin kapısını... 

2 yıl kadar rötarla da olsa bitirdim üniversiteyi. Çok bir şey öğrendim mi tartışılır. Belki bizim bölüm mezunları öğrenmiştir ama ben en az çalışma ile nasıl mezun olunursa öyle oldum. 6 yıl boyunca son gece çalıştım işte. Ödevler, sunumlar falan da hep arkadaşların dürtmesiyle, Her sene bütünlemesi, yaz okulu falan derken zor bela, bir şekilde aldık diplomayı. 

Mezun olup diploma alınınca unutuyor insan bunları. Herkes kendini Harvard'ı dereceyle bitirmiş genç yetenek gibi hissediyor, şaşmaz. Bu tribe girince iş hayatına dair beklentiler de fazla uçuk oluyor tabii. ''Maaşa falan fazla takılmadan bir işe gireyim de birkaç sene içinde kendimi gösterir, CEO olurum zaten şirkette.'' gibi bir beklentiyle başladım ben de iş başvurularıma. Bu nasıl güzel kafa!

Şirket ismi vermeyim ama büyük bir firmaydı başvurduğum. Oldukça kurumsal, aşırı kurumsal ama nasıl kurumsal bir firma. Şirkette şirket sahibini görmüş çalışan yok, öyle kurumsal. Siz çay söylemiyorsunuz, sistem sizin çaya ihtiyaç duyacağınızı hissedip çayı getiriyor. Feysbuktaki layklarınızı inceleyip şeker kullanmadığınızı, şekersiz çayın kaşıkla getirilmesine sinir olduğunuzu öğreniyor, kaşık bile getirmiyor. Mal gibi kalıyorsunuz öyle. Şekil de yapamıyorsunuz.  Ben oradayken öyle olmuştu en azından:)

İnsan kaynakları çalışanıyla başladı serüvenim. Benden belki bir kaç yaş büyük, aşık olunası bir hanımefendi. Ulan işi, mülakatı falan geçtim, ben onunla normalde diyalog kuramam zaten. Çakmak istese elim ayağıma dolaşır. Borç istese cüzdanımı, hastayım dese böbreğimi çıkarır veririm. Maaş vermiyoruz dese geceleri taksiye çıkar yine de o işte çalışırım... 

Başladı sorular sormaya; önce biraz üniversite hayatınızdan başlayalım, nasıl geçti, hangi projelerde bulundun, boş zamanlarında ne yaptın... Mesleki anlamda işe yaramayacak ne zırvalık varsa anlattım. Yer yer psikolog randevusuna, yer yer arkadaş muhabbetine döndü konular. Heyecanlanınca çenem düşüyor benim. Neler anlattım ben bile bilmiyorum... Seminerleri saçma buldum diye katılmadım, proje ödevlerinde sınıf birincisiyle eş oldum hep, yazları güneye kaçıp çalıştım, bir gün bi Rus, iki Alman, bir de ben oturuyoruz ama kafamız nasıl güzel ... 

Bir şekilde geçtik mülakatı. Sonucu da söylemedi de ben çok ısrar edince aramızda kalsın diyerek söyledi. Tekrar arayıp ikinci mülakata çağıracaklarmış. 2 ay bekledim. Koskoca iki ay. Sonra ne mi oldu?

İkinci mülakata çağırdılar. Sabahın köründe 3 kişi sıkı markaja aldı beni. Odada bir tek tepe lambası yok. Ulan ne suç işledim, hayırdır. Anam babam böyle sorgulamadı beni bu güne kadar. Altı üstü iş istiyorum yaaa. Niye elimi ayağı titretiyorsunuz abiler, ablalar? Sizde nasıl vicdan var!

-Excel'i çok iyi seviyede biliyorum yazmışsınız, öyle mi?
Tabii ki öyle. 
-En çok hangi formülleri kullanıyorsunuz?
Hmm, toplama, çıkarma, tablolar falan...
-VBA?  Vlookup, countif...?
Yok, ben o kadar bilmiyorum.

-İngilizceniz iyiymiş, biraz da İngilizce devam edelim mi?
+Yes, please. 
-How did you bla bla bla.. (CV'ne yazdığın proje ödevini İngilizce anlatır mısın?)
+It was bla bla bla. (hmm, ııııııı, şey, it was economic research, mmm, my teachers, we group)

-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Bahsetmesem daha iyi çünkü bu işi gerçekten çok istiyorum.

-Size göre zayıf noktanız var mı?
Çok açık sözlüyüm.
-Bence bu bir zayıflık değil aslında...
Sana fikrini soran oldu mu dallama?

-Neden bu işi istiyorsunuz?
Açlıktan ölmemek benim için her zaman önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur.

-Daha önce hiç takım çalışmasında bulundunuz mu? 
Halı saha maçı sayılır mı?

Yukarıdaki diyalogların hepsini yapmasam da büyük bir kısmını gerçekten yaptım arkadaşlar. Zevzek espri yapıp utançla gevrek gevrek güldüm, akıllı gözükeyim diye kendini beğenmiş imajı çizdim, iyi biliyorum dediğim şeyleri iki soruda patlattılar... Mülakat ilerledikçe forma yazdığım maaş beklentisi gözümde büyüyüp durdu. Keşke 4 değil de 3,750 yazmış olsaydım diye başladım, mülakatın sonuna doğru '' 1,250 yeterdi aslında, asgari ücreti hak etmiyorum çünkü'' seviyesine inmiştim.

Çıktım,sevgilim telefonda '' iyi geçti sanırım yaa... '' diyorum. Sen hangi köyün Pollyanna'sısın arkadaş! Bundan kötüsü mülakata gelmeyip Ahmet Kural tiplerinde takılmak...

Sonuç olarak Sergen'in Bayern hikayesine döndü konu. Adamlar ilk bakışta bi ilgilenmişler, biraz araştırınca almaktan vazgeçtiler. Ben de olsam ben de beni işe almam abii!

Benim gurur duyduğum kısmı anlamayan varsa şu eski reklama bakabilir. Önemli olan kendini, içindekini yansıtabilmek arkadaşlar. Biz sevinmek için sevmedik:)

Bazı cevaplar yapmacık gelse de, süreç sizi negatif kutupların birbirini itmesi gibi itse de, çok güzel bir hanımefendiyle görüştükten sonra aynı hevesle gidip 3 tane dayının ahret sorularına cevap vermek durumunda da kalsanız kuul olmaktan başka çareniz yok arkadaşlar. O trafikte korna çaldığınız, kuruyemişçide selamlaştığınız, düğünde ateş uzattınığınız sevecen herifler mülakatlarda dracarys gibi ateşler saçıyorlar...

O yüzden hiç kasmıyoruz... Naapıyoruuz? Kırk yıllık beyaz yakalı gibi, para için çalışmıyormuşuz gibi, Harvard'ı terk edip garajda bi bok bulamayınca 'olmadı kariyer kasarız, napalım abi' diyen bir Zükerberg gibi numara yapıyoruz. Mutlu mutlu konuşup boş muhabbet kasıyor, işi kapıyoruz!

Mülakattan önce okuyup sonra unutmayın beni lütfen. Unutursanız maaşı ıslatırken çektiğiniz vicdan azabı olayım e mi!

Bilmediğiniz işi kaza bela kaparsanız ne mi olur? Aşağıda örnekleri mevcut:)

Bir mülakatta yapılabilecek tüm hataları yaptım ve bununla gurur duyuyorum!
Bir mülakatta yapılabilecek tüm hataları yaptım ve bununla gurur duyuyorum!
Bir mülakatta yapılabilecek tüm hataları yaptım ve bununla gurur duyuyorum!