HIKAYE

'Fakir neyse ama çirkine tahammülüm yok' dedi, delirdim...

Author
'Fakir neyse ama çirkine tahammülüm yok' dedi, delirdim...

Doğru olmadığından ne kadar eminsen, o kadar delirtir insanı bazı söylemler... Bu hikayede de ben delirdim. Tamam, Best Model Turkey - Erkekler finalisti olmadığımı ben de biliyorum da çirkin nedir! Gerçekten çirkin olsam bile öyle söylenir mi be, ayıp diye bir şey var... Hiç mi vicdanın, azıcık da mı empati yeteneğin yok!

Karşı cinsle en ufak bir etkileşime girmeden geçirdiğim süre 4 ayı bulunca tinder'a düştüm a dostlar. Gurur duymuyorum bu anımla ama hiçbir şey olmazsa renk olur diye başladım önüme geleni sağa çekmeye. 1/500 eşleşme oranıyla mutlu mutlu takılıyorum. Eşleştiğim 3-5 kişiye de hemen mesajı yapıştırıyorum. Dönerse benimdir, dönmezse kendi kaybeder...

Sonra saçları Andy Warhol misali beyaza çalan, asi ruha sahip olduğu kilometrelerce öteden belli olmasına karşın aramızda sadece 4 km mesafe bulunan hatuna denk geldim. Tescilsiz bir ruh hastası olduğumdan manyakça bir tanışma mesajı yazdım, aynı saçmalıkta bir cevap aldım. Saçma sapan üç beş mesaj sonrası sosyal platformlardan ekledik birbirimizi, seviyesiz ve istikrarsız şekilde muhabbet ediyoruz.

Bir konser öncesi trafik sıkışıklığından dem vurarak evimin önünden foto atmış instagrama, ben de hemen 'buradaysan görüşelim', dedim. Çok vaktim yok ama yakınsın, gel beş dk yüzünü göreyim madem dedi. Koşa koşa gittim yanına, üzerimde eşorfmanlarımla, saç baş dağınık... Gaffur'dan halliceyim. Sırf kızı bekletmeyim diye koşarak gittim resmen, insanlık yapmayacaksın bu devirde...

'Fakir neyse ama çirkine tahammülüm yok' dedi, delirdim...

Kız da konsere gidecek sonuçta, siyah bir elbise, topuklular, saç baş yapılı... Harbiden güzel olmuş yani, fotoğraflarından daha güzel. Potansiyelinin zirvesinde. Ne bileyim çakma bir Paris Hilton' a denk geldiğimi... Ben ise potansiyelimin dibindeyim. Tuvaletteyken yazmıştım mesajı zaten, 3 dk sonra da yanındaydım... Ulan sanki Kıvanç çok yakışıklı o pozisyondayken...

10 dakikalık saçma sapan bir muhabbetten sonra kızın arkadaşları geldi, ayrıldık... Ertesi gün, artık tanışmış olmamızın da verdiği özgüven ile, nasıl geçti konser diye sordum? Azıcık vicdan be, azıcık insanlık...

Fakir neyse ama çirkine tahammülüm yok! yazdı bana...

Deliriyorum... Silip engellemekle, terbiyemi bozarak karşılık vermek arasında gittim geldim bi yarım saat. Sonunda en doğrusuna karar verdim. Hiç bozuntuya vermedim. Alttan girdim üstten çıktım muhabbeti toparladım. Hala konuşuruyoruz. Sonunda zor bela gerçek bir randevuya ikna ettim onu. Ama ben de bilenmiş vaziyetteyim artık...

Hatun deplasman sevmiyor, illaki kendi şartlarında çıkacak maça. Palabıyık olmadan oynamam diyor... Neyse ona da tamam, ne istiyorsan tamam dedim, söylediği kafede buluştuk. 

Gerçekten yakıyorum ama. Yıkılıyorum. 1saat sürdü hazırlanmam, muhtemelen düğünümde bile bu kadar hazırlanmam. Saç spreyleri, parfümler, spor bi ceket vs. vs. En taş halimdeyim. O dandik kafeye bir girişim var, Burak Özçivit'in şampuan reklamı resmen! Kasılmaktan göğüs kafesim acıyor neredeyse... 

Hatunun gözleri fal taşı gibi açıldı ne yalan söyleyim. Yan masalardan bile deli reaksiyon aldım. Bu sefer de kız nasıl paspal, nasıl çirkin... Bakkala gider gibi çıkmış gelmiş. Karma yalan diyenler Yallah sosyete pazarına... Şov yapıyorum. 

Daha önce çok bahsettim, klavye benim işim değil. Bakmayın burada bir şeyler anlattığıma, burada birini etkileme çabam yok. Karşı cinsle mesajlaşmada rezilim. Ama yüzyüzeyken de affetmem yani. Ağzım iyi laf yapar, güldürürken düşündürür, alçak gönüllü gözükebilmek için kendimi övdürür, beni hafife alanlar dizlerini dövdürürüm... Ama mesaj atarsanız tam bir malım işte, bizde de o yok. 

Kız beni o kadar önemsememiş ki arkadaşlarıyla okey oynamaya çıkmışken beni de bi beş dk aradan çıkartmayı düşünmüş. Yan masada kız kardeşi, kuzeni, arkadaşı, diğer masada biz. Romantik bir akşam yemeği, nargile dumanları ve taş sesleri arasında... Hmm bayılırım. 

Kız her anlamda utanmış ve ezik bir biçimde imajı kurtarma derdine düştü. Onun bu stres hali benim için bulunmaz nimet. Şovun dibine vurdum. Sanattan, sinemadan, edebiyattan, endüstriden, felsefeden bahsediyorum. O kafa karışıklığıyla yakalayamıyor zaten hatun, bildiğim bütün değişik kelimeleri cümle içinde kullanıyorum. Öteki arabam mercedes ama bu trafikte kullanmak istemiyorum görgüsüzlüğünde Ali Ağaoğlu gibi takılıyorum resmen. Onun istediği neyse ben o oldum kısaca. Abartıp kiradaki evlerimizden bile bahsettim. (%70 sallamasyon)

Sonunda pes edip övmeye başladı beni. Sen pek fotojenik değilmişsin ama yüz yüzeyken çok başkasın. Nasıl kız arkadaşın olmaz, tinderdan çok kişiyle tanıştın mı, çok etkileyici ses tonun var falan yürüyor bana deli gibi... Yan masanın markajı, arada espriyle laf atması falan da cabası. Bi ara kız kardeşi geldi masaya, o da beni çok sevmiş, çok zekiymişim falanlar filanlar...

Fakir olabilirim, çirkin de olabilirim... Öyle olsam bile bunlar benim seçimim değil bir kere. Birini böyle ezmeye çalışmak, eziklikte dibi görmektir bence. Dersini vermek için muhabbetimiz çok keyifli hale gelene, hatunun dibi düşene kadar devam ettim orada. Sonunda tuvalete diye kalkıp hepsinin hesabını ödedim. Ya ne gerek vardılar, teşekkürler falan imajım on numara. 

Gecenin sonunda, yan masaya da duyuracak şekilde; 

Benim kaçmam lazım artık, fakir neyse de çirkine tahammül etmek beni çok yoruyor. Eve gidip temiz bir uyku çekmem şart deyip ceketimi aldım, çıktım... 

Akşam 8 sularında, beni ilk gördüğünde, %38 oranında büyüme ile rallisine başlayan göz bebekleri, saatler 22:45'i gösterdiğinde %120 büyüme ile 2017 ilk çeyreğinin zirvesine ulaştı. Sonra masada dönen muhabbetleri ben de çok merak ettim ama üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. Karma is a biç! Kamyon çarpmışa dönmeyin sonra;