HIKAYE

Hep kesişeceğiz mi böyle ömür boyu?

Author
Hep kesişeceğiz mi böyle ömür boyu?

En son ne zaman güne bomba gibi, zıpkın gibi başladım hatırlamıyorum. O güne de enerjik başlamamıştım aslında. Devamında yaşanan minicik bir gelişme, güne olan puanımı 3 ile çarpıp karesini aldırdı. Hangi kap önce dolar soruları kadar kafa karıştırıcı olmasa da ilginç bir işlem bence; (1x3)² = ?

Bu nasıl 1 sıçrayıştır! Berbat başlayan bir gün bu kadar mı mükemmel devam eder! Hayatımda %800 artış gösterdiğim tek bir konu oldu bugüne kadar, o da işe başladıktan sonraki ay gelen kredi kartı faturamdı. 500---4.500! Başarı mı yoksa başarısızlık mı siz karar verin artık...

Aptalca bir gülümsemeydi arkadaşlar...

Günümü ve ondan sonraki günlerimi, ruh halimi, gözlerimin parlaklık ayarını, telefonumun şarj dayanımını, saçlarıma ayırdığım süreyi değiştiren, yalnızca çekingen ama içten, küçücük bir gülümseme...

Ulan ne basit canlılarız be! Entelektüel kaygılar, melankoli, depresyon falan hep yalan. Bütün o '' Böyle bir dünyaya çocuk getirmek... Bilemiyorum yaa...'' tipleri falan yalan! Boş laf hepsi. Otobüste 5 kişinin arasından, doğru yerden bakınca görebildiğin güzel bir yüzün sana gülümsemesi rafa kaldırıyor tüm bu negatif düşünceleri. Suya düşmüş pamuk şeker misali yok oluyor o ana kadar biriktirdiğin tüm sıkıntılar.

Arnavut asıllı İngiliz müzisyen Dua Lipa'yı bilmeyen yoktur herhalde. Yani şarkılarından bilmiyorsanız makara muhabbetlerinden biliyorsunuzdur. Güzel mi değil mi hala emin değilim aslında, çok farklı bir tarzı var kendisinin. Yine de anlamlandıramadığım bir şekilde kitlenip kalıyorum onu her gördüğümde. Bu konuda da yorumlarınızı alırım varsa bir dal...

Aynı ona benziyordu işte o dar koridordan kesiştiğim mutluluk dağıtıcısı. Wanted filmindeki gibi teyzenin çantasının arasından, amcanın koltuk altından, çocuğun dikilen saçlarının az üzerinden, amcanın gözlük canımın sağ köşesinden geçti bakışlarımız. Geçti ve istemsizce buluştu tam ortada. Cern'de çarpıştırmaya çalışıp durdukları atomlar var ya hani, hiç olmayacak bir yerde, belediye otobüsünde çarpıştı. 

Varsın çarpışsın. Azdan az, çoktan çok gider.

Her seferinde çekinip gözlerimi kaçıran ben, bu sefer gözlerimi kırpmadım bile. Mesafe tanımadan, dünyaya ve içindekilere aldırmadan, hem ilk hem sonmuş gibi, en güzeli oymuş gibi, bunca yıl beklemiş gibi, beklediğime değecekmiş gibi uzuun uzun baktım. O da baktı lan. Film gibiydi ama galaya kimse gelmedi. Zaten gelmesindi... O an bize özeldi... 

Sonra bir fren ile görüntü gitti. Kaza falan yok, amca fren sonrası yer değiştirdi sadece. Ben amcanın nursuz yüzünü, kız ise poposunu kesmek durumunda kaldı bir süre. Sonunda pes ettik. O inerken bir kez daha göz göze geldik... İndikten sonra bile sürdü, gözden kaybolana dek...

Burada bitti mi? 

Elbette hayır. 

Belki bir daha denk geliriz diye, belki tek kesişen biz değilizdir, belki yollarımız da bir daha kesişir diye gün boyunca dua ettim. Kabul oldu. Olmasa da ederdim ama oldu:)

Birkaç kez daha denk geldik aynı otobüste. Her seferinde daha uzun kesiştik. Her seferinde daha bir cesaretlendim konuşmak için. Her seferinde bir dahakine kesin konuşuyorum...

Tam 4 kez denk geldik. Sıradaki 5 olacak inş, heyecanla bekliyorum. Henüz bir açılımda bulunamadım ama kafayı kırdım, bir daha denk geldiğimizde kesin! Nerede inerse insin, ben de orada iniyorum... Karşısına dikiliyorum... Başlığa yazdığım soruyu soruyorum; 

Hep kesişeceğiz mi böyle ömür boyu?