Mevlana'nın dört kapısı ve gnostisizm

Mevlana'nın dört kapısı ve gnostisizm

Meşhur hikayeyi bilirsiniz. Mevlana'nın dört kapı hikayesi. Bu hikayeyi ne zaman dinlesem aklıma gnostik olma fikri geliyor. Gnostisizm ile yanıp tutuşuyorum. Hatta dün Gnostik İncil'i okuyup mevzubahis inancın helenizm, kadirizm, tasavvuf inancına ne kadar benzediğini keşfettim. Paganizm ile yoğrulmuş, zerdüştlüğü harmanlamış bir inanç gibi.  

Neyse hikayeye geçelim. 

Rivâyete göre öğrencilerinden biri Mevlâna’ya sormuş.

– Efendim, bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız ?

“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”

Adam gitmiş birincinin ensesine bir tokat aşketmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlâna’nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat aşketmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına

devam etmiş. Öğrenci Mevlâna’ya dönmüş, olanları anlatmış.

“Birinci; şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı yiyince kalktı. Aynısını sana iâde etti.

İkinci; tarîkat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. “Sana kötülük yapana bile iyilik yap.” Onun için döndü, yerine oturdu.

Üçüncü; mârifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi âlet etti diye merakından söyle bir dönüp baktı.

Dördüncü; hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile.”

Şimdi düşünüyorum. Acaba bu hikayedeki gibi 'hu deyip altını kürümek' mi lazım? Her iyiliğin de kötülüğün de kaynağı tanrıdır deyip, gelişmeciliği bir kenara atmayı mı anlamalıyız. 

Buna en iyi cevabı Umberto Eco veriyor aslında. Yorum ve Aşırı Yorum'a bakabilirsiniz:

"gnostik kendisini dünyada bir sürgün olarak, bir mezar ve hapishane olarak tanımladığı kendi bedeninin bir kurbanı olarak değerlendirir. dünyaya fırlatıp atılmıştır ve oradan bir çıkış yolu bulmak zorundadır. varoluş bir hastalıktır ve biz bunu biliriz. burada kendimizi ne denli engellenmiş* hissedersek, o denli bir iktidarsızlık hezeyanına ve öç alma arzusuna kapılırız. bu yüzden, gnostik kendisini, tanrının, kozmik bir komplonun sonucu olarak geçici bir süreliğine sürgüne gönderilmiş bir parçası olarak görür. tanrıya dönmeyi başarırsa, insan yalnızca kendi kökeni ve başlangıcıyla yeniden birleşmekle kalmayacak, aynı zamanda o kökenin yeniden yaratılmasını ve başlangıçtaki hatadan kurtulmasını sağlayacaktır. insan, hasta bir dünyada tutsak olmakla birlikte, kendisini insanüstü bir güçle donanmış hisseder. tanrı ancak insanın işbirliği sayesinde başlangıçtaki kopuşu onarabilir. gnostik insan bir übermensch haline gelir. salt maddeye bağlı olanların* aksine, yalnızca tinden olanlar* hakikate ve dolayısıyla günahtan arınmaya yönelebileceklerdir. gnostizm, hıristiyanlığın tersine, bir köleler dini değil, bir efendiler dinidir.

Be the first to like it!

Comments

avatar

People also liked

Related stories
1.The Surprising Truth Behind Opioid Addiction in America
2.Kit Harington and Emilia Clarke  
3.Being Vegan Might Be Ethical, but It Is Unhealthy
4.Nigel Farage and Mitch Feierstein Discuss Censorship by Twitter, Facebook, & Google
5.Keto Fast Food in 10 Questions
6.Why Banning Tommy Robinson from Facebook wasn't a Good Idea? 
7.Anti-Semitism, Ilhan Omar, and the U.S. Congress 
8.Body Painting Art
9.Does Jason Witten still have it?
10.Fastest moving balls in the history of the sport
500x500
500x500