GÜNDEM

Kenan Bakkal'ın en büyük rakibi Melih Gökçek

Author

Melih Gökçek'le tanışmam oldukça eskilere dayanır. Tanımaz olaydım! Takvim yaprakları 1995'i gösteriyordu sanırım. Mahalle maçlarındaki ezeli rakibimiz olan takımın çocukları çığlık çığlığa bir otobüsün peşinden koşuyordu. İnsanın ilk aklına gelen şey otobüsün bir çocuğu ezdiği idi. Ancak gerçekle çok sonraları karşılaşacak, bunun örneğini de defalarca görecektik...

Kenan Bakkal'ın en büyük rakibi Melih Gökçek

Bir belediye başkanı oturuyordu Mercedes marka otobüsün muavin koltuğunda. Aslında en çok yakıştığı yer orasıydı ama öğrendik ki kendisi belediye reisi idi. İtici ve asla kaybolmayan bir gülümseme, o gülümsemeye biraz yukarıdan dahil olan bıyıklar, gürbüz yanaklarıyla Melih Gökçek beyefendiyi hiç mi hiç sevmemiştim. Benimle birlikte bizim mahallenin hiçbir delikanlısı o topların peşinden koşmadı, zaten halihazırda mahallenin demirbaşları arasında iki tane Mikasa'mız, 1 adet de 9 kat kamesimiz vardı. O kıçıkırık toplara ihtiyacımız yoktu.

Topların üstünde dikkat çeken şey belediye reisinin kendi adını bastırmasıydı üstlerine. Hem de o zamanlar kullandığı diğer adı, "İbrahim"i de yazmıştı. Evet bizim topların üstünde Mikasa, üst mahallenin toplarında ise İbrahim Melih Gökçek yazıyordu. Bizimkiler çocuk akıllarıyla alay etti durumla. "Ulan adama bak topların üstüne adını yazmış" diye. Çocukluk işte... O gün Etlik'teki çocukların, annelerinin, babalarının keyfini yerine getirmişti Melih Gökçek. Sadece top satışında önümüzdeki 2 ay oldukça düşüş yaşayacak, stokları eritemediği için indirime gidecek Kenan Bakkal sinirlenmişti. Zoşçenko'nun 'Lastik Pabuçlar'ını okuyordum o dönemde. Hâlâ okurum, nefis bir çocuk kitabıdır. Kapaktaki Minka'nın babası olacak o adama ne de çok benziyordu Gökçek. Al yanaklar, gür saçlar, bıyıklar...

Kenan Bakkal'ın en büyük rakibi Melih Gökçek

Bıyıklı amca o gün topları dağıtıp gitti gitmesine ama içindeki futbol sevgisi hiç bitmedi. Önce Ankaraspor diye bir belediye takımına oyuncular almaya başladı. Mesela kimsenin o sırada para vermeyeceği Ersen Martin'e 700 bin Euro gibi bir meblağ ödedi. Brezilyalarına ne kadar para döktüğünü bilmiyorduk bile, Dünya Kupası'nda forma giyen iki kaleciyi Allah herkese nasip etmez. Şehzade Ahmet Gökçek'e etmişti... Paralar takıma oluk oluk akıyordu, iyi de bir kadro kuruldu. Ama Melih Gökçek top dağıtmaktan vazgeçmeyecek gibiydi. Mesela İstanbul BB'nin Boz Baykuşlar dışında taraftarı yoktur. Ankaraspor'un taraftarı, izin yapmayı planlarken bir anda görev emri çıkartılan EGO çalışanlarıydı. 

Yenikent denilen, Ankara'nın en uzak köşesine Ankaraspor maçlarında tribünlerin üstüne oturmak üzerine görevlendiriliyordu. Bir bakıma FIFA'da hareket etmeyen karton tribünler gibilerdi yani... Muhtemelen harcırah alıyorlardı bunun için. Üstelik taşımak için belediye otobüsleri çalıştırılıyor, bedava toplar (Artık nizamı futbol topları) ve formalar dağıtılıyordu. Enteresan günlerdi. Zaten enteresanlığı 2009'da tescillendi. Türkiye'de ilk kez bir takım 5. haftada ligden düşürüldü. Melih Gökçek, önceden göz diktiği Ankaragücü'nü eline geçirdi...

Kenan Bakkal'ın en büyük rakibi Melih Gökçek

Ankara'da yaşanan o meşhur güç savaşından Melih Gökçek galip çıktı. Başkan, "Ankaragücü 4 büyükler gibi olmayacak. 5-10 sene sonra Türkiye'nin en büyüğü olacak. Son olayların arkasında da bunun korkusu var" diye konuştu. Ankaragücü bu sözlerin ağırlığına dayanamadan 2 sezon sonra küme düşecekti...

2010'dan bu yana Gökçek'le pek bir ilgim kalmadı. Başka bir şehre taşınmıştım. Burada "Asfaltımız pek hayırlı" değildi. Zira belediye başkanı bu tip pankartlarla bizi tebrik etmiyordu. Pişmiş kelle gibi sırıtmasından hiçbir şey kaybetmediğini, Ankara'ya her ziyaretimde yönetiminin daha da berbatlaştığını biliyorum.

Şimdi diyorlar ki, kendisinin istifası isteniyormuş. 22 yıl önce top dağıttığı Ankara'yı hatırlıyorum, bir de şimdiye bakıyorum... Keşke Kenan Bakkal'ın keyfi hiç kaçmasaydı, seninle hiç tanışmasaydık diye düşünüyorum. 

Kenan Bakkal'ın en büyük rakibi Melih Gökçek