DIĞER

Zamanıdır Ankara

Author

Size biraz Ankaradan bahsedeceğim.

Şehirler ki sadece sınırlardan ibaret olmayıp, olamayıp; insanların yuvası, aşkı, dostu ya da düşmanı olabiliyormuş bana bunu ne güzel de öğretti Ankara.

İlk geldiğimde arkadaşlarıma ilk söylediğim şey "burda valla deniz yok şaka değilmiş"olmuştu. Yani gerizekalılıktan değil de insanın gerçekten deniz olmayan bi yerde yaşayabileceğini idrak etmek haritadan öğrenmek kadar kolay değildi. "Burası büyük köy yea" diye diye gezdim bi zaman. Ama öyle büyük yenilik öyle bir değişimdi ki- hadi biraz acıtasyon da yapayım- Anadolu'nun görece ufak bir şehrinden kalkıp Ankara'ya taşınmak, yıllarca hayali kurulan üniversite dönemi, hiç bilmediğin yeni hayatlar hikayeler derkeeen ben bi sevdim Ankara'yı.

Sonra işte bu şehirde kendi hikayeme başladığımda, o hikayenin içindeki her güzel ve her kötü şeyden şehri sorumlu tutmak da yaşamaya dairmiş, öğrendim.

Nefret ettim. Yıllarca nefret ediyorum diyerek gezdim sokaklarında. Bütün hayallerin, yaşadığın hikayenin çok uzağında kaldığını gördükçe, kendini bir kabusun içine sürüklenirken görüp de elinden bir şey gelmedikçe evet nefret ettim. Her şey için suçladım bu şehri. Dökülen her gözyaşım için öfke duydum ki bu hiç de az değildi.

Zaman geçiyor. Zamanla geçer mi diye merak ettiğimiz her şey zamanla gerçekten geçiyor. Benim için de geçti. Ve geçerken anlamasam da dönüp olana bitene baktığımda her saniyeme eşlik edebilmiş tek şeyin bu şehir olduğunu farkettim. Omzunda ağlayacak insan bulamadıkça Ankara'ya sarılmış ağlamışım hep. Beni kendine benzetmiş zamanla. Yani 5 sene sonunda bakıyorum ki ben olmuşum Ankara.

Buraya kadarı benim ruh halimdi biraz kabul. Ama işte bunlardan bahsetmeden Ankara'yı seven insanların nasıl sevdiğini anlatabilmenin mümkünatı yok. Dünyanın her yerinde her insanın bir hikayesi var evet. Ama Ankara sanki senin içindeki tüm bunalımı, tüm yorgunlukları kendi sırtında taşıyormuş gibi görünür. Çünkü Ankara çok güzel bir şehir değil. Ankara'da denize değil de anılarına bakar insan her sokağında. Gittiği yerde tarihi binalar, doğal güzellikler değil de dostları vardır mesela sadece. Sonra işte güzel bi manzarası olmayan, her sokağı dışardan bakınca sıkıcı görünen bu gri, resmiyet kokan şehir tüm o huysuzluğuyla evin, yuvan oluyormuş. Bunu da öğrendim.

Bunlar dramatik muhabbetler. Geçeliiimm.

Şimdi bi önce Kızılay konuşalım çünkü hep haksızlık yapılır,kimse sevmez. yok apaçi kaynıyo yok çok bozdu yok yolda yürünmüyo tırıvırı hepsi tırıvırıı. Sakarya gibi samimi sokağı olan yer nasıl kötü olabilir? Nefes var bi kere orda Behzat amirimi anarak içtiğimiz teras bar var. Sonra aylak madam olan bi yer kötü olabilir mi anlatsanıza biraz. Tamam itiraf edicem üniversitemin kampüsü yoktu ve Kızılay'a çok yakındı o yüzden çok fazla zamanım geçti her yerinde. En varoş en sevimsiz yerlerini bile seviyorum çünkü anılar:) nedjimayı seviyorum tömbekiyi seviyorum olgunlardaki barlarını -kafkayı ayrı-seviyorum. Dostun önünde insanları beklemeyi ama daha çok bekletmeyi seviyorum:) Kızılay samimiyetin dibidir benim için.

Bahçeli'de leman kültürü menüsündeki her şeyden nefret etmeme rağmen çok seviyorum. Yediye yürümeye üşenince nereye gidelim diye konuşup konuşup hemfikir olabildiğimiz tek yer orası:) keyf'te batak atmayı çok seviyorum mesela tam olarak öğrenci kaavesi. Ve biz orda kapanana kadar batak atıp sonra kütüphaneye geçip sabahlayıp sınava girmeyi de iyi bilirdik zamanında:) yedide mesela ilk öğrendiğimiz yer Abbas waffle'dı sanırım. Beşevler metrodan oraya yürümek sırf waffle için.. bilemiyorum Altan. Sonrasında her gidişimizde başka bir arasında başka bir cafe bulmak da hep çok güzeldi. Zaman geçtikçe hep aynı yerlere gitmeye başlıyor insan ama o ilk sene sanırım hepsini gezmiştik:/

Tunalı diyince elizinden hiç hoşlanmamak diye bişe var ki önünden geçerken bile hıh diyesim geliyo. Gün teyzesi mekanı aksini savunan kötüdür. Tunalıda ne güzel biliyo musunuz sardunya cafe güzel cafes güzel kıtırdan ziyade niye bilmiyorum benim için random güzel. Şıkıdım şıkıdım gezmek güzel.

Böyle böyle sonsuza giden çok güzel şeyler var hiç bu kadar uzun yazabileceğimi düşünmemiştim daha yarısına gelemedim. Belki part2 yaparım şimdi bu burda kalsın.

Görüşürüz mademse.