HIKAYE

Size, Çorum'a kadar uzanan ve arkadaşımı da alet ettiğim hikayemi anlatayım... (

Author
Size, Çorum'a kadar uzanan ve arkadaşımı da alet ettiğim hikayemi anlatayım... (

Yaş 16-17...
Libidoların Manavgat Şelalesi'ne döndüğü zamanlar. O yıllar facebook, twitter, instagram falan hak getire. Sene 98 falan yani. O zamanlar icq, msn ve en kralı mirc ile chatleşme var. Oralarda dönen yalan rüzgarından film yapılsa, 10 yıl aralıksız kapalı gişe oynar yeminle. Yine yüzbin erkeğin arasında bulunan 10-15 hatunu bulabilmek için internet cafenin yolunu tuttum.
O gün şanslı günümdeydim sanırım. Çünkü 1 saat boyunca hiç bağlantı kopmamış ve ilk pusu başarılı olmuş ve bir hatun (tabi bundan emin olmamakla beraber) düşürebilmiştim. O ortamda kızın bırakın telefonunu, msn adresini almak, şimdinin Adriana Lima'sı ile dm leşmekle eşdeğer.

Velhasıl ben bu hatunun msn adresini aldım ve 10 saniye sonra ilk selamı çaktım msn'den. İlerleyen zamanda uzun uğraşlar sonucu telefon numarasını da aldım ve biz baya baya aşklı, böcüklü sevgili konuşmaları yapmaya başladık. O zamanlar bedava dakika nerdeee. Dakikası 1 kontör anasını satayım. E, o libidoya sahip bünye doyamıyor tabii. Kontör bitince, ki en fazla 10 dakika sürerdi, görüşmeye ev telefonundan devam ederdik. Tam 4 ay böyle devam etti.

Taa ki eve 1200 ( o zamanın parası ile 1.200.000 lira !!! ) telefon faturası gelinceye kadar!!!. Babam nasıl olduda evlat katili olmadı hâlâ şaşarım. Baktım bu iş sakata gelmeye başladı. Kıza dedim "yanına gelcem"!!. Ben İzmir'de, o Çorum'da. Hatta Çorum'un Osmancık ilçesinde. Kız yok mok desede o saatten sonra kralı gelse tutamaz beni. Niyeti iyice bozdum yani. Beynin, kontrolü öndekine teslim ettiği anlar!!

Ve yanıma yaver aramaya başladım. Bi çocukluk arkadaşım var, Aydın'lı ve hayatında Aydın'dan öteye gitmemiş biri. Ona anlattım durumu. İlk başta gak guk etsede ikna ettim. Evdekilere sağlam bir yalan uydurdum ve gitmeye hazırdım.Cuma akşamı işten çıkıp arkadaşla koşa koşa otogara gittik. Saat 20:30 civarı otagardaydık. O firma senin bu firma benim geziyorum. Ana!!! Çorum'a giden en son otobüs saat 20:00 da kalkmış!!! Olm dedim sçtık. Napcaz lan!!!
Ordan bi amca bizi duymuş olacak ki;
-Gençler!!
Buyur amca!
-Atlayın hemen Ankara otobüsüne, ordan Çorum 3 saat. dedi!

Dedim eyvallah amca. Yürü lan! dedim. Atladık Ankara otobüsüne. Sabah saat 6 gibi Ankara'ya vardık, hemen Çorum arabası bulduk ve bindik. Çorum'a vardık ama hala yol bitmemişti. Bi de Osmancık ilçesine gitmemiz gerekiyordu. Çorum'a indik ve ilçe minibüslerini bekliyoruz. Tabi oralar küçük yerler olduğundan yabancıları anında seçebiliyorlar. Manyağın biri de bizi takip etmeye başladı. Benim arkadaş o kadar yolun stresiye;
-Hayırdır bilader!!!
diye çıkışınca adam bidaha görünmedi. Velhasıl Osmancık minibüsü geldi ve hemen atladık. Minibüs full gırtlak. Bi teyzenin yanında yer buldum ve hemen oturdum. Teyzede sanki 200 yıldır konuşmuyormuş!! Hemen benden aldı marşı.... Yok nerelisin, askermisin,öğrencimisin..... vs vs.
Bu arada Osmancık yolları o kadar korkutucu ki, sürekli uçurum kenarından gidiyoruz. Ulan diyorum, şurda bi düşüp ölsek bizi kimsesizler mezarlığına gömerler. Düşsek parçamızı bulamazlar..
Bu arada hatunla mesajlaşıyoz nerde incem, nerde nasıl buluşcaz falan diye. Uzun bir yolun ardından hatunun dedigi yerde indik ve bizi kız arkadaşı karşıladı.Bizi bir cafeye götürdü. Cafenin iki bölümü vardı. İlk bölüm girişte ikinci bölüm ise arka bahçeydi. Biz ilk bölümü geçerken oranın gençleri bizi "kim lan bunlar" edasıyla süzerken, bizde yüzümüzde bir "Şaban" gülümsemesi ile etrafa selam veriyoduk.
Cafenin arka bölümüne geçtik. Baktım hiç kimse yok. Arkadaşına sordum "Şimdi gelir" dedi.
Aha!! Dedim sçtık. Arkadaşa eğilip "olm çok pis kumpasa geldik lan" diye mırıldandım!! Kafamda türlü aksiyon sahneleri canlanmaya başladı birden. "Ulan! " dedim. "Ne sen kızı gördün, nede kız seni. Ben olsam bende dövdürürdüm!".
İçim de türlü senaryoları yazarken içeri girdi benim hatun. Allahım!!! Bu ne güzellik!!! Kız hakikatten taş gibi hatun çıktı ya la!!. O güzelliği görünce şansımın sıfırın altında seyrettiğini çok pis hissettim!! Hatun arkasına bütün mahalle kızlarını takıp gelmiş haklı olarak.
Yarım saat konuştuk. O telefondaki aşıklardan eser yok anasını satayım. Tabi o kadar kızın arasında sesim g*tüme kaçmış bir halde konuşmak hayli zor. Neyse memeleket meselesi, havaların sıcaklığı derken kız, "ben bi eve gidip geleyim" diye çıktı cafeden. Cafe bir anda bomboş kaldı. Bizde arkadaşla sap gibi kalakaldık. Saf saf birbirimize bakıyoz. Kız gideli 2 saat oldu baktım ne gelen var ne arayan. Dur dedim ben arayım. "Lan!!! Kız telefonu kapatmış!!" Arkadaşa döndüm ve "olm hemen tüyelim, bu pek hayra alamet değil". Koşa koşa ilçe garajına geldik ve bitane minibüsü tam kalkarken yakaladık. Tam kapıyı kapatıp haraket edecekken, bi tane dayı ıslığı bastı. Ama ben anladım bi boklar döndüğünü!!! Dayı sürgülü kapıyı açtı ve "şş delikanlılar" diye seslendi. Bana seslendiğini bildiğim halde salağa yatarak yırtarım diye düşünürken, dayı kolumu tutup "evlat sana diyorum duymuyonmu!!" dedi ve o anda hemen yanımızda akan Kızılırmağa atlayasım geldi!!
Neyse indik ve içimden "Ulan bari babam duymasın" diye geçirirken dayı, haraket eden dolmuşa "hoop bekle iki dakka" diyince içimde ince bir umut belirdi. Ve dedi ki;
"Ulan olm. O kızın başı bağlı. Sen neyine güvenipte İzmir'den buralara geliyon. Bak bu size ders olsun. Sizi şurda vursam içeri bile atmazlar beni. Hadi sktrin gidin burdan!!!" dedi ve bize içeri doğru sıçmayı 10 saniyede öğretti!!.
Ve biz g*tümüze baka baka tekrar İzmir'e döndük. Daha sonra öğrendim ki o kız ünlü bir futbolcuyla evlenmiş. O dayıda kızın babasıymış...
Velhasıl bu hikayeyi bazen dost meclisinde anlatır anlatır güleriz. Bu hikayeden ne çıkarttık???
Cevap: Her kuşun eti yenmez 😉