ILIŞKILER

Aldatılmada tek suçlu öteki kadın mı?

Author

Gülben Ergen'in İzmirli ve evli bir iş insanı Tolga Duğles ile ilişkisi olduğu iddialarının ardından, Seren Serengil'in programında bu konuyu masaya yatırması, geçmişten gelen düşmanlıklarını bir kez daha alevlendirmişti. Ardından bu polemiklere bir de Yeşim Salkım eklenince ortalık iyice karıştı.

Aldatılmada tek suçlu öteki kadın mı?

Yeşim Salkım Hakan Uzan ile birlikteliğinde, Seren Serengil'de Ali Yıldırım ile olan birlikteliğinde öteki kadın olarak Gülben Ergen'i hedef gösteriyordu. Geçmişte bu sebeple canı yanan iki kadında Gülben Ergen'in bir kez daha evli bir adam ile adının alınması ile kendilerini daha fazla tutamadılar ve bütün kirli çamaşırları ortaya dökmeye başladılar. 

Bu olayda benim en çok dikkatimi çeken konu #kocamadokunma hashtag'i ile Seren Serengil'in sosyal medya üzerinden başlattığı kampanya oldu. Seren Serengil bu kampanya ile öteki kadın nedeniyle evliliği zarar gören kadınları, yuvalarını yıkanları ifşa etmeye davet ediyordu.

Aldatılmada tek suçlu öteki kadın mı?

İster kadın, ister erkek olsun, ister evli, ister ilişki yaşıyor olsunlar kimse aldatılmayı hak etmez. Eğer ortada böyle bir niyet var ise en doğrusu dimdik birlikte olduğu kişinin karşısına çıkıp, ilişkiyi bitirmeli kişi.  Ancak ne yazık ki günümüzde bunu yapabilen çok az kişi kaldı.

Aldatmanın psikolojisini hadi bir zaman tünelinde inceleyelim:

İlk insanları düşünelim. Erkek kadına göre daha güçlü olduğundan kadın erkek birlikteliğinde roller net. Erkek koruyucu ve avcı; kadın ise düzenleyici, geliştiren ve çocuklarına bakan. Sadece insan ırkında değil bir çok hayvanın hayatında bile düzen böyle... Erkeğe verilen avcı rolü onun genlerine, kişiliğine işlemiş. Erkek her daim kendi için bir hedefe, bir ava ihtiyacı var. Aynı zamanda da hayatını düzenleyecek bir kadına... Ardından avlanma rolü yerini eve para getirme ve ailesine bakma ile değişiyor.   Kadının rolü ise hala aynı. 

Aradan yıllar geçiyor 1900'lü yıllarda kadınlar iş dünyasında artık ben de varım diyor ve her geçen gün erkeğe öğretilen rolden çalıyor.  1900'lü yıllar öncesinde erkek ortalama 40-50 yıl yaşarken, üzerindeki yük azaldıkça erkeğe bir rahatlama geliyor. Daha az yıpranıyor hatta çok ilginçtir yaşam süresi bile uzuyor. Günümüzde bir erkeğin ortalama yaşam süresi 70-80 yıl. 

1900'lü yılar öncesinde diyelim ki ben bir erkeğim, zamanımın büyük kısmı ailemi geçindirmek adına çalışmak ile geçiyorum. Eğitim, askerlik, yuva kurma, iş hayatında istediğim seviyeye gelme derken tam ekonomik anlamda istediğim seviyeye geldiğim yaş ise 40'lı yaşlar. Oh be artık param da var ,birazda ben hayatımı yaşayayım dediğim noktada bir kaç yıl daha yaşıyor, sonra ölüyorum. 

2000'li yıllar ve ben yine bir erkeğim.  :) Para kazanmak artık daha kolay. Üstelik babam sağolsun çok çalışmış, bana hayatımı kolaylaştırmak için geride hazır iş de bırakmış. Kimileri ise kendi şansını teknolojinin gücü sayesinde yaratıp genç yaşta zengin olmanın yolunu bulmuş. Artık kadınlar da rahat. Çünkü hayatına devam edebilmek için bir erkeğin ekonomik gücüne ihtiyacı yok.   (Bakınız feminist akımın 1970'lerde zirve yapıyor.) 40 yaşındayım. En verimli çağlarım boşa mı geçecek yahu? Zaten kadınlar artık kendi ayakları üzerinde duruyor, evini bir erkeğe ihtiyacı olmadan kuruyor. (Boş ev de var yani) İlla ki evlilik diye başını ağrıtmıyor. Eskiden "Evlenmeden olmaz" derlerdi şimdi "ilk geceden olmaz" diyorlar. Onu da bir şekilde idare edeceğiz artık. 

Evli bir erkeğin karısını aldatmasında tek suçlu öteki kadın mı?

Çevremde aldatılan birçok kadının hikayesini dinledim. Bir çoğu yokluk içinde evlenmiş, erkeğini her daim desteklemiş. Sıkıntılı günlerden, ne zaman ki rahata çıkmışlar ki eşleri onları aldatmış. Hikayelerin bir çoğu birbirine benziyor.  Bu nedenle de başarısının ödülünü bir başka kadına kaptırdıkları için asıl öfke öteki kadına...

Öteki kadınların kendilerini kurtarıcı sanma durumu ne kadar gerçek?

Evli erkekleri ile ilişki yaşayan kadınların bir çoğunun ilk savunması ben aşığım. O da beni seviyor. Üstelik evliliğinde çok mutsuz. "Peki o zaman neden boşanmıyor?" diye soruyorum. Çünkü çocukları var. Ayrılırsa eşi zorluk çıkarır. Zaten sırf çocukları için beraberler. Eşiyle olan ilişkileri bıt bıt zaman önce zaten bitmiş gibi hep aynı hikayeyi anlatmaya başlıyorlar. 

Öteki kadınların bir çoğu kendilerini mutsuz olan erkeklerde bir kurtarıcı olarak görüyorlar. Diğer kadının eksik bıraktığı ne ise (cinsellik, erkeğe kendini özel hissettirme, heyecan) onu tamamlayarak bir erkeğin mutlu olabilmesini bir başarı olarak görüyor. Üstelik bunu yapabildiği için diğer kadınlar olan rekabette üstün hissediyor.  

Aldatan eş affediliyor ama öteki kadına nefret asla bitmiyor.

Aldatılan bir kadın eğer eşi ona istediği sözleri verip evliliğine devam ederse yaşadıklarına sünger çekebiliyor. Hatta çoğu zaman onu tekrar kaybetmemek adına evliliğinde daha fazla çaba gösteriyor.  

Öteki kadını ise asla affetmiyor. Ona asıl kötülüğü yapan eşiyle her gece aynı yatağa girebilirken, öteki kadının yüzünü bile görmeye tahammül edemiyor.

Olayın en az zarar göreni asıl suçlu aldatan eş bana göre

Olaya bir de erkeğin gözünden bakalım.  Büyük bir aşk ile evlendim. Ancak evliliğim maddi sıkıntılardan olayı biraz yıprandı. Eşime olan aşkım bana en zor günümde destek olduğu için ona olan minnete ve sevgiye dönüştü. Artık güçlüyüm. Yeniden gücümü kazanmam egomu ve özgüvenimi artırdı. Etrafımda genç ve güzel kadınların bana olan bakışlarını görüyorum. Hatta geçenlerde biri benimle flört bile etti. Yoksa yeniden sahalara mı dönüyorum, demek ki bende henüz iş bitmemiş.

Ya hayat ne güzel çocuklarıma bakan bir kadın var, hayatımı düzene sokuyor. Bir de egomu şişiren, beni yeniden erkek gibi hissettiren taş gibi bir hatun. Artık param da var. Hayat bana güzel :)

Eyvah karım durumu öğrendi. Acil olayı toparlamam lazım. Öteki kadın sen hayatımdan çık zaten başımı ağrıtmaya başlamıştın. Bir süre olaylar yatışana kadar durmam lazım. Zaten başka biri gelir. Ama bana yıllardır emeği dostum olan kadını kaybetmemeliyim. Ne de olsa çocuklarımın annesi. 

Çok şükür her şey normale döndü. Hatta eşime bir haller oldu kendine daha çok bakıyor bir anda tam bir taşa dönüştü. Artık şikayet etmekten de vazgeçti. Bana geçen toplantıda acayip bir fotoğraf atmış eve nasıl gittim hatırlamıyorum. Yeniden ona olan tutkum alevlendi.

Oh be hayat bana güzel!