GÜNDEM

Bayramda tatile gidemeyenler online mı?

Author

Bu yazıda aslında sizlere bayramda "İstanbul'da kalanlar için süper eğlenceli 10 aktivite", "Bodrum, Çeşme plajlarını aratmayacak yakın İstanbul koyları" ya da "Yunanistan'ı ayağınıza getiren İstanbul'un en iyi Yunan mutfağı restoranları" gibi şeyler paylaşmak isterdim. Ancak bu onlardan değil.

Bu yazı tatilde evinde yalnız kalan bir kadının buruk hikayesi sevgili okuyucu....

Bayramda tatile gidemeyenler online mı?

"Bence kendini en huzurlu hissettiğin yer kendi evin, bugün de evden çıkasım hiç yok" gibi sözleri ne zaman duysam kalbim sıkışıyordu. Ancak baktım ki sokaktaki hayat da bir yere kadar, bu güne dek harcadığım paralar ile neredeyse okul dikilir; ince bir hesap yapıp evimi kurmaya karar verdim. Evet artık kendi zevkime göre dekore ettiğim, sıcacık, huzurlu bir yuvam olacaktı benim de. Üstelik ÖTV indirimi de vardı. “Ne kadar da şanslıyım!” diyerek hemen bir hevesle evi tuttum . İşin zor kısmını hallettim nasıl olsa bundan sonra bir yatak bir koltuk alır geçerim düşüncesi içindeyken, baktım ki öyle olmadı yok nevresimiydi, havlusuydu, tenceresiydi derken para suyunu çekti ve bu bayram evde kaldım.

Son 3 yıldır İstanbul'da yalnız yaşıyorum. Ne zaman bir bayram olsa hani giyinilip süslenip eş dost akraba ziyaretine gidilir ya, o düzen sevdiklerimin şehir dışında olmasından sebep, bir de babamın memleket olarak güzel yurdumun diğer ucunu seçmesinden sebep benim için pek yaşanmıyor. Bundan dolayı da ne zaman bir bayram tatili olsa hemen ucuz uçak bileti, otel ne varsa alıp şehirden uzaklaşmayı tercih ediyordum bu zamana dek. Ancak hem yeni eve geçme telaşı, hem de iş yorgunluğu derken "bu bayram evde kalacağım, oh miss gibi yeni evimin keyfini süreceğim, hatta üç gün kıpırdamadan yatacağım, hatta çok pis asosyal olacağım" diye karar alıp nasıl da depresyona girdim anlatayım. 

Yıllardır o ülke senin, bu ülke benim Şeyma Subaşı misali gezerken, evde oturmak çok garip oluyormuş. Üstelik sadece bayramda evde değilim, hangi akla hizmet yaptıysam takip eden haftayı da birleştirip 16 günlük bir boşluk yarattım kendime. Bugün ise bu sürenin 7. günündeyim. İlk günleri o sabah geniş geniş kahvaltı yapmak ne de güzelmiş diye başlayan evdeki tatil sevdam an itibariyle beni darlamaya başladı dostlar. 

Sebebi ise İstanbul'da kalınca yapacak bir şeyi olmaması değil benim paramın bitmiş olmasıymış. Hani bir karikatür var ya Bahattin'in tam olarak öyle bir şey...

Bugün bir ara evde oturmaktan hareketlerimin yavaşladığını fark ederek hemen kendimi sokağa attım. Ucuza İstanbul'da da yapılacak bir şeylerin olması lazımdı. En kötü serin bir AVM'ye gider iki mağaza gezer, birkaç kitap alırım dedim. Ardından hani şu evle ilgili ne ararsan bulabileceğin büyük yapı marketlerinden birinde buldum kendimi. Bir an sanki o serseri ruhum bedenimden çıktı ve kendini tanıyamadı.  Dışarıdan bir baktım ki kendime 60 yaş üstü amca ve teyzeler ile birlikte balkon için çiçek saksısı seçiyorum. Ardından da "ne yapıyorum ben ya" diye oradan koşarak uzaklaşıp, metronun o garip boyasız duvarlarına boş boş bakarken buldum kendimi...

Hey gidi Fifi heyyy!

Çeşme'nin, Bodrum'un gözde beachlerinde fink fink gezen sen, hangi metro durağında ineceğini anlamak için tabelaları kesiyorsun. Bardan içecek almak için birbir türlü numaralar yapan sen, İstanbul kartını doldurmak için makineye bozuk para atıyorsun. Seninle aynı bikiniyi giyen kız yerine, son kalan saksıyı benden önce kapan teyzeye pis pis bakıyorsun. 

Bugünden çıkardığım üç ders şöyle:

  1. Parayla saadet olmaz sözü büyük bir yalan.  Böyle anlar için kenarda bir miktar kendinize para ayırın. Günümüzde depresyona en büyük sebep paranın olmayışı.
  2. Eğer sosyal bir insansanız bir anda ben artık asosyal olacağım gibi kendinize fanteziler yaratmayın. Malum alışmamış olunca üstünüzde durmuyor.
  3. Ve en önemlisi herkesin sevgiyle kucaklaştığı bayramlarda benim gibi bir başınıza kalmayın.

Herkese iyi bayramlar.