KADIN

Gri ojeli kızdan ilham alıp arayışa geçen bu defa kadın olunca linç edildiler

Author

Metro'da gördüğü Gri ojeli kızı arayan Cihan arkadaşımızın hikayesini hatırlarsınız. Gri ojeli kızın Cihan'ı bulmasının ardından ilham alıp, ''Her zaman erkekler mi yapacak böyle şeyler?'' diyen iki genç kız sosyal medya üzerinde linç edildi. Suçları ise kadın olmaları.

Ülkemizde hala devam eden  kadın ve erkek arasındaki bu cinsiyet eşitsizliği gerçekten çok üzücü. Hikayenin kahramanı bir erkek ise onun için seferber oluyoruz ama arayan eğer bir kadın ise hemen üzerine etiketler yapıştırmaya bayılıyoruz. Bu tepkilere inat ben onların samimiyetine inandığım için bu iki genç kızımızın hikayesini sizler ile paylaşmak istedim.

Akmerkez önünde erik topladığımız çocuk neredesin?

Gri ojeli kızdan ilham alıp arayışa geçen bu defa kadın olunca linç edildiler

"Günlerden 14 Haziran 2013. Sabah 8.59.27, 08.59.31, 08.59.43... Elinde sadece 3 adet Göksu'nun telefonu ile çekilmiş fotoğraf ve toplantıya götürmek için toplanan erikler ile Akmerkez durağının önünde... O' na dair tek ipucu ise fotoğrafta görünen çantalar..."

Böyle anlatıyor Göksu hikayesini... Etiler iki haftada bir gittiği denetçi ofisine o gün erken gittiği için yakındaki bir otobüs durağında beklemese belki de bu hikayeyi hiç okumayacaktınız. 

Göksu; Akmerkez civarındaki otobüs durağında beklerken, durağın hemen arkasında duran erik ağacının orada telaşlı bir adam gördü. Ne yapıyor bu adam diye bakarken bir an göz göze gelince, adam ona gülümseyerek "bana yardım edersen topladıklarımın yarısı senin" dedi. Ardında da sabahın köründe iki kişi ağaçta ne kadar erik var ise toplamaya başladılar. Bir de gittiği ofiste bu erikleri ağaçtan topladığına inanmaları için de, Göksu'nun telefonu ile adam bir kaç fotoğrafını çekti. 

Göksu, erik toplayan çocuğa iki haftada bir buraya toplantıya geleceğini söylemişti ve artık toplantıya gitme vakti geldiğinde, erik toplayan çocuk "iki hafta sonra eğer aynı yerde olursa" görüşebileceklerini söyleyerek oradan ayrılıyor.

Ama belki kader belki başka bir şey iki hafta sonra toplantının yeri değişiyor ve Göksu çocuğu gördüğü yere gidemiyor. O günden beri de erik topladığı çocuk hep aklında...

Paylaştığı mesajda;

"Ortaokuldan beri kırmızı ışıkta birine aşık olacağıma inanmış olmam yıllarca bu hikayeyi anlatıp durmama ve pişman olmama neden oldu. Basit bir totem; gri ojeli kız bulunursa yazacağım demiştim, yazdım." demiş.

Eğer erik toplayan çocuk bu mesajı okuyorsan ona GoksuSu twitter adresinden ulaşabilirsin.

Beylikdüzü'ndeki yazılımcı Emre, sana bir özür borcum var!

Hep Hollywod sinemasının işleri işte bunlar. Adam yolda bir kız ile karşılaşır. Onunla sohbet etmeye başlar. Derken aslında birbirleri için yaratılmış olduklarını anlayıp büyük bir aşk yaşamaya başlarlar. Beylikdüzü'ndeki yazılımcı Emre'nin de belki sadece  tek niyeti buydu... Ama her gün gazeteler 3. sayfalarında öyle haberler duyuyoruz ki bir kadın olarak akşam vakti yolda yürürken yanımıza yanaşan Kıvanç Tatlıtuğ dahi olsa ondan şüphe edip, korkmamamız mucize olur. 

Bu hikayedeki kızımız da tam da böyle bir şey yaşadı. Yaklaşık iki ay önce 19:15 civarı Bakırköy-İncirli metrobüsünden inip Kartaltepe’ye yürürken, bir adamın ona çok dikkatli baktığını gördü. Onu görmemezlikten gelip yürümeye devam etti. Ardından adam da onu takip etmeye başlayınca kızımız korkmaya başladığı için "nolur nolmaz bir şey olursa duyayım" diye dinlediği müziğin sesini kıstı. Bir süre sonra ardından gelen adam ona "pardon bir şey söyleyebilir miyim?" diye seslendi.  Şimdi o noktada ben olsam cidden daha ne söyleyeceğini dinlemeden çığlık atmaya başlardım. Yol boyunca çantamdaki deodorantı da elime alıp en kötü onu gözüne sıkarım diye de sıkı sıkıya tutmuştum.  Ama kızımız büyük bir cesaret ile "tabii" dedi. Sonrasını şöyle anlatıyor:

Onu durduran adam "Bunu hayatımda ilk defa yapıyorum (bir kızı yolda durdurmaktan bahsediyor arkadaş) çok utanıyorum ama yanınızdan geçip gidemedim" dedi. Sonrasını şöyle anlatıyor:

Önce beni kekliyor sandım ama baktım gerçekten de utangaç bir tipi var. Bir süre benimle beraber yürüdü "gelme git" dediğim halde. Adımı sordu söylemedim onun ki Emre'ymiş, Beylikdüzü'nde oturuyormuş ve yazılım işiyle uğraşıyormuş. "Bari sosyal medya hesaplarını ver" dedi, vermedim. Ardından ona "belki katilsin hırsızsın beni şurada öldüreceksin dediğimde" durdu kaldı.  "Hayır hayır ben öyle birisi değilim' dedi. 

En son "Artık gelme" dedim sertçe. "Peki" dedi gitti. Yaklaşık beş dakika yürüdüm ama aklım çocukta. Kendisine özür borcum var. Bir el atın şu duruma yardımsever ülkem benim."

Eğer Emre bu yazıyı okuyorsan ona yazilimciemrearaniyoroutlook.com adresinden ulaşabilirsin. 

Ya öyle işte! Herkesin bir hikayesi var...