ILIŞKILER

İlk buluşmada karşınızdaki kişinin kanser olduğunu öğrenseniz ne yapardınız?

Author

Sosyal medya çoğu kişi için tam anlamıyla bir paravan. Sizin hakkınızda ne düşüneceklerine, nasıl bir imajınız olacağına siz karar veriyorsunuz. Tüm sırlarınızı perdelemek de sadece bir kaç filtreden ibaret. Neden mi böyle düşünüyorum?

Bu güne dek kimseye anlatamadım.  Unutmak, kendimi affetmek için çok uğraştım. Ama sanırım buraya kadarmış..

Kısa bir süre önce sosyal medya üzerinden tanıştığım biri vardı. Onunla sadece yazışırken bile yaşına rağmen ne denli olgun biri olduğunu hissetmiştim. Genç yaşta annesiz kalması, tek başına hayata tutunması etkilemişti beni...
Satır aralarında hep bir gizem vardı. Hep bir yarını umursamazlık...
Belki de biraz da bu çekmişti beni. Ne zaman bir şey sorsam buluşunca belki anlatırım diyordu. Bir süre sadece emoji ve karakterlerle devam eden ilişkimiz de artık yüzyüze görüşeceğimiz gün sonunda gelmişti. İş çıkışı bir mekanda buluşmak üzere sözleştik. 

İlk buluşmada karşınızdaki kişinin kanser olduğunu öğrenseniz ne yapardınız?

O benden önce gelip oturmuştu masaya. Uzaktan baktım. Gerçekten de fotoğrafta göründüğü gibiydi. enerji dolu bir şekilde yanına gidip selam verdim masaya oturdum. Ardından sanki birbirimizi yıllar öncesinde tanıyormuşçasına sohbet etmeye başladık. Daha doğrusu ben konuştum o dinledi. Ardından sıra bana geldi ben sordum. Ama o anlatırken sürekli öksürüyor, bardağından aldığı bir yudum su ile bitmek bilmeyen öksürük krizlerini dizginlemeye çalışıyordu.

  • Hasta mısın dedim. 
  • Evet dedi.
  •  İlaç aldın mı? Sıcak bir şeyler içsen iyi gelmez mi dedim. 
  • Yok dedi

Sanırım sana anlatmam lazım deyince içime birazdan kötü bir şeyler olacakmış gibi bir his kapladı. Ardından da öksürüğünün izin verdiği kadar başından geçenleri anlattı.

Genç yaşta annesini kanser nedeniyle kaybetmiş. Ardından babası bir iki yıl sonra hemen başka biriyle evlenince kendi başına bir eve çıkmış. Tam toparlandığı noktada ise her şey bir kez daha tepetaklak olmuş. Tam sekiz defa kanser nedeniyle ameliyat olmuş. Yıllarca kemoterapi odalarında ve evinim ıssız duvarları arasında geçmiş hayatı. Artık hastalığı akciğerleri dahil tüm bedenini sarmış. Ameliyat riskli olduğu için daha fazla şansı da kalmamış. Ben şaka mı yapıyor  acaba diye şaşkınlıkla izlerken bir anda pantolonun paçasını sıyırıp protez bacağını gösterdi. Onu da yine kanser nedeniyle kaybettiğini anlattı. O an itibariyle söyledikleri karşısında ne yapacağımı bilemez hale geldim. Sonra hayat bana bir şey öğretmeye çalışıyordu ama neydi onu düşünmeye başladım. Belki daha önce yazmışımdır benim de annem çok uzun yıllar bu hastalıktan ötürü zor günler geçirdi. Derken İstanbul'dan çıkıp başka bir şehre yerleşince kendini toparladı. Ona umut olsun diye bir şeyler söylemek istedim. Ama onun belki de yaşayacağı son bir yıl için zaten yeterince umudu olduğunu görünce ne söylesem boş diye düşünüp sustum. Keşke seninle farklı şartlarda tanışsaydık dedi. Nefes alamadım. Ardından da geceyi tam bu noktada sonlandırıp evime döndüm. 

O gece yaşadıklarımdan bir anlam çıkarmak ile neden iyi insanların başına böyle şeyler geldiğini sorguladığımdan gözüme uyku girmedi.

Enerjim bitik bir halde sabah giyinip işe gittim. 

Ardından bir kaç gün sonra telefonum çaldı. Kemoterapi seansı çok zor geçmiş. Bulantıları nedeniyle çok kötüymüş. Babası İstanbul'un diğer ucunda olduğu için beni aramak aklına gelmiş. Dur dedim geliyorum. Gittiğimde koltukta dizlerini karnına çekmiş solgun yüzüyle yatıyordu. O an annemin kemoterapi seansı sonrasında yaşadıkları gözümün önüne geldi. Sanki ailemden biriymiş gibi şefkatle üstünü örtüp, mutfakta dağ kıvamına gelmiş bulaşıklara giriştim önce. Ardından midesine iyi gelecek yemek yaptım, evi toparladım.  O her ne kadar ya uğraşma sadece yanımda dur dese de sanki o an sadece onun için bir tek bunu yapabilrim gibi geldi. İşlerim bitince hazırladığım yemekten zorla bir kaç kaşık yemek yedi. Ardından uyuya kaldı. Alnına küçük bir öpücük kondurup, açılan üstünü tekrar örtüp evime döndüm.

Ve yine o gece uyumadım. Eğer uzun süredir birlikte olduğum biri olsa onu yalnız bırakmazdım. Ama bu ne yalan söyleyeyim bir ilişkiye böyle başlamak biraz ağır geldi. Ben evde karınca ölse üzülürüm, bu adama bir de aşık olursam nasıl gidişine dayanırım diye düşündüm. Sonra da daha fazla kendimi yormamaya karar verip "beni ne zaman ihtiyacın olursa bir dost olarak arayabilirsin ama ben böyle bir ilişkinin yükünü kaldıramam" konulu bir mesaj gönderdim.

O ise sadece iki kelime yazdı "canın sağ olsun"