ILIŞKILER

Sen pişmanlık nedir bilir misin?

Author

Bu yaşıma kadar aşk hayatında bir türlü yüzüm gülmedi. Hep "tamam bu defa iyi bir şey oluyor galiba" derken hep evren bana türlü türlü şakalar yaparak hevesimi kursağımda bıraktı. Neden mi böyle düşünüyorum, anlatayım...

Sen pişmanlık nedir bilir misin?

Sabah 04:00 - Obsesyonumun tavan yaptığı saatler. Uyandım ve rahatsız bir kişilik olarak bir şeylerle uğraşmak zorundayım. Ne yapayım ne yapayım diye düşünürken gözüm yıkanmış kıyafetlere ilişti. Onu uyandırmadan hem kendimi oyalayacağım hem de tatliş bir sevgili gibi görüneceğimden dolayı aldım elime ütüyü giriştim bir hevesle...

Bu arada sağolsun kendisi de ütü konusunda pek bir hassas. Annesinin yaptığını bile beğenmeyip kendi ütülüyor koca adam kıyafetlerini... Neymiş efendim kolda çizgi olmayacakmış, yakası şöyle olacakmış, düğmeler tersten ütülenirmiş gibi takıntıları var. O nedenle sevdiceğim beğensin diye ütülerken nasıl özeniyorum nasıl özeniyorum anlatamam.

Önce bir güzel renklerine göre ayırdım. Ardından düşük ısıda ütüleneceklerden yükseğe göre kıyafetleri sıraladım. En kıymetlileri de sona bırakıp başladım bir güzel ütü yapmaya... Bunun da bir tane Calvin Klein siyah gömleği var. Hem renginden hem de kesiminden ötürü çok da yakışıyor ne yalan söyleyeyim. Tüm kıyafetler bitti onu da ütüleyip askıya astım. Ama gözüme bir an göğsündeki kat izi takıldı. Dur dedim yapmışken bir işi tam yapayım. Yeniden askıdan çıkardım, ütü masasının üstüne yeniden koydum, ütüyü tam gömleğin üstüne bastırdım ki poffff! işte o an olan oldu dostlar.

Ütüyü gömleğin üzerine değdirmem ile gömleğin bir bölümünün ütü ile birlikte yükselmesi, gömleğin göğüs kısmında oluşan koca boşluk, etrafa yayılan yanık kokusu ve çaresiz ben....

Sevgili evren sözüm sana! Hayatımın son 25 yılında ütü yapmış bir insan olarak bana çok mu gördün mutluluğu...  Elimde gömlek evin içinde ağlamaklı bir yüz ifadesi ile bir sağa bir sola koşturuyorum.  Bir an "dur Fifi daha büyük krizleri de atlattın bir sakin ol ya" dedim.  Ardından derin bir nefes aldım. Durdum ve bir kaç saniye düşündüm. İlk aklıma gelini yapıp gömleği katlayıp çantama koydum.

Geride iz bırakmamak için (yanık kokusu da çıksın diye) odanın tüm pencereleri açık ama ben sanki dünyada hava bitmişcesine nefes alamıyorum.  Kendimi dışarı atıp (resmen evden kaçıp)  "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki" diye arabeske bağlayarak ofise geldim.

Gömlek çantamda, benim aklım göğsündeki koca boşlukta, çalışamıyorum.

Hayır hemen mi söylemeli miyim? Yoksa fark edene kadar bekleyip "hangi gömlek?"diye salağa mı yatmalıyım bilmiyorum. Bu kararsızlığın içinde bir anda yenisini alıp yerine koyma fikriyle aydınlanınca, açtım Google'ı bu gömleğin aynısından aramaya başladım.

"Hem n'olucak ki yenisini alır hiç bir şey olmamış gibi askıya bırakırım o bir şey anlamaz mutlu mesut hayatımıza devam ederiz" diyorum içimden.  Fikir güzel ancak etik değil biliyorum ama henüz ne tepki vereceğini bilmediğimden en iyi seçenek.

Koskaca Google da belki 1.500 sayfa dolaştım. Hayır CSI gibi kadınım. Bu zamana kadar bulamadığım bir şey yok. Müge Anlı yanımda halt etmiş diyordum ki evet bu gömleği bulamadım. Üstüne ülke sınırları içinde sormadığım mağaza da kalmadı yok. O an tek isteğim bir adet "Calvin Klein -Extreme slim fit, siyah gömlek" Yahu ne kadar zor olabilir ki?

Akşam olmak üzere çantamı her açtığımda vicdan azabı ve suçluluk duygusu içinde ezilmeye devam ediyorum... Etrafımda insanlar birşeyler anlatıyor benim ise aklımda tek bir cümle.

"o son ütüyü hiç yapmayacaktım" "o son ütüyü hiç yapmayacaktım"" o son ütüyü hiç yapmayacaktııııım" O gece bunu düşünerek uyudum.

Ertesi gün- Çantamda gömlek dolaşmaya devam ediyorum. Umudumu kaybettim ve acı gerçeği kabul ettim artık. İçimdeki vicdan azabı ise her saniye daha da büyüyor işin kötüsü belli etmemeye çalışıyorum. Bu arada bu gece de gömlek çantada...

Sonraki gün- Sevdiğim gardobu açtı. Off yine mi beyaz gömlek giyeceğim dedi. Ben tam o anda ruhumu teslim ettim. Dünya karardı, nefes yine yok, tam dayanamayıp söyleyeceğim ki mavi gömleğini dolaptan çıkardı. Neyse bugün de yırttım.

Ardından daha fazla dayanamayıp, karşısına geçip söylemeye de cesaretim olmadığından kolaya kaçıp durumu ona yazdım. Meğer aynı gömleğin üçüncüsüymüş bu. Bundan öncekilerin de hep başına bir şey geldiği için buna gözü gibi bakıyormuş. Tekrar üretilmiyormuş falan filan... Bendeki şansa bakar mısınız yalnız!! Her ne kadar uyduruktan "önemli değil" dese de, aramızda o günden sonra hiç birşey eskisi gibi olmadı. Ütülerini kendi yapmaya başladığında da zaten anlamıştım.

O değil de "o son ütüyü hiç yapmayacaktım"

Sen pişmanlık nedir bilir misin?