EDEBIYAT

YOl VE YÖN

Author
YOl VE YÖN

Herkeste olduğu kadar, bizde de sarsıntılar oluyordu. Üç yıllık ilişkimiz boyunca, yolu kaybeden hangimiz olsak, lider olmaktan sıkılmanın ötesinde tükenmiştim. Yine yolumuzu kaybetmiş, yönümüzü bulamıyorduk. Ve yolunu kaybetmiş birine yön sorulmazdı. Ama O'nun bilmediği bizim ilişkimizde ben yolumu kaybetmiştim. Bilmese de fark etmeye başlamıştı ve yeni bir oyun uygalarsak tekrar birbirimize güvenimizi tazeleyeceğimizi düşünüyordu. Yine yeni fikri red etmeyip kabul etmiştim. Sabah kahvaltısından sonra, evin arkasında bulunan ormandan tepeye varacaktık. Orman yolundan tepeye giden yollar çok karışıktı ve yönümüzü bulmamız zorlaşabilirdi. Yine O'nun yolumuzu kaybettirecek düşlerinden birinin içindeydik. Orman yolunun neresindeydik tam bilemesem de tel bildiğim yolumuzu kaybetmek üzere olduğumuzdu. On dakika sonra yanılmadığımı anladım. Şimdi iki seçenek vardı önümde; ya O'nu benim yoluma, yönüme çevirecektim yada ikna olmazsa söz hakkı tanımadan, beni ikna etmesini beklemeden O'nu düşleriyle bırakıp, kendi yoluma, bildiğim yöne gidecektim. Konuşmanın sonunda ikinci tercihi seçip, Doğu'ya doğru yol almaya başlarken, arkamdan gittikçe uzaklaşan ses "Hayır!!Batı'ya!!!Batı'ya!!!" diye haykırıyordu.