DIĞER

Köy ve sürprizleri

Author

Havalar ısındığında köye geliriz. Fakat oyle degisiktir ki bizim koyun havasi, ne zaman isinacagini asla kestiremezsiniz. Yazın başlangıcına tekabül eden şu günlerde bile gayrt soğuk ve yağmurluydu. Yağmur dediysem öyle basit bir sağanak yağmur değil, bayağı şiddetli dolu yağmasından bahsediyorum.

Öyle şiddetli bir dolu yağdı ki yerler bembeyazdı ve ağaclar ikiye ayrılmıştı. Bir yandan şimşek çakıyor diğer yandan gök gürüldüyor, dışarıda göz gözü görmüyordu. Zar zor kendimizi içeri attık. Hemen sobayı yaktık ve rahmeti izlemeye başladık pencerelerden. İçeride olduğumuz için güvendeydik ama yağan ceviz büyüklüğündeki yağmur taneleri bahçedeki bitkilere bir hayli zarar veriyordu. Biz bahçeyi seyrederken birden sokaktaki elektrik direğinde bir parlama meydana geldi. Kablolar büyük büyük kıvılcımlar çıkarttı saniyeler içerisinde. Ve ardından elektiriklerimiz gitti.

Elektriksizlik iyidir aslında; insanlar televizyona bakacaklarına birbirlerine bakıp sohbet ederler. Hava kararmış olduğundan evdeki aydınlatıcılar arandı hemen. Mumlar tükenmişti, ufak ışıldaklar yakıldı. Bir süre sonra onların da şarjı bitti. Ne yapsak ne etsek derken ananem içerilerden bir yerden tarihin tozlu sayfalarından bir gaz lambası çıkarıp getirdi.

Köy ve sürprizleri

Gaz lambasını romanlardan, filmlerden biliyoruz ama bir anda gerçek hayatta karşıma çıkınca daha farklı bir hisse sebep oldu.

İşte bu yüzden; şehirde yaşayamayacağım duyguları sürpriz şekilde ardarda yaşatabildiği için seviyorum köye gelmeyi!