DIĞER

Simya; bir hikaye yazma serüveni

Author

Büyük bir yükün altına girip "En az Dostoyevski kadar iyi bir hikaye yazabilirim" diyerek bir iddiaya girmiştim arkadaşımla. Daha önce yazılar yazıyordum ama hiç hikaye yazmamıştım. Zorlu olduğunu ve ilk anda mükemmel bir hikaye yazamayacağımı biliyordum. Yine de Dostoyevski'ye meydan okuma hoşuma gitmişti. 

100 yıl önce yaşayan bir ana karakter oluşturdum. Karakterin içinde bulunacağı alanlarla ilgili saatlerce okuma yaptım. Ana karaktere direkt giriş yapmamak için yan bir karakter oluşturdum. Yan karakteri anlatmak ana karakteri anlatmaktan daha kolay geldi. Öyle ki bi an o yan karakter ana karakterden rol çalmaya başlıyordu ki, kestim önünü. 

Haftalar süren uğraştan sonra tamamladım hikayeyi. Yaklaşık 20 sayfalık bir hikaye çıktı ortaya. Okuttuğum birkaç kişi çok beğendi. İddiaya girdiğim arkadaşım tatilde olduğu için henüz okumadı. Onun da beğenmesini umuyorum. İddiayı kazanmam zaten mümkün değil, sadece beğensin yeter. 

Ortaya çıkan iş ile ilgili beğenmediğim noktalar var:

1- Hikaye fazla uzamasın diye detaylı anlatılması gereken birçok yeri kısa kesmişim.
2- Fazla derinlik katamadım. Yüzeysel bir anlatım oldu. Bu durum hikayenin akıcılığını artıdı ve okumayı kolaylaştırdı ama dişe dokunurluğunu azalttı. 
3- Giriş bölümünden gelişme bölümüne geçişte çok zorlandım. Bir ara inancımı bile kaybettim bitiremeyeceğim diye. Daha fazla kurgu yaratıp bunları yazıya geçirmenin bu problemi azaltacağını düşünüyorum.

Hikaye nerede mi? Bulutta. İyi bir arkadaş olursanız, belki siz de okuyabilirsiniz.