EDEBIYAT

Nefretimi kusmak için yapıyorum

Author

Nefret ediyorum bu hayattan. Yaşadığım ülkeden, muhitten, çevremdekilerden... hele hele çevremdekilerden. Sahtekar, iki yüzlü, kendisini akıllı sanan mallardan.

Nefretimi kusmak için yapıyorum

Mal ne demek ki. Yabancılarda böyle bir kelime yok. sular seller gibi ybancı dil bilirim. buna yakın bir kelime yok. Neden mi... çünkü adamlarda mal yok.

Bir işe yaramayan, kendine bile hayrı olmayan sonradan görmelerle, insan formuna girmiş tek hücreli yaratıkların bir kademe üzerinde yer alan ama milyarlık hesapları olan öküzlerden nefret ediyorum. Bu insanları uzaktan görmeye bile tahammülüm yokken onlarla iş yapmak zorunda kalmak, söylediklerini dinliyormuş gibi yapıp, değer veriyormuş gibi yapıp onlarla birarada olmak gururuma hakaret gibi geliyor. Bu konuşmaların hepsi benim kırmadan incitmeden doğruyu, bırakın doğruyu mantıklı olanı anlataya çalışmamla sonuçlanıyor. Bazısı anlıyor, bazısı anlamıyor. Geçenlerde bir tanesi iş görüşmesi yaparken -benimle birlikte gitmişti, bir hizmet talep ettiğimiz adama döndü "sizi müşterimizle biraraya getirelim dedi". Allahın manyağı. bahsettiği "müşteri" hakkıında uluslararası yüzlerce dava açılmış bir dolandırıcı. Aradan birkaç ay geçti. İş olmadı tabii. Bana telefon etmiş "o müşteriyi boşver" diyor. Mal ne mi demek ? İşte bu demek.

Sülalemden de tiksiniyorum. Zaten yok ya. Beni doğruran, doğruup da sokağa bıraka, zaten kendisi büyür diyen kadından da nefret ediyorum. Gözlerimi kapatıp dünyayı görmeme engel olan, planlı bir şekilde beni insanlardan uzak tutarak başka insanların ve ailelerin nasıl yaşadığını görmeme engel olan ve bu sayede kendi sorumluluklarından kaçmaya çalışan, sorgulanmaktan kaçmaya çalışan o yaratıktan nefret ediyorum. Kendisine koca diye beş para etmez bir çulsuzu seçen taksilerden inmeyen sorumsuz, görüşsüz, etrafındaki o kalabalık sülalenin tek bir kişisini bile dinlemeyen, buna rağmen doğuran, doğurduktan sonra bile "yahu doğurdum, bari biraz geleceği düşüneyim" demeyen o beş para etmez varlıktan nefret ediyorum.

Nefret derken şimdi bu arap kanıyla yozlaşmış coğrafyanın insanlarının düşündüğü gibi kafa göz yarmaktan bahsetmiyorum. O kadar tiksiniyorum ki görmek, sesini duymak ve hatta telefonda o pis numaranın aradığını bile görmek tüylerimi diken diken ediyor. Tek duymak istediğim muhtarın arayıp "öldü gömün" demesi. Bir şişe güzel viski saklıyorum. Onu açacağım o telefon geldiğinde. Hayatımın her gününü azaplar içerisinde geçirmeme sebep olan, bu iğrenç insanlarla birarada olmamı mecburiyet haline getiren o onursuz insanı Yaradana devrediyorum. Adı ne ise, Allah, İsa, Musa, Manitu, Ateş, Ağaç, Odun, Odin, Zeus... Lanetleri beni doğuran o yaratığın üzerine olsun.

Olsun olsun ama bana ne ? Ben ilahi adalet istemiyorum. Zaten galiba ilahi adalet gerçekleşiyor. Ama bunun bana yararı yok. Ben dünyevi telafi istiyorum. Başkası bana yaptıkları yüzünden cezalandırılsa kaç yazar. Bana yapılan yapılmış. Zarar görmüşüm. Kimse dözüp "aaa sana bu yapıldı, bak yapanı cezalandırdık, sana da şunu verelim" diyor mu ? Yok, hayır. Siortanı ödemeyen işyerini şikayet etmek gibi. Devlet cezasını kesip alır ama sen zarara uğradığınla kalırsın.

Nefret ediyorum. İyi insan olmaya çalışıyorum. Dışarıdan bakarsan melek gibiyim. İçeriyi görsen korkarsın. Nefret de değil. Tiksiniyorum. Kanalizasyonda dışkı içerisinde yaşıyorum. Medeniyet adına hiçbirşeyim yok.

Rezalet.