HIKAYE

YILDIZLARA ANLAT PART 34

Author
YILDIZLARA ANLAT
PART 34

- Sence başımıza daha ne gelir?

- Bence uçak düşebilir şu an.

- Tövbe de be! Ben başımıza daha ne gelebilir ki? En kötüleri aştık. Daha da kimse duramaz önümüzde manasında demiştim.

- İşte ben de diyorum ki, söz konusu biz olduğumuz sürece her şey olabilir. Dünya üzerinde kaç kişi böyle bir ilişki yaşamıştır ki?

- Bilemem. Belki daha beterleri de vardır. Mesela hiç buluşamayabilirdik de...

- Evet. Mesela boşanmış olsaydık, sen o gün benimle irtibata geçmek zorunda kalmazdın. Belki de şu an başka bir kadınla evliydin. Çocukların filan da olurdu...

- Ada! Güzel bir şeyler söylemek için konuya girdim. Aldın nerelere getirdin....

- Olanı söylüyorum halbu ki... Neyse ama. Haklısın. Tadımızı kaçırmaya gerek yok.

- Dediğin gibi olacak öyle değil mi? Bunu asla unutmayacak ve affetmeyeceksin. Ömrümün sonuna kadar bu imayla yaşayacağım.

- Bilmem. Şu an için bir şey diyemem.

- Biliyor musun Ada? Umrumda bile değil. Sıç ağzıma gerekirse. Yeter ki her gece koynumda yat. Benim olduğunu bileyim. Her cezaya ve cefaya razıyım ben.

Ada'nın gözleri doldu. Nutku tutuldu bir an. Kaçışı huzur bulduğu tek yerde buldu. Tolga'nın omzunda. Başını yasladı. Elini de beline doladı. Saçlarını okşadı Tolga. Gözlerini yumdu ve derin bir nefes aldı.

Huzur buydu... Tanrıya şükretti. Hatasından döndürdüğü için, Ada'yı ona bağışladığı için...

- Tolga...

- Efendim aşkım?

- Seni... Çok seviyorum...

- Ben de seni seviyorum hayatım.

Sonunda... Sabır ve sonunda gelen selamet. Sevgi varsa çözülemeyecek şey yoktu çünkü. Batmazdı en büyük hatalar. Affetmek kolaylaşırdı. Tolga da içindeki sevginin büyüklüğüyle kalkmıstı kafasındaki onca sorunun altından. Ada da kalkacaktı. Bunu biliyordu.

Uçak hava limanına indi. Direk olarak Ada'nın evine gideceklerdi. Orası tamamen Ada'ya aitti. Babasının hiç bir yardımı olmadan almıştı Ada orayı. O yüzden rahatlıkla orada kalabilirdi.

Babasıyla alakalı tek bir şey duymak yada görmek istemiyordu çünkü. Tolga da otelde kalmaktan bu sayede vaz geçmişti. Evin tamamen karısına ait olması onu rahatlatmıştı.

Güvenlik kapısında bir hareketlenme vardı. Yarım deste polis kapıda geleni geçeni izliyorlardı.

- Bir şey olmuş her halde.

- Düşünsene bir katille yada teröristle aynı uçakta gelmişiz filan aslında.

- Ay,Allah korumuş o zaman....

Ada ve Tolga kapından geçtiklerinde bir terslik hissettiler. Polisler onlara doğru geliyordu. Ada'nın içi sıkıştı birden. Polisler pasaportunu istediğinde başı da dönmeye başlamıştı. Neden kimse değil de ondan istemişlerdi?

- Ada Hanım, bizimle karakola kadar gelmenizi isteyeceğiz.

- Ne? Ne alaka?

- Sebep ne?

Tolga araya girdi. Polisler Tolga'yı kenara çekilmek üzere ittiler.

- Suçum neymiş peki?

- Karakolda öğrenirsiniz hanımefendi. Zorluk çıkarmayın lütfen.

- Bana bir dakika verin lütfen.

Ada çantasından anahtarını çıkardı. Not defterine evin adresini yazıp,sayfayı yırttı ve Tolga'ya verdi.

- Ne? Sen karakoldayken ben eve mi gideceğim. Saçmalama!

- Git Tolga. Bir yanlış anlaşılma var belli ki. O kadar eşya ortada kalmasın. Haberleşiriz.

- Hayır. Hepsi yansın gerekirse. Çok da umrumda. Ben de geliyorum. Seni yalnız bırakamam. Deli misin?

- Tolga, ben avukatım unuttun mu? Akşam evde olacağım. Lütfen. Beni seviyorsan...

- Ada ne saçma bir yaptırım bu!?

Ada her şey yolunda der gibi gözlerini yumdu. Polisler Ada'yı götürürken Tolga olduğu yerde kalakaldı.

(Arkası yarın 🤔)