ILIŞKILER

Hani inanmak başarmanın yarısıydı?

Author

Meslek hayatımın ilk günleri.. 18 yaşında kendimi hiç ummadığım bir yerde, yoğun bakımın ortasında bulmuştum. Lay lay lom hayatımın backstage kurulumunda.

Oryantasyon sürecimin son haftaları. yeni bir nöroşirürji vakası. Türkçesiyle beyin ve sinir cerrahisi. Çok uzun zaman hep orta yaş üzeri hastalara bakmaya alışmıştım. Bir gün genç bir vaka geldi. “İşte!” dedim, “Bu sefer gerçekten umut olacağım.”

Cem diyelim ismine. Üniversite öğrencisiydi. Hukuk 3. sınıf. Keşke benim çalıştığım hemşireye verilse de bütün gün ona baksam diye içimden geçiriyordum. Öyle de oldu. Tanısı GBM’di -en basit haliyle omurilik tümoru- Tanısını umursamamıştım. Sonuçta ona ben bakacaktım ve iyileşecekti. Cem’e kendimi tanıttım “Merhaba ben x, bugün hemşiren benim.” Yavaş yavaş hareket ediyordu. Söylediklerimi anlıyor fakat hafıza sorunu yaşıyordu. Bana “Hatırlıyor musun sen ben annem bodruma gitmiştik, ne güzel tatildi!” dediğinde, içimden bunları ona atlattıracağıma yemin ederek “Hatırlamaz mıyım, güzel eğlenmiştik.” diyerek bozmuyordum.

Cem’in tedavisi devam ediyordu. Çoğunlukla benim hastam oluyor, olmadığında da mutlaka yanına gidip onunla konuşuyordum. Günler geçtikçe Cem sorularıma cevap vermemeye, “neden ben” psikolojisine büründü. Ellerindeki his kayıplarını geçirmek için yanına gidip “Cem bak elini tutuyorum, haydi elimi sık bakalım.” dediğimde “Ah, pardon! Özür dilerim ben elinizi tutmak istememiştim.” diyordu. Bazen bana tenten okuyup okumadığımı soruyor; bazense ona kendimi tanıttıktan iki dakika sonra “sizi tanıyor muyum?” diye soruyordu. İnancımı yitirmeyecektim. Her gün muhabbet ettiğim arkadaşımdı o benim. Belki dost, belki yardıma muhtaç bir yabancı. Fakat kendime olan, mesleğime olan inancımdı aynı zamanda. Cem’in tedavisi durum kötüye giderek devam ediyordu.

Bir sabah dayanamayıp doktorunun yanına gittim ve ona Cem’in ne zaman iyileşebileceğini sordum. Doktor ise “Biliyorum istiyorsun fakat GBM’ler ölür.” dedi. İşte o zaman eyvah dedim. Hastamla aramla olması gerek ilişki bir arkadaş ilişkisine dönmüştü ve ben o saatten sonra her gün beraber olduğum arkadaşıma rahat bir son sunabilmek için devam edecektim. Günler geçti. Cem benimle konuşamamaya, hareket edememeye ve en sonunda nefes alamamaya başlamıştı. Ailesi gelip gidip onun için dua ederlerken, ben de sanki onun ailesindenmişim gibi sonu bilmiyormuşcasına inanıyordum.

Oryantasyonluğumun bittiği stuff olarak çalışan olduğum ilk gün hastam yine Cem’di. Fakat Cem artık benimle ne konuşuyor, ne elimi tutuyor, ne de bana tatillerimizi anlatıyordu. Cem’i o gün kaybettik. Kendi ellerimle bir arkadaşımı kefene sararken meslek hayatımında en büyük dersini o gün aldım. Haberi ailesine verirken annesine uzatmak için elime aldığım o peçeteyle kendi gözyaşlarımı sildim.

Ayıp ettin be Cem. Ben senin yüzüme bile bakmadan oradan yürüyerek çıkmana razıydım. Sen olamadın belki ama ben yine hiçkimse için ümidimi kaybetmeyeceğim.

Farkındalık yarattığın için teşekkür ederim. Hep genç kalacağının mutluluğuyla ve huzur içinde uyuman dileğiyle..