HIKAYE

Koskoca Araba Fabrikam var ama evladım bir araba isteyemiyor

Author

Bir önceki hikayemde gençliğimin travmatik olaylarını anlatmıştım, birçok insan hüzünlenmiş, birçok insan da “Hadi laaan sallamaaa” demişti. Aslında ağır travmalar henüz başlıyordu.. Serinin devam filmini çekiyorum hemde hiç spoiler vermeden.

Sene 2011, evlendim ve bir bebeğim olacak. O kadar büyük bir heyecan, öyle bir mutluluk ki anlatamam. (Bu biraz da hormonal bir durum, anlatsam da baba olmayanlar çok anlamayacak o yüzden çokta şaapmayın.)

Beklenen gün geliyor ve prenses artık hayatımda, Allah’ım bu nasıl bir mutluluk... Ama bi saniye, birşeyler ters gidiyor sanki. Bebeğim pek bir hareketsiz bakışları anlamsız, çok güçsüz, başını dahi tutamıyor, su gibi kayıyor ellerimden...

Herkes “daha bebek bu gelişir canııım” diyor ama, içim hiç rahat değil, birşeyler ters gidiyor, hissediyorum.

Artık dayanamıyorum ve kızımı kaptığım gibi gidiyorum doktorların kapılarını aşındırmaya, ilk gittiğim doktordan “Bişeyi yok bunun” yanıtını alıyorum, lokal bir rahatlama alıyor beni. Birkaç hafta idare ediyor bu durum ama bir zaman sonra yine aynı düşünceler sarıyor, sonra tekrar çıkıyorum doktor avına, Türkiyenin en iyisi olan doktorları geziyorum ve birinden sonunda yanıt alıyorum. “Bebeğinizin Nörolojik yada Genetik sorunları olabilir.”

Hayatımın “Tekrar yaşayacağıma ölürüm daha iyi” dediğim yegane dönemi başlıyor, kan tahlilleri, MR lar, Genetik testler,işitme testleri vs. gibi hem bebeğimi hem beni hırpalayan korkunç bir dönem geçiriyoruz.

Evet, bebeğim diyorum ancak şimdi 6 yaşında, hala altını bezlediğim, biberon ile su verdiğim, lapa şeklinde yemekle beslediğim %96 engelli bir fıstığım var. Halen net bir teşhisi konulamadı ancak yürüyemiyor, konuşamıyor, benimle en ufak bir iletişimi dahi yok. Tıbben önerilen tüm tedavilerin peşinden koşuyoruz. (Alternatif tıp, hocalar üfürükçüleri bile gezdiğim zamanlar oldu çaresizlikten.)Henüz müspet bir gelişme yok ,ama savaşmaya devam.

Bunları anlatıp neden içimizi şişirdin diyorsunuz haklı olarak

Şöyle ki;

1. Sağlığınızın, Sevdiklerinin sağlığının kıymetini bilin, daha değerli bir şey yok

Hani bu lanet olası paranın peşinden it gibi koşuyoruz ya, aslında hayat sizi sevdiklerinizle sınamaya başladığında anlıyorsunuz bir boka yaramadığını.

Bakın; Başımı sokacak bir evim, bir arabam, annesinin bir arabası, istediğimi yiyebileceğim, içebileceğim, giyebileceğim bir ekonomiye sahibim çok şükür fakat;

Benim hayatımı adadığım kızım benden 25 Kr'luk bir sakız dahi isteyemiyor...

Hani bazen bakkallarda marketlerde çocuklarınız yerli yersiz bişeyler istiyor sizden ve siz almayınca zırlayıp sizi rezil ediyorlar ya, ben her akşam yastığa kafamı koyduğumda bunu yaşayabilmek için Allah’a dua ediyorum.

Hani akşamları eve yorgun geldiğinizde çocuğunuz sizin tepenize çıkıyor bir rahat bırakmıyor ya, ben kızım bana bir adım atabilmesi için her akşam onu saatlerce çalıştırıyorum, kendime neredeyse uyku dışında hiç zaman ayırmadan.

Hani böyle her seferinde Anneeeğğğ Babaağğğ diye gelip kafanızı şişirecek şekilde yerli yersiz konuşuyorlar kafanızı ütülüyorlar ya, ben onun bana bir "baba" diyebilmesi için maddi-manevi o kadar çok şey harcadım ki. Bir "Baba" kelimesi için... Hala duymadım...

Hani böyle sabahın köründe kızınızın çantasını sırtınıza alıp elinden tutup hayıflanarak okula götürüyorsunuz ya, ben sizi gördüğümde yolumu değiştiriyorum, bi kenarda çocuk gibi salya sümük ağlıyorum. o kadar çok imreniyorum ki size, tahmin edemezsiniz.

Oynarken dizlerinin kanamasını, benim telefonumu atıp kırmasını, evi dağıtmasını, duvarları çizmesini, sokakta arkadaşlarından dayak yemesini,ağzının burnun çamur eve gelmesini, koşup sırtının terlemesini görebilmek için yaşıyorum bu hayatta.

Lütfen kıymetini bilin tüm bunların, yavrularınıza sarılın ve şükredin, Herşeye rağmen bende şükrediyorum.

2. Engelli evlatlarımızı hor görmeyin.

Bunu Kısa tutacağım, Bazen AVM lere, parklara gidiyoruz meleğimle, biz bir parka girdiğimizde ebeveyn ler canavar görmüş gibi çocuklarını alıp uzaklaşıyorlar hemen. Bunu yapmayın, bulaşıcı değil, evlatlarımızın da sosaylleşmeye ihtiyacı var.

Kapanışı Rahmetli Sakıp Sabancı’nın engelli evladı ile ilgili kurduğu cümle ile yapıyorum.

“Koskoca Araba Fabrikam var ama evladım bir araba isteyemiyor”