POLITIKA

Sarı saçlarından sen suçlusun !

Author

"Sarı saçlım hasretimsin sen,,, Karadantel Sokağı'nda ben..."

Hislerini gizleyip, ortalarda fıs fıs konuşmak için değil, düşündüğünü doğru düzgün söylemek, üzerine ölü toprağı serpilmiş ana muhalefet partisini kanlandırmak-canlandırmak için gelmişti. CHP'nin sarı saçlı kadından çok heyecana ihtiyacı olduğunun herkes farkındaydı. Zaten sarı saçları da ilk günlerde öylesine bir konuşuldu, sonra da üzerinde durulmadı. Üzerinde durulması gereken bambaşka bir şey vardı: Bu CHP'nin hali ne olacaktı? Daha ne olsundu? Yüzde 25'lik bir oy oranına kilitlenmiş, olduğu yerde zıp zıp zıplayan bir parti olmanın bile gerisine düşülmüştü son zamanlarda. O zaman canlanalım. Haydi Selin, çık konuş ! 

Sarı saçlarından sen suçlusun !

Çıkıp konuştu Selin. 16 Nisan referandumundan sonra ülkeyi acılara boğan YSK için 'doğru bulmuyorum' diyen bir genel başkandan daha çok sesi çıktı Selin Sayek Böke'nin. "Bitmedi" dedi ve ekledi: Referandum henüz sonuçlanmış değildir. Milyonların oyu çalınmıştır. Evet sonucu üzerinden kurgulanacak gayrimeşru olanı meşru kılacak her türlü siyaseti reddediyorum. 

Vatandaş; hakkını aramak, çalınan oyların hesaplarını sormak istiyordu ki Böke'ye sarıldı. Sonra Böke, yüzde 49'luk bir oy oranına ulaşmış Hayır dalgasını arkasını alarak daha çok ilerledi. Nerde ilerledi? Çalıştıkça çalıştı. "Referandum sonuçlarını AİHM'e götüreceğim" dedi mesela. Sonra 1 Mayıs'ta meydanlara çıktı; "Baskıya ve zorbalığa karşı, eşit ve özgür bir ülke hayali hayır bitmedi daha yeni başlıyor" dedi. Canını dişine takarak çalışan bir kadın sözcüsü vardı CHP'nin. Peki CHP'deki diğerleri ne yapıyordu? Diğerleri de çalışıyordu elbet. Ama birinin daha çok çalışmasının sıkıntıları ve sancılarıyla boğulan yönetim eşrafı, partide değişim isteyen herkesi bastırmanın peşindeydi. Ama cin; 16 Nisan'da şişeden çıkmıştı. Deniz Baykal'ı sustursan Fikri Sağlar, Sağlar'ı sustursan Muharrem İnce, İnce'yi sustursan partinin yorgun gençleri... o gençler susmuyordu ama.... O gençlerin en genci, en delikanlısı da Selin Sayek Böke'de kan, can bulmuştu: Sizin olsun makamınız da, mevkiniz de... İstifa ediyorum nokta. Sağlar'ı disipline verin, farklı sesleri kapının önüne koyun, naparsanız yapın CHP'nin yenilenmesini önleyemeyecektiniz. 

Bugün nitekim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, en beyefendi haliyle CHP'yi derleyip, toplamaya çalışıyor. "Baykal'a kızgınım, Selin'e kırgınım" diyor. CHP'de bir siyaset meydanı havası değil de, bir futbol stadyumu havası yaşanıyor. Kırılanlar, bölünenler, ayrılanlar... Ama kimse sormuyor. Yüzde 49'luk Hayır oyunu 2019'daki seçimlere kim taşıyacak. Tayyip Erdoğan'ın karşısına kim rakip çıkacak. Selin'e kırgınlıkla, Baykal'a kızgınlıkla siyaset olmuyor işte. Siyaset her daim canlılık istiyor. Bu noktada arkadan bir "Eyyyyy Kemal, titre. Yenileneceksin. Gençlere kulak ver, vermezsen gideceksin" sesi geliyor. Kemal Kılıçdaroğlu tüm zarifliğiyle bu sese kulak verebilir. Kırılmaları, incinmeleri önleyebilir. Siyaset çoğu zaman centilmenlik işidir. Centilmenlik; baskıdan, gururdan, hizipten güçlüdür. Bugün Selin Sayek Böke'ye "sarı saçlarından sen suçlusun" diye çıkışabilirsin ama o şarkının devamı da var, iyi düşün: Adresim aynı, kaderim aynı. Günlerim aynı, gecelerim aynı. Sarı saçlım, hasretimsin sen...