ILIŞKILER

İlk buluşmaya bir saksı hanımeli ile gidecek kadar sevebilirim

Author

İlk kez bir kıza kaç yaşındayken çiçek aldınız? 15 mi, 18 mi, 23 mü? Belki de henüz hiç almadınız. Ben söyleyeyim mi? 9 yaşındayken almıştım ben :)

İlk buluşmaya bir saksı hanımeli ile gidecek kadar sevebilirim

Romantizm ülkeden ülkeye, kişiden kişiye hatta yaştan yaşa göre değişen bir kavram. Eğer 9 yaşında bir çocuksanız ve aşıksanız, sevdiğiniz kıza verebileceğiniz en güzel çiçek hanımelidir. Ben de öyle yaptım. Tabii kızın onu saksıya koymasını beklemiyordum ki o da öyle yapmadı. Oturup yedik beraber içindeki balı :D Durun anlatayım.

Burçin diye bir kız vardı bizim mahallede. Mahalledeki tek kız arkadaşım oydu çünkü bir kişi bile kız evlat doğurmamış o dönemde. Allah, bizim mahalleden sanki bir futbol takımı çıkarmak istercesine 1990’lı yılların başında bizim mahallede ikamet eden tüm ebeveynlere erkek evlat vermiş. Burçinler de sonradan taşınmıştı zaten yoksa o da olmayacaktı.

İlk geldiği zamanlarda biz gereksiz yere tavır takınmıştık Burçin’e ve aramıza almamıştık. Bunun mantıklı bir sebebi bile yoktu. Arkadaş grubumuzun çoğunluğu onu istemeyince sürü psikolojisi olarak ben de istemiyormuş gibi yapıyordum ama saçma değil miydi? İçten içe arkadaş olmak istiyordum Burçinle ama sonra beni de aralarına almazlar diye korkuyordum.

Fakat öyle olmadı. Gel zaman git zaman ben Burçinle arkadaş oldum ve kimse beni dışlamadı. Ben arkadaş olduktan sonra diğerleri de arkadaş oldu Burçinle. Herkes birisinden bir ilk adım bekliyormuş meğer. En çok da Mehmet bekliyormuş!

Mehmet ki dünyanın ilk Meriç’i olabilir. Ara sıra unisex oyunlar da oynuyorduk tamam ama genellikle maç yapıyorduk ve Burçin sıkılıyordu. Bir zaman sonra Mehmet maçları bırakıp Burçinle seksek, evcilik gibi oyunlar oynamaya başladı çakal. Kıza yakın olabilmek için her şeyi yapıyordu it. Bununla ilgili daha sonra ayrı bir yazı yazarım şimdi bu yazıyı amacından çok saptırmak istemiyorum.

Arkadaşlar arasında en başlarda söylemiştim ben bir kere, Burçin benimki demiştim. Ağızdan çıkmış bir laf vardı yani. Ama Mehmet, racon falan tanımayarak benim o lafımı çiğnedi ve Burçin ile saçma sapan bir ilişki kurdu kendine.

Sonradan öğrendim ki Mehmet, kıza bizi kötüleyip duruyormuş. Ali şöyle, Veli Böyle, Mert senin hakkında böyle dedi falan. Sen ne pis bir adammışsın Mehmet! Mehmet yüzünden Burçin artık birimizle bile konuşmuyordu. Ama ben Burçin’in kalbine giden yolun bizim bahçede olduğunu çok iyi biliyordum.

Bahçesinde ebruli açmasa da hanımeli açan bir evimiz vardı bizim. Kimse şiir yazmamıştı bu hanımeline ama biz mahallenin çocukları bayılıyorduk bunun içinden çıkan bir lokmacık bala. En çok da Burçin…

Bir gün üşenmedim bir bir topladım hanımeli çiçeklerini ve döktüm Burçin’in yoluna. Mehmet’in çirkin planlarının hepsi çöktü tabii o an ve ben Burçin’in gözdesi oldum. Haa gözdesi oldum da ne oldu, hiçbir şey. En fazla saklambaç oynarken falan beraber saklanıyorduk biz budur :D 9 yaşındayız be. O zamanın aşkı bu kadar işte. Masum ve güzeldi ama.

Ve ne yazık ki çok sürmedi. Taşınıp gitti Burçinler. Biz de kalbimize gömdük aşkımızı tabii.

Yıllar geçti aradan. Geçtiğimiz gün evde telefon rehberini annemle dijitale geçerken tanımadık bir isim soyisim gördüm ve kim bu diye sordum anneme. Burçin’in annesi demesin mi? Birden şimşek gibi çaktı aklıma çocukluk yıllarım, saklambaç oynarken saklandığımız bahçe, hanımeli çiçekleri…

O soyisimle Burçin’i arattım hemen internette. Birkaç sonuç çıktı ama onu hemen tanıdım pek değişmemiş yüzü. Ekleyip kendimi tanıttım, hemen hatırladı :) Konuşmaya başladık. Bir süre konuştuktan sonra e buluşup kahve falan içelim diye karar verdik. 

Çocukluk aşkımızı yıllar sonra göreceğiz küçük bir mevzu değil, biz de boş adam değiliz. Elimiz boş gitmedik tabii. 

Bizim bahçedeki hanımelinin kesilmesinin üstünden yıllar geçti zaten. Mevsim şartlarından ötürü başka bahçelerde de bulamadım hanımeli. Birkaç çiçekçi dolaştım ama oralarda da satılmıyordu. En sonunda büyük bir çiçekçide bir saksıcık bulup alabildim. Evet saksıyla gittim buluşmaya :)

Öyle mutlu oldu ki anlatamam. O olunca ben de mutlu oldum, hatırlamıştı o olayı ve bu güzel bir şeydi. Şimdilik her şey çok taze ve güzel ama zaman ne gösterecek bilmiyorum.

Ama yoruldum bu hayatta be. İnsanlara kendimi anlatmaktan çok yoruldum. Keşke ben anlatmadan bir hanım çıkıp beni anlasa da elini uzatsa. Bu sefer olur umarım.

İlk günden biraz fazla abartmış olabileceğimi düşünenler olabilir. Bu yaptığımın yanlış olduğunu düşünenler olabilir. Bunun kadınları korkutacağını düşünenler de olabilir. Hepsine vereceğim tek cevap şu: Ben buyum. Bu yaştan sonra değişmek de istemem. Ve biliyorum ki bir gün beni bu halimle sevecek birisi de çıkacak. 

Hanımeli, benim bir kıza aldığım ilk çiçekti. Umarım bu aldığım sonuncusu olur. (Sonuncusu derken çiçek anlamında değil, kadın anlamında)

Teşekkürler okuduğunuz için.