DIĞER

Kedi gözü oyan çocuk ve bir çocuktan seri katil yaratmak…

Author


Eskiden bir konuyu protesto etmek, eylem yapmak ya da iktidarların aldığı yanlış olduğunu düşündüğünüz bir kararı geri aldırmak için sokaklarda, işlek caddelerde imza toplanırdı. İnsanlar sıraya girer ıslak imzasıyla ankete katkı sağlardı. Birkaç kampanyaya imza atmışlığım var. Ama şimdi o mecra da sosyal medyaya kaydı. Herkesin bildiği üzere en popüler olanı da change.org. İmzalar, katılımlar işe yarıyor mu açıkçası bilmiyorum. Bazı durumlarda ben de imza atıyorum. Dün gece facebook’ta sağa sola bakarken yine bir protestoyla karşılaştım. Urfa’da olduğu söylenen birinin sırf “zevk” için küçük bir kedinin gözlerini oyduğunu, bunu sosyal medyadan ballandıra ballandıra anlattığını ve bu kişinin yakalanması için imza kampanyası başlatıldığını gördüm. Haliyle imzamı çaktım.

Kedi gözü oyan çocuk ve bir çocuktan seri katil yaratmak…

KURBAN TRAVMASI

Tam bu adamın bir an önce yakalanması ve gerçekten ceza alması gerektiğini düşünürken, dün metroda yanımda oturan kadın ve karşısında ayakta dikilen adamın konuşmaları geldi aklıma. Önce başkalarının konuşmalarına kulak misafiri olmanın verdiği “ayıp” duygusuyla yanımdaki arkadaşımla konuşmaya başladım. Ancak ses yüksek, konu ilginçti, dayanamadım. Duymamama imkan yoktu “ayıp mayıp” demeyip kulak kabarttım. Daha Şeker Bayramı’nı “idrak” etmemişken onlar Kurban Bayramı’ndan bahsediyordu. Yanımda oturan sarışın, uzun saçlı, iyi giyimli, beyaz yakalı olduğu her halinden belli olan kadın, henüz 7-8 yaşlarındayken dedesinin kendisine zorla kurban kesilme anını seyrettirdiğini, hatta koyunu tutturduğunu bu nedenle çok ağladığını ve hala o travmayı üzerinden atamadığını anlatıyordu karşısında duran entel gözlüklü, sırt çantalı, 40’lı yaşlarının başında olan öğretim görevlisi kılıklı adama. Günlerce ağladığını ve hala bu nedenle et yiyemediğini, hayvanlara çok üzüldüğünü vs.

POTANSİYEL BİR KATİLLE GURUR DUYMAK

O entel gözlüklü, sırt çantalı, öğretim görevlisi kılıklı adam ise dikkatle dinliyordu, sarışın, uzun saçlı, beyaz yakalıyı. Sonra konuşma sırası ayakta dikilen adama geldi. Ses tonu biraz önceki onama vs. gibi kısa cümleler kurduğu tondan biraz daha fazla yükselmişti. Kurduğu cümleler karşısında onu duyan herkes sanırım benim gibi hayret etmişti. Ooooo o da neymişti ki 5-6 yaşlarındaki oğlunun en sevdiği faaliyet hayvanlara eziyet etmekti. Yani o yaştaki oğlunun önüne bırakın kedi, küçük baş hayvanı, boğa verseniz gözünü kırpmadan keser, parça-pinçik ederdi. Kan gördüğü zaman adam (5-6 yaşlarındaki çocuk) zevke gelirdi. Kime çekmiş bilmezdi, kendisi de küçükken koyun falan kesilirken seyrederdi ama kesmek için hiç cesaret edememişti vs. vs.

SERİ KATİLLİĞE HEVESLENDİRMEK

Uzun boylu, entelin konuyu uzatmaya, ballandıra balladıra anlatmaya niyeti vardı, ama karşısındaki sarışının kısık sesli tepkisizliğinden ve biraz da ürktüğünden olsa gerek, ses tonunun dozunu düşürdü. Bir de sanırım benim bu cümleleri duyduktan hemen sonra kadının sessiz kalışına ve tepemde dikilen potansiyel seri katil adayının “babasına” bakışım “muhabbetin” sonlanmasına neden oldu. Oysa o kadar isterdim ki “Umarım oğlun seri katil olduğunda önce seni keser” demek, ona dünyadaki hemen tüm seri katillerin önce hayvan keserek “işe” başladıklarını anlatmak ve orada, metroda, herkesin içinde tüm bunları suratına bağıra bağıra söylemek… Önce başkalarının özel konuşmalarına kulak misafiri olmanın verdiği “ayıp” davranışım nedeniyle sustum, sonra ikisine de iğrenerek bakışımın hakkını verdiğimi, ardından büyüdüğünü ve seri katil olduğunu göremeyeceğim bir çocuğun babasıyla tanıştığımı düşündüm. Onlar mı kendi kendime söylenmemden ve bakışımdan rahatsız olmuş olacaklar ki ilk durakta inip biraz “yürümeyi” tercih etti, bana ve bu iki ruh hastası insanı dinleyenlere de arkalarından bakmak kaldı.