ILIŞKILER

Beni Tinder'dan like etsene!

Author
Beni Tinder'dan like etsene!


Tek tek kızların fotoğraflarını geçiyor, parmağını sağa doğru kaydırıp bir hamleyle hareket ettirerek. Bazılarına iştahla bakıyor, her bir detayı baştan sonra inceliyor. Yan gözlerle bakıyorum. "Telefon numaraları yazmıyor mu?" diye soruyorum. "Keşke olsa, bak mesela şunun!" diye iç geçiriyor. Ekrandaki kız, iki kilo dudak, 5 cc botoks ve bilimum dolgu malzemesiyle doldurulmuş bir kadınlığa ihanet hikayesi ve mutlak bir hilkat garibesi olarak sırıtıyor. Üst dudağı sanki şişirilmemiş de eksik kalmışçasına, bi de özel çabayla büzüştürülerek daha da büyümüş. "333 yapmak nostalji oldu" diyebiliyorum, yanımda salyasını silen arkadaşım olacak eril mahlukata. "Kıskanma şimdi kızım." O an gözümde canlanan sahneyi sen de gözünde canlandır istediğim için şunu oku o yüzden. Beş metre öteye gerileyip ayaklarımı yere sürtüp hız alarak suratına atlayıp pençelerimle tüm yüzünü dağıtıyorum. Bu da yetmiyor, kafasını patlatıyorum. Kan fışkırıyor ama nasıl.. Duvarın kirli beyazından artık eser yok. Kıpkırmızı! Duvarı kim temizleyecek şimdi diye tam düşünmeye başlamışken kafası patlamış arkadaşım hayretle yüzüme bakıyor. "Bunlar kadınsa, sizin gibiler ne acaba?" 

Beni Tinder'dan like etsene!

İkinci bir cinayet sahnesi daha gözümün önünden geçiyor ki, olayı  Tarantino filmine bağlamak istemiyorum. Acımıyorum aslında ama içimde her an bu gibi adamlara katliam yapmaya hazır kadını dizginlemeye çalışıyorum yalnızca.  "Ne yani! Bunu mu beğendin şimdi sen? Oğlum ben kadınsam asıl bu ve bunun gibiler ne! Şişme bebekten farkı yok ki!" 

"Ben şişme bebek seviyorum" derken gözündeki o kamaşmayı göreceksin. Ne güzel oyulur o gözler. İçlerine pamuk sokarsın, dili dışarı sarkar, salyasını akıtsın bakalım o zaman! 

Tam susacağım, "Kanka sen Tinder kullanmıyor musun?" diye söze giriyor yine. Ben de dayağa girişeceğim bi güzel ama tutuyorum ya kendimi, soğukkanlılığımı görmelisin, çok cool'um. "Yok, saçma o işler!" 

"Bak mesela bu yavru nasıl? Adı Gizem'miş. Dur bi' like atayım da belki o da beni like'lar. Fotoğrafım nasıl bu arada? İş paslar mı dersin?" 

İki yıl önce bambaşka bir dili konuştuğum arkadaşımın gözlerimin önünde hiç tanımadığım bir herife dönüştüğünü adımı adım izlemenin şaşkınlığı üzerimde. Beni yerden yere vurmasını geçtim, kadınlığımı iki paralık etmesini geçtim, kadından anlamadığına dair artık hiçbir şüphem kalmadı! Zaten Elmas'ı bıraktığında gerçekten elmas  gibi bir kızı kaçırdığını daha o gün anlamıştım. Şimdi kalkmış saçmasapan gecelik ilişkiler peşinde koşuyor, üstelik her gün bir yenisiyle soluksuz bir ilişki hayatı yaşıyor. Tinder minder demeden bir günü geçmiyor, ekran üzerinden yaşı kaç olursa olsun kadın fotoğraflarını beğenmeden kendini alamıyor. Bu konuda mastır yapmış biri varsa, işte tam karşımda, dünyanın en seks manyağı adamı olarak duruyor, bir de yetmezmiş gibi bana bok atıyor. Yok, cool'luk da bir yere kadar! 

"Hadi sen de yükle şu aplikasyonu da biraz eğlenelim." Nasıl yani? (Kafayı sıyırmış, haberi yok!) Ya kızım, o kadar da kötü bir şey değil. Gel sevgili yapalım sana buradan. Olmadı şutlarsın sonra. Gel bi bak, adam beğen şuradan." 

Ya ben çok geri kafalıyım ya da bu çok akıllı! "Yok" diyebiliyorum yutkunarak. "Beni zorlamasana. Ben iyiyim böyle." "İyi olduğuna şüphem yok. O yüzden beyaz atlı prensin, beş yüz yıl sonra gelecek, sen de nihayet yüzyıllık uykularından uyanacaksın. E, günaydın!" 

Arkadaşım denecek p.z.v.n.k giderek kabalaşıyor. Ulan bir Tinder kullanmak, adamı böyle manipule ediyorsa, yok ben almayayım! Sonra parmağı bir an duruyor. Sağa kaydırdığı ekranda tanıdık bir yüzü görmüş gibi yüzü aydınlanıyor, sonra dudağı düşüyor, gözlerinde bir karartı oluyor. "Ne oldu?" diyorum, bir hışım elindeki telefonu alıyorum. Elmas Taşörmez, 27, İzmir. Altında neler yaptığı, neleri sevdiğiyle ilgili informatik bilgiler, sunum için epey zaman harcanmış belli ki. "Vay anasını Elmas! Bizim Elmas bu!" Seninki çok fena bozulmuş. "Ne o, Elmas, Tinder'da olamaz mı!" 

"Bi..bi...bilemedim. O hiç böyle bir kız değildi. Yani Instagram'a bile on ay sonra fotoğraf yükleyen biriydi." E, koymuş işte bu defa. Tinder'da arkadaş markadaş, sevgili mevgili artık ne yapmak istiyorsa, bak fotoğrafını yüklemiş, bilgilerini geçmiş. Karşınızda alkışlarla Elmaaaaas Taşörmez. Ne güzel işte... 

Ekranı kapatıyor, Kent Switch'in hiç patlatmadığı patlangacını patlatıp mentole boğuluyor. Biraz önceki şişme dudaklı Barbie'yi çoktan unutmuş, belli. Gerçek ilişkiler lafa karışınca, sanal gerçeklikler hızla uzaklaşıyor mu yoksa başka başka sebepler mi, bilemiyorum. Yüzü düşmüş, sigarasının külü iyice uzamış, dalıp giden arkadaşımın deminki yapış yapış tavrını gölgeleyen Elmas'ın yüzü geliyor aklıma. Fotoğrafta ne güzel gülümsüyor. Sonra yanımdaki hırtoya bakıyorum, dalgınlığı geçmiş. Eli telefona gidiyor, yine Tinder'ı açıyor, yüzüme sırıtarak bakıyor:  "Nerede kalmıştık?"