KÜLTÜR

Sen 44 oldun, ben 34, Tarkan...

Author
Sen 44 oldun, ben 34, Tarkan...

E özlemiştim, oldu bayağı... Nerede kaldın? Uzun zamandan beri Türkçe pop müziğiyle uzaktan yakından ilgim yok ama konu sen olunca bi' duruyorum. Hatta bak daha dün 90'lar Türkçe pop gecesi yapıp Mustafa Sandal'lar, Pınar Aylin'ler, Levent Yüksel'ler dinledim de seni elbette es geçmedim. En son 'Şeytan Azapta'yla dans ettiğimi hatırlıyorum. Şişeyi mikrofon yapmışım, kıvırtıp duruyorum. Bu şarkıda kıçını kaldırmazsan olmuyor çünkü.

90'lar deyince... Bak yine bi' nostaljik oldum. Mustafa'yla (Sandal) o dönem platonik takılıyorum ama senin şarkılarınla yatıp kalkıyorum. 97 yılına ışınlanıyorum mesela;  ilk çıktığım çocuk, yaz aşkım, Didim'de akşam vakti yürüyoruz. Kafede bangır bangır 'Unut unut unut beni' çalıyor. Karanlıklar hiç yaz vakti üşütür mü; o gece çok üşüyorum. Benden önce şehre dönecek diye nasıl üzülüyorum, içim acıyor, kalbim çöküyor, amansız bir hastalık beni sarmış gibi. Sanırsın ölmüşüm, cenazeme gelecekler ah birazdan. Nasıl bir albüm yaptıysan artık o sene (Hatırlamayanlara hatırlatayım: Ölürüm Sana)  mahvetmiştin beni. Bu şarkı, onlardan sadece biri. O çocuk şimdi evli, bir de yeni bebekli. Hayat böyle böyle geçiyor, Tarkan. Her albümünden üç şarkını sağlam bilirim, net! Özlediğimde, aşık olduğumda, kızdığımda, kalbimi kazıdıklarında birkaç parça çalmasa senden, olmayacak gibi. Son yıllarda biraz ihmal etmişim, bak o kadar bilmiyorum yeni şarkılarını. Ama yok, bu seni unuttuğum anlamına gelmiyor pek. Mustafa'yla aşkım biteli oldu epey ama seninle aramızdaki bağ MFÖ'nün bünyede bıraktığı tahribatla aynı düzeyde, sen hiç merak etme. Ne diyordum...

Yeni albümün çıkacağını duyunca 20'li yaşlarım geldi aklıma. Ah Tarkan, artık ben de "Ben 20'li yaşlarımdayken..." gibi cümleler kuruyorum. '10'numaradan giriş yapıyormuşsun. 2010'da da 'Adımı Kalbine Yaz' albümünden sonra bir daha albüm çıkarmamışsın. (İşte atladığım yerler!) Duyduğuma göre albümde 14 şarkı varmış. Yine Aysel Gürel'leri , Sezen Aksu'ları, Nazan Öncel'leri konuşturmuşsun. İnsanı merakta bırakıyorsun. 

15 Haziran'da diyorlar... Ser verip sır vermiyor, hiçbir yerde çıkmıyorsun. Pardon Türk Sanat Müziği albümünü atlamışım, haklısın burada ayıp etmişim. Onu dinledim, birkaç rakı masasına da konuk olmuşluğu var; ruhumu mest etti ama efkarlanmak bana göre değil. Ah bu şarkıların gözü kör olsun! Yalan yok, bu konuda da bir üstadsın, hangi popçu eline su döker, kimse! Sana torpil geçmiyorum, elbette ki öyle! 

Şimdi yine nostalji yapıyorum da bu satıları yazarken fonda 'Kış Güneşi' çalıyordu. Sonra gelen şarkıyı ne sen sor ne ben söyleyeyim. Bir adamın zeytini, göbekten yediği yıllar... Bu kadarı olmamalıydı, Tarkan! 

Neyse... 15 Haziran'a şurada az kalmış. Tam bir hafta, yazıyla yedi. Biliyorum şimdi "Sabret inci tanem, bekle beni" diyorsun. Ah ne güzel diyorsun, şımarık şımarık! Ölürüm sana! Hadi artık bekliyorum, gül döktüm yollarına.

Sen 44 oldun, ben 34, Tarkan...