HIKAYE

Kackacuk...Ters Lale

Author

30 yaşına gelmiş esmer teniyle sessizlik içinde yaşayan sadece olması gerektiği toplum böyle buyurdu için ailesinin uygun gördüğünü adayla hayatını birleştirmiş bir ritüeli daha yerine getirmiş olmanın tekdüzeğiyle kırtasiyesinin kapılarını açıyordu bu soğuk ve anlamsız günde.Telefon kamerasıyla başlayan fotoğraf çekimleri büyük bir tutkuya dönüşmüş kafesinden özgürlüğe uçmanın alıştırmalarını yapan kuşlar gibi bıkmadan usanmadan fotoğraf çekmeye itiyordu onu.Telefon kamerasının yetmemeye başlamasıyla profesyonel makinalara geçişi uzun sürmedi.Yeni bir benlik algısı olmuş bambaşka biri olduğunu daha doğrusu bugüne kadar olduğu kişi olmadığını keşfediyor büyük bir haz içerisinde önüne çıkan herşeyi fotoğraflıyordu.İnsanları,hayvanları,çiçekleri,ağaçları,sokakları....Yaşadığı küçük yerde farkındalık yaratan aranan yüzü herkesçe bilinen yerel bir marka olmuştu.Fotoğraf makinası boynunda bir aksesuardan çok vücudunun en önemli organıymış gibi hareket ediyordu.Objektifi ruhunun dışarıyı keşfederken aslında özüne açılan büyülü bir kapı olduğunu biliyor her fotoğraf karesinde kendisini bulmanın dayanılmaz hafifliğiyle durmadan usanmadan deklanşöre basıyordu.Bu tutkusu onu yeni keşiflere itiyor her fırsatta evini işini dostları bırakıp doğaya koşuyordu.Bir bardak çayın cennet hissi yarattığı soğuk ve karlı günün ilk keşiflerini yaparken deklanşöre basmadan uzun uzun gülümsedi objektifteki çiçeğe...Ters laleler bütün ihtişamıyla yükselmiş boyunlarını bükmüşlerdi.Kara ve soğuğa meydan okuyup galip gelmiş bir gladyatörün ihtişamıyla beyaz örtünün üstündeki hayatın simgesiydi onlar.O an işte ben dedi kendinden bile saklamaya korkarak kendi dünyasında sessizce.Selimiye Camisi yapılırken Allahü Teala'nın doksan dokuz ismine işaret olsun diye çiniler üzerine doksan dokuz çeşit lale motifi işlenmesine emreden Mimar Sinan, motiflerin yanlışlıkla doksan sekizde kaldığını işitince "Öyle kalsın, kalsın ki acizliğimiz, kulluğumuz ortaya çıksın. Acizliğimize işaret olarak da doksan dokuzuncu lale motifi müezzin mahfili direğine kazınsın ama ters olarak" demiştir. O da böyle düşünmüştü hayatındaki bütün olgulara karşı tek doğrusu olan fotoğraf makinası.Kendi topraklarında ters laleye kackacuk deniliyor o andan sonra yaptığı bütün işlerde imzası olarak kackacuğu kullanacak,herkes ona kackacuk diye hitap edecekti.Bu büyük aşkın ortaklarıda vardı tabi ki oğlu Berken.Berkenin dünyaya gelişi ve büyümesi bu tutkuyla birlikte yol alıyor ama ona gerektiği kadar ilgi gösteremiyor bunuda farketmiyordu...tabi o ana kadar...o an güneş karardı dünya durdu bütün canlılar soluksuz hareketsiz öylece kalakaldılar...Kackacuk sokağı fotoğraflarken son defa deklanşöre bastığını hissetti.Oğlu karşında ağır ağır hareket eden mavi bisikleti hipnoz olmuşça takip ediyordu.Bu kare ona çok yabancı değildi ters laleyi gördüğünde de aynı duygulara kapılmış tı.Berken boynunu bükmüş hareket etmiyordu.Kackacuk makinasını indirip oğluna baka baka sessizce ilerledi.Aylardır kendisinden makinasını isteyen genç ve oldukça heyecanlı Burhan'a makinasını sattı.Ömründe hiç olmadığı kadar hızlı adımlarla bisikletçiye gidip mavi bisikletten satın alıp evine oğluna dogru koştu.Burhan ilk makinasının heyecanıyla ilk fotoğrafını çekmek için sokağa girdi düşünmeden kadranını daraltarak deklanşöre bastı.İlk fotoğrafında Kackacuk mavi bisiklete binmiş oğlunun mutluluğunu izliyordu.Kackacuğun son fotoğrafı Burhan'ın ilk fotoğrafı olmuştu.Yaşam bir ırmaktı yüzler ruhlar bedenler değişiyor ama duygular hep aynı kalıyordu.Bundan binlerce sene önce farklı bir bedende aynı ruhlar aynı heyecanı yaşamıştı Kackacuğun yüreği Burhan'ın ilk deklanşöre bastığı an bu seslerle yankılanıyordu

Kackacuk...Ters Lale