HIKAYE

Tanışma hikayemiz

Author

Biz ihsanla aynı şirkette çalışıyorduk. O genç bir mühendis, ben ise genç bir tercüman. O zamanlar simultanenin S sine bile yaklaşamazdım; japon amcalar uzun cümleler kurduğunda bir ağlama hissi gelirdi. Tey yavrum teyyyy neyse

Bir toplantı oluyor, bu toplantıda japon amca Türk yöneticilerden birini bir konuda sıkıştırıyor, ben tercüme yapıyorum. Türk yöneticinin canına tak ediyor ve ufaktan argo bir tepki veriyor. Ben -ki ben tercümanım ve biri ne derse onu aynen çeviririm, sorumluluğu bana ait değildir- Türk yöneticiye yardımcı olmak adına herhalde bilmiyorum sanırım melek kalpli olmaman kaynaklı 😀 Türk yöneticiye bunu böyle mi söyleyelim diyerek kendisini, tepkisini bir kere tartması için bir fırsat yaratıyorum. Türk yönetici ise bunun üzerine kendine geliyor ve “biz bu konuyu inceleyip raporlayalım” gibi bir yanıt vererek gerilimi tırmandırmanın ucundan dönüyor. Bunun üzerine ihsan diyor ki benim için “ne kadar iyi kalpli birisi”

İhsan’ın beni ofisteki herhangi birinden ayırması o an oluyor.

Bense kendisini zaten kesmekteydim. Uzun boyu, esmerliği, konuşmaları… git gide daha keser haldeydim çocuğu. Kendimi hayallere bırakacam ama bir sorun var, sevgilisi var mı bilmiyorum. Pek durumumu belli etmiyordum.

Aradan pek de fazla zaman geçmemişti ki yine bir toplantıdan Japon amcanın üzerine not aldığı bir kağıt vardı. O kağıdın üstündeki notlarda ne yazdığını ben zaten ihsanın ekibindekilere anlatmıştım. Yani Japonca yazıları okumuştum. Sonra ihsan yanıma geldi ve benden yazıların üzerine de not almamı rica etti. Ok dedim ver kağıdı. Kızım eda dedim bu çocuk sırf benim yanıma, masama gelip iki laf etmek için bu kağıdı getirmiş olabilir. Ben de ne yaptım. Yazıların bir kısmını çevirdim, bir kısmını bıraktım. Mantığım şuydu, eğer iş odaklı geldiyse geri döner buralarda ne yazıyor der, eğer ben odaklı ise hiçbir dönüş olmaz.

Hiç bir dönüş olmadı.

Sonraaaaa ben bir ayakkabı mağazasında çantamı çaldırdım. Bu olay bir pazar günü olmuştu ben de facebook’a durumu yazdım. Telefon da gittiği için insanlardan numaralarını falan istedim.

O zamanlar, bizim zamanımızda MSN diye bir şey vardı şimdiki gençler bilmez 🙂

MSN’den ihsanla yazıştık biz biraz bana geçmiş olsun falan dedi, ben zaten biraz sarsılmış durumdaydım fazla konuşamadım

Pazartesi sabah ofiste bilgisayarımın önünde bir paket vardı. İçinden anahtarlık ile bir not çıktı “kaybettiğin herşeyi geri getiremem ama en basitinden başlayarak telafi etmeye çalışabilirim”

Romantik değil mi? Benim için o zaman da şimdi de çok romantik bir hareket!

Sonra beni o hafta perşembe gününe kahveye davet etti. Ama perşembe gününe kadar o kadar çok mesajlaştık ki o kahve, yemeğe döndü.

15 Temmuz 2008 ilk buluşmamız

25 Temmuz 2009 düğünümüz

Ki ben evliliğe hakikaten meraklı biri değildim ama ikinci buluşmamızdan sonra evlensem evlensem bu çocukla evlenirim veya evlenmem diye düşünüyordum.

Evlilik teklifini daha önce yazmıştım tık tık

Geride bıraktığımız 8 yılın neticesinde fikrim şöyle, birlikte aynı saçmalıklara gülemediğin, geyiğin dibine vuramadığın, fiskos yapamadığın, en saçma sırlarını açamadığın bununla birlikte omuzundaki yükleri önemsemeyen-paylaşmayan biriyle evlilik eminim zor olur. Aşk,tutku,mantık…. herşey bir yere kadar….esas özünde sana göre “KAFA” biriyle evlilik gidiyor. Naçizane fikrim böyle…

Bu da benden minicik bir hikaye

Sevgiler

Yazının orijinali için tıklayın