ILIŞKILER

İntikam Sandığınız Kadar Lezzetli Bir Yemek Değildir, Soğuk Yense Bile...

Author

Ben bir kişisel gelişim uzmanı ve enerji terapistiyim. 15 senedir bu alan üzerinde uygulamalı ve teorik olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.

Mesleğimin avantajları kimi zaman şahsi hayatımda dezavantaja da dönüşebiliyor. Şöyle ki, bir enerji terapisti, muhatabının sözlerinin ve davranışlarının altındaki en derin, ve kök gerekçeleri tespit edebilir; ancak karşısındaki kişi "danışan" değilse, bu tespitlerini muhatabına belirtmez, muhatabına karşı kullanmaz ve daha yüzeysel bir çerçevede iletişim kurmaya çalışır; çünkü sizin yapacağınız tespitleri çoğu zaman karşı taraf dinlemeyecek, anlamayacak ve otomatik olarak defansif bir tutuma geçecektir, bunun da hiç bir kimseye faydası olmaz.

Dolayısıyla mesleğiniz çerçevesinde geliştirdiğiniz yetenekleri günlük hayatınızda kendi avantajınıza ve karşınızdakini "yenmek" amaçlı kullanamazsanız. Bana başvuran bir çok kişi, üçüncü gözünü; yani altıncı çakrasını açmak istediğini, bunun sebebinin de muhataplarının ne düşündüğünü bilmek istediklerini söylerler, kısacası muhataplarına karşı hayatta avantaj sağlamak adına bu yeteneklerini geliştirmek istediklerini belirtirler.

Oysa ki bizim yeteneklerimizi geliştirmemizin amacı muhataplarımız karşısında bir avantaj sağlamak değildir, hatta, tam tersi, bu yetenekler günlük hayatınızda size "yük" bile olabilir. Çünkü, dediğim gibi, karşınızdaki sizi dinlemeye hazır değilse, sadece onu "yenme" amaçlı, edindiğiniz bilgileri bir "kılıç" olarak kullanamazsınız, bu etik ve ahlaklı bir yaklaşım olmaz.

Hal böyle olunca, çoğu zaman daha "sığ" bir profille hayatınıza devam etmek zorunda kalırsınız, ve edindiğiniz bilgileri kendinize saklarsınız, bu bilgileri sadece kendi gelişiminiz adına kullanır ve değerlendirirsiniz.

Birçok kişisel gelişimcinin kendilerine saldıran kesime karşı "sessiz" ve "pasif" kalması da bu sebepledir. Oysa bugün, bir kişisel gelişimci edindiği bilgileri "kılıç" olarak kullanmaya kalksa, karşısındaki kişi geri dönülmez bir şekilde incinebilir.

Mesleki sorumluluk da burada doğar, kişisel gelişimci bu uğurda kendisinin incitilmesine, kimi zaman hakarete ve psikolojik baskıya uğramasını da gönüllü olarak kabul eder; zira kendisi incindiğinde bunu dönüştürmeyi de iyi bilir, ama karşısındakini incitirse, o kişi bunu dönüştüremeyebilir. Bu yüzden de, karşısındakine kalıcı bir hasar vermektense, geçici hasarın kendisi üzerinde oluşmasına izin verir. Tarihte var olmuş, tüm habercilerin ve ustaların da aynı tutumu izlediğini görebiliriz, "mucizevi" yetenekleri olduğu söylenen İsa çarmıha gerilmesine "izin" vermiştir. Bu izni verirken de insanlığa, tam da bu anlattıklarımı anlatmaya çalışmıştır; sevgiden doğan fedakarlık ve kabulleniş... İlaveten, büyük çerçevede, karşınızdakine yaptığınız herşeyi esasında kendinize yaptığınızı bilirsiniz ve kendinize yapılmasını istemediğiniz hiç bir tutumu da başkasına göstermezsiniz.

Elbette bu, bizler için çok ekstrem bir durum, zaten bu seviyeye ancak "peygamberler" ulaşabiliyor =) Ancak esasında, birçok kişisel gelişimcinin izlemeye çalıştığı yol da budur.

Bu yazıyı okuyorsanız, bu sayfayı takip ediyorsanız, belli ki sizlerin de belli bir seviyede farkındalığı var, en azından bilgiye açık bir yönü var. Bir çok insandan daha fazla sorguluyor, düşünüyor ve bilgiyi arıyorsunuz. Bu özelliğinizin kıymetini bilin ve sorumluluğunu alın.

Birileri sizi kırıyorsa, öfkelendiriyorsa, bilin ki, bunu yapıyor olmasının altında şahsına ait bir yara var, yani kendine göre bu kişinin de "çok geçerli" sebepleri var. Size yapılan bu davranış karşısında, zihinsel veya ruhsal "yeteneklerinizi" kullanarak bu kişilere karşı kılıç kuşanmayın, bu sizi hiç bir yere taşımaz. Ancak şunu düşünün, siz, size yapılan bu davranış karşısında neden öfkeleniyorsunuz, neden kırılıyorsunuz ve bunu nasıl dönüştürebilirsiniz.

Siz sağlam bir zihin ve ruha sahip olursanız, size yapılan hiçbir davranış, sizde bir iz bırakamaz. Dünyadaki tüm insanları kontrol etmek, onlara karşı mücadele etmek, ve onları "yenmek" imkansızdır, yorucudur, ve yıpratıcıdır, bunun yerine siz kendinizi nasıl güçlendirebilirsiniz bu konuya odaklanın.

Ben şu yöntemleri izlerim.

1. Karşımdaki kişi beni incitebiliyorsa, veya öfkelendiriyorsa, benim de aynı konu ile ilgili bir "hassasiyetim" var demektir. Bu hassasiyet nedir, benim yaram nedir ve bu yarayı nasıl onarırım? Zira, herkes bir diğerinin yansımasıdır, bu gibi bir olay benim başıma geliyor ise, bu olaydan benim de çıkarmam gereken bir ders mutlaka vardır. Soru şudur; ben bu olayı neden hayatıma çektim, neden yarattım? Siz kendinizde bu durumu şifalandırırsanız, sadece kendinize hizmet etmekle kalmaz, size zarar veren kişinin de yaralarına şifa olursunuz. İnsanlığa yapabileceğiniz en büyük katkı, esasında kendinize verdiğiniz şifadır. Çünkü hepimiz biriz, ve aynı özün parçalarıyız. Karanlık bir odaya ışık mı olacaksınız, yoksa, çevresine adeta radyasyon yayan toksik bir kaynak mı olacaksınız?

2. Karşımdaki kişi, yaralayıcı tutumunu istikrarla devam ettiriyor ise, sakin ve dingin bir yöntem ile saldırmadan bu kişiyi alanımdan nasıl çıkarırım? Bazen durumu stabil hale getiremezsiniz, evet peygamber değilsiniz, bu nedenle bazı olayları dönüştüremezsiniz, şifalandıramazsınız ve size karşı saldırı da devam etmektedir, böyle bir durumda da, daha fazla negatif enerjiye maruz kalmanın da bir anlamı yoktur, bu kişileri hayatınızdan sakince çıkarın, her kim olursa olsun ve bunu kendi iyiliğiniz ve sağlığınız için yapın.

3. İntikam, sizi sadece geçici bir süre rahatlatır, intikam öyle kuvvetli bir enerjidir ki (bedduaların tutması gibi) evet karşı tarafı yok edebilir, ancak enerji bumerang gibidir, yok etmeye odaklı kullandığınız enerji bilin ki sizin de enerji alanınızda kocaman delikler açıyor, yani hayat enerjinizi emiyor ve sizi hasta ediyor, ve ardından yok ediyor (kanser gibi).

Siz bu kadar değersiz değilsiniz, ve hiç kimse, kendinizi yok edecek kadar değerli değildir. Kendinizi bu kadar mı sevmiyorsunuz ve değersiz görüyorsunuz, bunu düşünün. Şahsım adına, hiç kimse kendimi yok etmeyi tercih edecek kadar benden daha önemli ve değerli değildir. Bunu hatırladığınız gün, sadece kendinizi korumak adına, intikam duygunuzdan vazgeçersiniz. Biz buna "affetmek" deriz, affetmek karşınızdaki kişinin davranışlarını yutmak veya onaylamak değildir, kendinizi sevdiğiniz için öfke duygunuzun SİZİ yok etmemesi adına, o kişi ve o kişiden doğan olumsuz duygulara tutunmayı bırakmaktır.

Unutmayın ki, muhatabınız, aynı tutumu hayatı boyunca, eğer bir aydınlanma yaşamaz ise, aynı şekilde devam ettirecek ve kendi kendisini zaten yok edecektir. Sizin bu konuda aktif bir eylem planı uygulamanıza dahi gerek yok, biz buna "karma" deriz. Karma bir adalet veya ceza sistemi de değildir, karma enerjinin daima kaynağına geri dönmesidir. Dolayısıyla, adalet ve karma bekçiliği yapmanıza esasında hiç de gerek yok, zira size zarar veren kişi, kendisine zarar vermektedir, ve bu davranışlarını devam ettirirse, en önce "yok olacak" kişi de kendisidir. Bu sürece siz de dahil olmak istiyor musunuz?

4. Bazen, bize yapılan o kadar büyük ve hazmedilmesi zor bir harekettir ki, kendinizi yok etmeyi göze alarak karşınızdakini de kendinizle birlikte yok etmek istersiniz. Bütün bu yazdıklarımı bilir ama yine de, "gerekirse ben de yok olayım ama o da yok olsun!" derken kendinizi bulabilirsiniz. Böyle bir durumda gidin boş bir defter alın, bu kişiye karşı öfkenizi, hakaretlerinizi, küfürlerinizi, beddularınızı defterinize dökün, taa ki rahatlayana kadar, yazın, yazın, yazın, arının, deşarj olana kadar. Öfkenizi asla içinizde tutmayın, dönüştürmekte zorlanıyorsanız, silahınızı duvara karşı ateşleyin, muhatabınıza karşı değil, ardından, dönün ve tekrar bu yazdıklarımı okuyun. Bunu kendinize yapmaya değer mi?

Başkasına karşı ateşlediğiniz her silah, mutlaka, şüpheniz olmasın ki, size karşı döner ve sizi vurur. Enerji daima kaynağına geri döner.

Kendi kendisini vuracak kişi siz olmayın.

İnanın, hiç kimse bu "intihara" değecek kadar sizden önemli değil.

Sevgilerimle

İntikam Sandığınız Kadar Lezzetli Bir Yemek Değildir, Soğuk Yense Bile...